Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/25490 E. 2013/5281 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2009/25490
Karar No
2013/5281
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi (Kapatılan Tuzla Asliye Ceza Mahkemesi) SUÇLAR : Hırsızlık, Görevi yaptırmamak için direnme HÜKÜM : Kısmen beraat, Kısmen mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I- Üst Cumhuriyet Savcısı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK’nın 310/3. maddesinde öngörülen bir aylık süre geçtikten sonra hükmü temyiz ettiğinden, temyiz isteminin anılan Yasanın 317. maddesi gereğince tebliğnameye uygun olarak REDDİNE, II- Sanıklar ... ve ...’ın görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: Sanıkların eylemine uyan ve 765 sayılı TCK’nın 258/1-3. maddesinde tanımlanan suçun aynı Yasanın 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık olağan zamanaşımına bağlı olduğu ve suçun işlendiği 11.11.2003 gününden incelemenin yapıldığı tarihe kadar 104/2. maddesinde belirtilen 7 yıl 6 aylık sürenin geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ...’ın temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, adı geçen sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, III- Sanıklar ... ve ...’ın hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: Adli sicil kaydına göre kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanık ... hakkında, 5271 sayılı CMK’nın 231/5-14. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmıştır. Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- İddianamede sanıkların yakınanın sokakta park halinde duran 34 ... plakalı otomobilini çalmaya kalkıştıkları ve aynı anda otomobilin teybinin çalındığı iddiası ile iki ayrı suçtan cezalandırılmaları istemi ile kamu davasının açıldığı; mahkemenin yapılan yargılama sonucunda, otomobilin mülkiyetine yönelik hırsızlığa kalkışma eyleminden beraat, otonun teybinin çalınması eyleminden mahkumiyet hükmü kurduğu anlaşılmıştır. Oluşa, dosya içeriğine ve toplanan kanıtlara göre; sanıkların gece vakti yakınanın sokakta park halinde duran otomobilinin yanına geldikleri, bir cisim ile kapısını kanırtmaya başladıkları, bu sırada ihbar üzerine gelen polislerin otomobilin çevresini sarıp sanıkları zor kullanmak suretiyle yakaladıkları ve yakınana haber verdikleri, yakınanın kollukta verdiği ifadede “Otosunun tavan ve kapısında darbe izleri olduğunu, teyp başlığının yerinde olmadığını, direksiyon altındaki kabloların ve kaput kolunun koparıldığını” söylediği, olayla ilgili görgü tespit tutanağının düzenlenmediği, teybin ele geçirildiğine dair kanıt bulunmadığı, sanıkların da aşamalarda hırsızlık suçunu kabul etmedikleri dikkate alındığında; otonun çalınmaya kalkışılması ile teybinin çalınması aşamasında araya zaman aralığı girmediği ve eylemin kesintiye uğramadan devam ettirildiği gözetildiğinde, sanıkların eyleminin bütün halinde tek bir hırsızlık ya da hırsızlığa kalkışma suçunu oluşturduğu gözetilmeden; bütünlük arz ettiği için tek bir suçu oluşturan eylem bölünüp, bir bölümü için beraat, bir bölümü için de mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle, hükümde çelişki yaratılması, Kabul ve uygulamaya göre de; 2- 5237 sayılı TCY.nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY.nın 493/1-son maddesinde tanımlanan suçun öğelerinin farklı olduğu; yakınanın kolluk tarafından alınan ifadesine göre, otomobilinde kasten meydana getirilen hasarın hırsızlık suçunun yanı sıra ayrıca 5237 sayılı TCK’nın 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar vermek suçunu da oluşturduğu dikkate alınarak, bu suç yönünden de bir değerlendirme yapılması gerektiğinin düşünülmemesi, 3- 5237 sayılı TCK’nın 145/1. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK’nın 522/1. maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanıkların özgülenen kasıtları da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanakları varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması, 4- Kasten işlenen suçlarda hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olan ve 5237 sayılı TCK’nın 53/1-2-3. maddesinde öngörülen belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbirlerine hükmedilmemesi, 5- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.04.2007 günlü 2007/1-32-97 sayılı kararı ışığında; cezaların toplanmasına ilişkin düzenlemelerin infazla ilgili bir hüküm olduğu, 5275 sayılı Yasanın 99. maddesinde de kesinleşmiş hükümlülüklerin infaz aşamasında toplanmasının öngörüldüğü, anılan madde uyarınca bir kişi hakkında başka başka kesinleşmiş hükümlerin bulunması halinde, koşullu salıverme hükümlerinin uygulanabilmesi açısından mahkemeden bir toplama kararı isteneceği; hükmolunan her bir cezanın diğerinden bağımsız olup varlıklarını ayrı ayrı koruduğu, 5237 sayılı Yasada cezaların toplanması kurumuna yer verilmediği gözetilmeden, hükmolunan hapis cezalarının içtima ettirilmesi, 6- 5237 sayılı Yasa hükümleri lehe kabul edilip uygulama yapıldığına göre, hapis cezalarının seçenek yaptırımlara çevrilmesine ve ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken, aynı Yasanın 50 ve 51. maddelerinin hükme esas alınması gerektiği gözetilmeden, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesine aykırı olarak 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddelerinin hükme esas alınması suretiyle karma uygulama yapılması, 7- Sanık ... yönünden, suçun niteliği, cezanın türü ve süresine göre; hükümden sonra 08.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun Geçici madde 1/1. fıkrası yollamasıyla, aynı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231/5-14. madde ve fıkraları gereğince, hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, 8- 5271 sayılı CMK.nın 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerektiğinin düşünülmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ...’ın temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son. maddesinin gözetilmesine, bozmanın (1) numaralı bendinin temyiz başvurusu bulunmayan sanık ...’a da yansıtılmasına, 18.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2009/25490, K. 2013/5281, T. 18.03.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2009-25490-e-2013-5281-k-e2a9461f93f2