Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/1268 E. 2013/22136 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/1268
- Karar No
- 2013/22136
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: 09/05/2007 günlü karar oturumunda bulunan sanık ve savunmanının yüzüne karşı açıklanan hükmü savunmanının, yasal süreden sonra 07/06/2007 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmakla, yasal süre içinde temyiz başvurusunda bulunmayan sanık ... savunmanının bu konudaki isteğinin, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi gereğince REDDİNE, Sanıklar ..., ... ve ...’ın, yakınanlar ..., ..., ..., ... ve ...’a ait evlere girdiklerinin anlaşılması karşısında, konut dokunulmazlığını bozma suçundan 5237 sayılı TCK’nın 116 ve 119/1-c maddeleri uyarınca haklarında zamanaşımı içerisinde Cumhuriyet Başsavcılığınca işlem yapılması olanaklı görülmüştür. I-) Sanıklar ... ve ... hakkında yakınanı belirlenemeyen araçtan hırsızlık eylemi ile yakınanlar ..., ..., ..., ..., ..., ...’a yönelik eylemleri nedeniyle kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde; Sanıklar hakkında erteleme hükümleri değerlendirilirken, tekrar suç işlemeyecekleri yönünde olumlu kanaat gelmediğinden bahisle taleblerinin reddedilmesine karar verildiği, aynı gerekçenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK’nun 231/6-b. maddesi uyarınca da aranan şartlardan olduğunun anlaşılması karşısında; sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; Sanıkların yer göstermesi sonucu soba ve buzdolabının soruşturma aşamasında yakınan ...’e teslim edilmiş ancak kalan eşyanın iade edilmemiş olması karşısında; kısmi iade nedeniyle yakınandan rızası sorulduktan sonra sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nun 168/4. maddesinin uygulama koşullarının tartışılması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı biçimde uygulama yapılması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nun 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun, kendi altsoyları açısından koşullu salıverme tarihine; kendi altsoyları dışındaki kişiler yönünden ise, cezanın infazı tamamlanıncaya kadar süreceğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükamlerin açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkralarından TCY’nın 53. maddenin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılıp, yerlerine, “sanıkların, TCY’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, 3. fıkrası uyarınca da kendi alt altsoyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanıklar hakkında uygulanmamasına” cümlesinin yazılması suretiyle diğer yönleri, eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II-) Sanık ... hakkında kurulan hükümler ile sanıklar ... ve ... hakkında yakınan ...’a yönelik eylemi nedeniyle kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanıklar ... ve ... tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-) Sanık ...’nun yüklenen suçu işlemediği yönündeki savunmasının aksine, diğer sanıklar ..., ... ve ...’ın, soyut suç atma niteliğindeki anlatımları dışında, hukuka uygun, kuşkudan uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı kanıtlar bulunmadığının anlaşılması karşısında; sanığın beraati yerine yazılı biçimde hükümlülüğüne karar verilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de; sanığın mükerrir olması nedeniyle hakkında 5237 sayılı Yasanın 58. maddesinin uygulanmasına karar vermekle yetinilmesi gerektiği gözetilmeden ve 5275 sayılı Yasanın 108/4 maddesi uyarınca denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye ait olduğu düşünülmeden, infazı kısıtlayacak biçimde denetimli serbestlik süresinin 2 yıl olarak belirlenmesi, 2-) Sanıklar ... ve ... savunmanlarının son oturumda lehe olan hükümlerin uygulanmasını istemelerine karşın, 5237 sayılı Yasanın 51. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin bir karar verilmemesi, 3-) Sanıklar ... ve ... hakkında 5237 sayılı TCK’nun 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun, kendi altsoyları açısından koşullu salıverme tarihine; kendi altsoyları dışındaki kişiler yönünden ise, cezanın infazı tamamlanıncaya kadar süreceğinin gözetilmemesi, 4-) Suçun niteliği, cezanın türü ve süresine göre; hükümden sonra yürürlüğe giren değişiklikler karşısında; 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesi gereği sanıklar sanıklar ... ve ...’ın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.