Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/26574 E. 2013/6520 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2010/26574
Karar No
2013/6520
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : 23.06.2006 tarihli ek karar kaldırılarak, 09.03.1999 tarihli asıl kararla verilen 765 sayılı TCK'nın 493/1-son, 61, 81/2. Maddeleri gereğince verilen 1 yıl 1 ay hapis cezasının aynen infazına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih, 2006/5-182/182 sayılı kararlarında; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde duruşma açılarak karar verilmesi gerekir. Ayrıca yine genel kurulun 17.07.2007 gün ve 2007/6-165-179 sayılı kararı ve aynı yöndeki diğer kararlarında belirttiği gibi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının 223. maddesi uyarınca, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararları hüküm niteliğinde bulunduğundan, uyarlama yargılamasında, 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinin 1. fıkrasına göre, ister genel prensip uyarınca duruşmalı yargılamada, isterse ayrıksı yöntem benimsenmek suretiyle evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda verilmiş bulunan tür kararlar hüküm niteliğinde olduklarından, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY'nın 305. maddesinde belirtilen istisnalar dışında temyiz yasa yoluna tabiidir. Mahkeme tarafından yasa yolunun yanlış gösterilmesi veyahut başvurucu tarafından yasa yolunda yanılma; kabul edilebilir bir başvurunun sırf bu yanılgı nedeni ile reddini değil derhal görevli ve yetkili olan merciye gönderilmesini gerektirir. Zira asıl olan yasa yoluna başvuru hakkı sahibinin belirtilen sürede bu konudaki iradesini ortaya koymasıdır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya geldiğimizde; Sanık hakkında 09.03.1999 tarih ve 1998/1212-1999/219 sayılı karar ile 765 sayılı TCK'nın 493/1, 61 ve 81/2-3. maddeleri gereğince verilen 1 yıl 2 ay hükümlülüğüne dair kararın dairemiz tarafından 14.06.1999 günü onanarak kesinleştiği, anılan hükmün infazı sırasında 5237 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesi ile savcılık tarafından mahkemeden uyarlama talep edildiği, Mahkeme tarafından 23.06.2006 günlü ek karar ile duruşma açılmadan 5237 sayılı yasanın lehe olduğu belirtilerek 142/1-b, 143 ve 35. maddeleri uyarınca sanığın 7 ay hükümlülüğüne ve bu kararın hükümlüye tebliğine karar verildiği, kararda süre doğru bir şekilde 7 gün olarak belirtilmiş ise de; yasa yolunun yanılgılı olarak Ağır Ceza Mahkemesine itiraz olarak gösterildiği, ancak yukarıda anılan kararlara göre bu durumun yasa yoluna başvurmada bir engel oluşturmadığı gözönüne alındığında hükümlünün belirtilen süre de karara karşı herhangi bir başvurusu olmadığından usulüne uygun tebliğ edilen 23.06.2010 günlü hükmün bu şekilde kesinleştiği, 5728 sayılı yasa değişiklikleri sebebi ile savcılık tarafından mahkemeden infazın devamı, hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı ve anılan yasa değişikliklerine göre hükme esas teşkil eden kanunlarda yapılan değişikliklerle getirilen lehe kanun hükümlerinin belirlenmesi hususlarında ek karar talebinde bulunulduğu, Mahkemenin ise 23.06.2006 günlü ve kesinleşen hükmün ancak kanun yararına bozmaya konu olabileceğini düşünmeden duruşma açıp, yeniden somut olaya göre 765 ve 5237 sayılı Ceza kanunları ile yeniden değerlendirme yapıp bu kere 23.06.2006 günlü ilk ek kararı kaldırıp 09.03.1999 tarihli karar ile verilen hükmün aynen infazına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair 25.03.2010 günlü ek kararı verdiği ve sanığın da bu hükmü süresinde temyiz ettiği anlaşılmıştır. Daha önce hükümlü hakkında uyarlama yönünden değerlendirme yapılıp bir karar verildiği ve bu kararın da kesinleştiği, mahkeme tarafından aynı konuda yeniden değerlendime yapılarak verilen 25.03.2010 tarihli incelemeye konu kararın; 23.06.2006 ek kararın kaldırıldığına ve 09.03.1999 tarihli ilk kararın aynen infazına dair kısmının hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu, hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olan karara karşı temyiz talebinde de bulunulamayacağından, hükümlünün bu konudaki isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi gereğince isteme aykırı olarak REDDİNE, Ancak incelemeye konu 25.03.2010 tarihli anılan kararda; 5237 sayılı Yasanın 5728 sayılı Yasa ile değişik 231.maddesi yönünden de değerlendirme yapıldığına göre; "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına" ilişkin kararlara karşı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 gün ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5728 sayılı Yasanın Geçici 1 / 2. madde ve fıkrası ve 5275 sayılı Yasanın 98 ila 101. maddeleri uyarınca "itiraz" yasa yoluna başvurmanın olanaklı olduğu, "temyiz" olanağının bulunmadığı gözetilerek, 5271 sayılı CMK'nın 264/1. maddesi uyarınca sanık savunmanı yönünden yasa yolu ile merciinde yanılma, haklarını ortadan kaldırmayacağından, aynı maddenin 2. fıkrasına göre itirazı incelemeye yetkili ve görevli mahkemeye iletilmek üzere, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 28.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/26574, K. 2013/6520, T. 28.03.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2010-26574-e-2013-6520-k-1ff6a09eb71c