Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/17204 E. 2012/8859 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/17204
- Karar No
- 2012/8859
- Karar Tarihi
Cürüm işlemek amacı ile çıkar amaçlı suç örgütü oluşturmak ve gasp suçlarından sanık ...'nin, 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu'nun 1/1-2-6, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 495/1, 80, 59/2 (2 defa), 71. maddeleri uyarınca 15 yıl 15 ay 6 gün ağır hapis, diğer sanıklar ..., ... , ..., ... ve ...'nın 4422 sayılı Kanun'un 1/1-ikinci cümle-2, 765 sayılı Kanun'un 495/1, 80, 59/2 (2 defa), 71. maddeleri gereğince ayrı ayrı 14 yıl 14 ay 6 gün ağır hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair, Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 15/03/2002 tarihli ve 2001/9 esas, 2002/49 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanık ...'nin 5237 sayılı Kanun'un 220/1-3, 149/1 (2 defa), 150/2 (2 defa), 62. (3 defa) maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis, 4 yıl 2 ay hapis (2 kez), diğer sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'nın, anılan Kanun'un 220/2-3, 149/1 (2 defa), 150/2 (2 defa), 62. (3 defa) maddeleri gereğince ayrı ayrı 1 yıl 15 gün hapis, 4 yıl 2 ay (2 kez) hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin, ANKARA 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/06/2005 tarihli ve 2001/9 esas, 2002/49 kararına karşı Adalet Bakanlığının 19/05/2010 gün ve 2010/5837/31879 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/06/2010 gün ve KYB/ 2010/133362 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 11/06/2010 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 12/09/2006 tarihli ve 2006/359-7944 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı nazara alınarak yapılan incelemede, 1-5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe kanunun tespit edilip, uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, delil toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması imkanı sonraki kanun ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, dosya üzerinden karar verilmesinde, 2-5237 sayılı Kanunu'nun 150/2. maddesindeki "malın değerinin azlığı" kavramı ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim imkanı sağlaması dışında benzerlik bulunmadığı, "değer azlığının" 5237 sayılı Kanun'a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun daha çoğunu alabilme imkanı varken, yalnızca ihtiyacı kadar ve değer olarak da az olan şeyi alma hâlinde, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, kanunî ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, sanıkların cezasından 5237 sayılı Kanun'un 150/2. maddesi gereğince indirim yapılmasında, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiştir. TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın istemi üzerine dosyayı inceleyen Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 14.12.2009 tarih ve 68002 sayılı yazısında, “mahkemenin 23.06.2005 tarih ve 2001/9 Esas, 2002/49 Ek Karar sayılı uyarlama hükmünün kesinleşmediği, bu nedenle kanun yararına bozma istemine konu edilemeyeceğinin” bildirilmesi üzerine, dosyayı yeniden ele alan mahkeme tekrar dosya üzerinde inceleme yaparak aynı konuda “Tavzihli Ek Karar” başlığını taşıyan 04.01.2010 gün ve 2001/9 Esas, 2002/49 Karar sayılı uyarlama hükmünü kurmuştur. Bu durumda hükümlüler hakkında içerik olarak aynı olan iki ayrı uyarlama hükmünün bulunduğu dosya içerisindeki belgelerin incelenmesinden anlaşılmaktadır. Mahkemenin sonradan kurduğu ve bu nedenle hukuki değerden yoksun bulunan“Tavzihli Ek Karar” başlığını taşıyan 04.01.2010 gün ve 2001/9 Esas, 2002/49 Karar sayılı uyarlama hükmü yok hükmünde olduğundan, 23.06.2005 tarih ve 2001/9 Esas, 2002/49 Ek Karar sayılı uyarlama hükmü için yapılan incelemede: 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, hükümlüler yararına olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, yağma ve suç işlemek için örgüt kurmak ve bu örgüte üye olmak suçlarını oluşturan eylemler yönünden, önceki yasaya göre sonraki yasa suçun öğelerinde değişiklik yapmışsa bu hususların tartışılması ve değerlendirilmesi ve 5237 sayılı TCK’nın 61/1. maddesindeki ölçütler dikkate alınarak, temel cezaların ne şekilde saptanacağının takdiri ile bireyselleştirmenin yapılması için duruşma açılmasının zorunlu bulunduğu düşünülmeden , dosya üzerinden yazılı biçimde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirdiği ve kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın gönderme yazısı incelenen dosya içeriğine göre bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile yağma ve suç işlemek için örgüt kurmak ve bu örgüte üye olmak suçlarından hükümlüler ..., ... , ... , ... , ... ve ... hakkında Ankara 11.Ağır Ceza Mahkemesi’nden verilip kesinleşen 23.06.2005 tarih ve 2001/9 Esas, 2002/49 Ek Karar sayılı uyarlama hükmünün 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.