Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/27932 E. 2012/2612 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2009/27932
Karar No
2012/2612
Karar Tarihi

Sanık ...'ın, kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 168/1, 62/1, maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5-8. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulmasına; mala zarar verme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 151/1, 62/1, 52/1-2. maddeleri gereğince 2.000 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair SİİRT 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/06/2009 tarihli ve 2008/30 esas, 2009/259 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 09.11.2009 gün ve 2009/12846- 63000 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 08.12.2009 gün ve KYB/2009/ 259618 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 14.12.2009 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (Dosya kapsamına göre, kayden 20/10/1990 doğumlu olup, suçun işlendiği 10/10/2006 tarihinde 18 yaşını ikmâl etmediği anlaşılan sanık hakkında tayin olunan cezadan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 31/3. maddesi gereğince indirim yapılmamış bulunulmasında isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiştir. TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A I- Hırsızlık suçu için yapılan incelemede: Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 29.06.2010 gün ve 2010/11-70 Esas, 2010/159 Karar ve 03.05.2011 gün ve 2011/4-61 Esas, 2011/79 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kurumu, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir ‘hüküm’ değildir. Bu kararın verilmesi halinde, dava derdest olmayı sürdürmektedir. Bunun sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar,CMK’nın 223.maddesinde sayılan hükümlerden (mahkûmiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi, davanın düşmesi, adli yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararları) olmadığından, bu tür kararların yasa yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar da bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir. Söz konusu karar mahkûmiyet hükmü olmadığından CMK’nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (b) ve (d) bentlerinin; davanın esasını çözüp de mahkûmiyet hükmü dışında kalan hükümlerden olmadığından fıkranın (c) bendinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Ceza Genel Kurulunun 06.10.2009 gün ve 2009/169-223 sayılı kararında belirtildiği üzere “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararları CMK’nun 309. maddesinin (a) bendi kapsamında, CMK’nun 223. maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karardır. Kanun yararına bozma yasa yolu ise, temyiz ve istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlere karşı başvurulabilen olağanüstü bir yasa yolu olup, amacı, ülke sathında uygulama birliğine ulaşılması, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesidir. Bu yasa yoluna başvurabilmenin ilk ve temel koşulu, verilen hüküm veya kararın istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır. Bu kapsamda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itiraz yasa yoluna tabi bulunması nedeniyle, gerek itiraz edilerek gerekse itiraz yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde, olağanüstü bir yasa yolu olan yasa yararına bozma konusu yapılabileceğinde kuşku bulunmamaktadır. Ancak, yasa yararına bozma yasa yolunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinde aleyhe bozma yasağının sadece davanın esasını çözümleyen hükümlerle sınırlı olarak kabul edilmesi nedeniyle 5271 sayılı Yasanın 5-14. fıkralarındaki koşullar kapsamında denetlenerek, somut olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığı, ceza miktarı, daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkûmiyet, zararın giderilip giderilmediği, suçun İnkılap Yasasında belirtilen suçlardan bulunup bulunmadığı, Askeri Ceza Yasası ile 15 yaşından büyükler açısından 3713 sayılı Yasa kapsamındaki suçlardan olup olmadığı ve denetim süresinin doğru tayin edilip edilmediği gibi hususlara ilişkin hukuka aykırılıklar nedeniyle bozulabilecek, saptanan hukuka aykırılıkların yeni bir yargılamayı gerektirdiği ahvalde yeniden yargılama yapılarak karardaki hukuka aykırılığın giderilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilecek, yargılama gerekmeyen ahvalde ise hukuka aykırılık Yargıtay ilgili ceza dairesince veya Ceza Genel Kurulunca giderilecektir. Burada unutulmaması gereken husus, bu yasa yolunda denetlenenin hüküm olmayıp, hükmün üzerine inşa edilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olduğudur. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının dayanağını oluşturan mahkûmiyet hükmü ise; hükmün açıklanması, düşme kararının verilmesi veya yeni bir mahkûmiyet hükmünün tesisinden sonra temyiz incelemesine konu olabilecek ve ancak bu aşamadan sonra temyiz yasa yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde, koşulları bulunduğu takdirde yasa yararına bozma yasa yolu ile denetlenebilecektir. Görüldüğü gibi hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hükmün hukuken varlık kazanması halinde olağan ve olağanüstü yasa yolları denetimine konu olabileceğinden, henüz hukuken varlık kazanmayan bir hükmün ne olağan ne de olağanüstü yasa yolu denetimine konu edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği ahvalde hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların, yasa yararına bozma yasa yoluyla denetlenmesi olanağı bulunmamaktadır. Yasa koyucu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği mahkûmiyet hükmünün olağan yasayolu olan temyizen incelenmesini dahi yasaklamışken, henüz doğmamış bu hükümdeki hukuka aykırılıkların olağan denetim süreci sonlanmadan, olağanüstü bir yasa yolu olan “yasa yararına bozma” yasa yoluyla denetlenebileceğini kabul etmek yasa yollarında hakim olan temel ilkelere açıkça aykırılık oluşturacağı gibi, temyiz ve yasa yararına bozma yasa yolunun gerek başvuru koşulları, gerekse sonuçlarındaki farklılıklar ile olağanüstü bir yasayolu olan yasa yararına bozma kurumunun konuluş amacı nazara alındığında ileride telafisi mümkün olmayan sorunlara da yol açabilecektir. Bu itibarla, açıklanması geri bırakılan ve denetim süresince kesinleşmeyen hükmün içeriğine ilişkin olan hukuka aykırılıkların, “kanun yararına bozma” yasa yoluyla denetlenme olanağı bulunmadığından; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hırsızlık suçu yönünden bu nedenle konusuz kalan kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, II- Mala zarar verme suçu için yapılan incelemede: Kayden 20.10.1990 doğumlu olup suçun işlendiği 11.10.2006 günü 15 yaşını tamamlamış ve 18 yaşını ikmal etmemiş olan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 31/3. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirdiğinden ve bu nedenle kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın gönderme yazısı incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden kabulü ile mala zarar verme suçundan sanık ... hakkında, Siirt 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nden verilip kesinleşen 30.06.2009 tarih ve 2008/30 esas, 2009/259 sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309.maddesi gereğince BOZULMASINA, anılan Yasa maddesinin 4. fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında mala zarar verme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 151/1. maddesi ile hükmedilen 120 gün karşılığı adli para cezasından aynı Yasanın 31/3. maddesi ile 1/3 oranında indirim yapılarak 80 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, anılan Yasanın 62/1. maddesi ile cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak 66 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmedilen 66 gün karşılığının bir günü 20 Türk Lirasından paraya çevrilerek 1.320 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve mala zarar verme suçu ile ilgili olarak hükümdeki diğer bölümlerin korunmasına, 13.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2009/27932, K. 2012/2612, T. 13.02.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2009-27932-e-2012-2612-k-08f71fc98981