Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/12220 E. 2013/7640 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2010/12220
Karar No
2013/7640
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi (Kapatılan ... 3. Asliye Ceza Mahkemesi) SUÇ : Hırsızlık, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Sanık ...’in Beyoğlu 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2004/875-753 esas karar sayılı; sanık ... ...’in ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/130-298 esas karar sayılı ilamları ile tekerrüre esas eski hükümlülükleri bulunduğu ve koşulları oluştuğu halde, haklarında 5237 sayılı TCK’nın 58/6-7. maddesinin uygulanmaması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Sanıkların yakınana ait araca giriş şekilleri, suça konu otomobilin olay sırasında kapılarının kilitli olup olmadığı konusunda dosya kapsamında herhangi bir bilgi olmaması, yargılama aşamasında ifadesi alınamayan yakınanın soruşturma aşamasında alınan beyanında aracının kapılarını kilitleyip kilitlemediği konusunda herhangi bir bilgi vermemesi, olay yeri inceleme raporunda da aracın kapılarında herhangi bir zorlama izine rastlanıldığına dair bildirimde bulunulmaması, aradan geçen zaman aralığı göz önüne alındığında şu aşamada araç üzerinde keşif yapılmasının da suç vasfının tayini bakımından bir fayda sağlamayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 141/1. maddesine uyduğu kabul edilip uygulama yapılması gerekirken, aynı yasanın 142/1-e maddesi ile hüküm kurulması, 2- Sanık ...’in yakalandığında, gerçekte kayınbiraderi ...’ın isim ve nüfus bilgilerini kullandığı, adli işlemlerin de bu isim üzerinden başlatıldığı, sanığın verdiği ismin gerçek kişi olduğu, bu şekilde gerçekleşen eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 268. maddesi aracılığıyla aynı Yasanın 267. maddesindeki iftira suçunu oluşturduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında iftira suçundan mahkumiyeti yerine, yazılı şekilde uygulama yapılması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ..., ... ve ... savunmanın temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, sanık ... hakkında görevli memura yalan beyanda bulunmak suçundan kurulan hükümle ilgili olarak, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca hükmolunan cezanın süresi bakımından kazanılmış hakkın korunmasına, 09.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/12220, K. 2013/7640, T. 09.04.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2010-12220-e-2013-7640-k-63a53ad4ed52