Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/22360 E. 2012/21240 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/22360
- Karar No
- 2012/21240
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanıklar hakkında hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; 5237 sayılı TCY’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, sanıkların olay günü gündüz vakti yakınıcının kapısını zorladıkları sırada yakınıcı tarafından fark edildiklerinin anlaşılması karşısında; eylemlerinin hırsızlığın yanında, gündüzleyin konut dokunulmazlığını bozmaya teşebbüs ve mala zarar verme suçlarını da oluşturacağından, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanıklar yararına olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunması gerektiğinin gözetilmemesi, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/2. maddesinde yer alan "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." biçimindeki düzenleme uyarınca, lehe yasa saptanırken karma uygulama yapılamayacağı, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleriyle 647 sayılı Kanun'un 4 ve 6. maddeleri hükümlerinin bir bütün olarak ele alınıp, 5237 sayılı Kanun'la karşılaştırılması gerektiği gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, 647 sayılı Kanun'un 4. maddesine göre para cezasına çevrilmesi suretiyle karma uygulama yapılması ve koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı Yasanın 145.maddesi uyarınca indirim yapılması, karşı temyiz bulunmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Suçu birlikte işleyen sanıklardan neden oldukları yargılama giderlerinin “ayrı ayrı” yerine,”müteselsilen” alınmasına hükmedilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2.maddesine aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından yargılama giderlerinin alınmasına ilişkin bölümünden “müteselsilen” kelimesinin çıkartılarak, yerine “sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmalarına” kelimelerinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.