Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/19906 E. 2013/3373 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/19906
- Karar No
- 2013/3373
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: 5237 sayılı TCK’nın 142.maddesinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, sanıkların , saat 03:00'da yakınanın işyerinin, yapılan keşif neticesi düzenlenen bilirkişi raporuna göre sağlam ve dayanıklı olduğu tespit edilen camını, demirden yapılma sandalye ile kırıp içeri girip, motorsikleti çalmaları şeklinde gerçekleşen eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b, 143., 168/1-4 (kısmi iadeye rıza gösterilmesi halinde ) , 31/3 (sanık ... için), 53, 151/1, 31/3 (sanık ... için ), 53. maddesinde belirtilen hırsızlık ve mala zarar verme suçlarının yanı sıra aynı Yasanın 116/2-4, 119/1-c, 31/3 (sanık ... için), 53. maddesindeki birden fazla kişi ile birlikte geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozma, suçunu da oluşturduğu gözetilmeden; lehe yasa belirlenip yazılı şekilde uygulama yapılması 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesine aykırı ise de; lehe yasa karşılaştırması sırasında, sanıkların hazırlık soruşturmasında yakalandıklarında; çaldıkları motorsikletini plakasız olarak bıraktıkları sokağı söyleyip, yakınana kısmi iadeyi sağladıklarının anlaşılması karşısında; yakınana kısmi iadeye rıza gösterip göstermediği sorularak sonucuna göre 5237 sayılı Yasanın 168. maddesiyle uygulama yapılıp yapılmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılmasına rağmen; 765 sayılı Yasa ile yapılan uygulamaya göre bulunan sonuç ceza açıkça lehe olduğu anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamış, Sanık ... hakkında erteleme hükümleri değerlendirilirken, tekrar suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat gelmediğinden bahisle talebinin reddedilmesine karar verildiği, aynı gerekçenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK’nun 231/6-b. maddesi uyarınca da aranan subjektif şartlardan olduğu dikkate alındığında adı geçen sanık hakkında; 5271 sayılı CMK’nun 231.maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Suçu birlikte işleyen sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları yerine 5271 sayılı CMK.nun 326/2. maddesine aykırı biçimde “müteselsilen tahsiline” biçiminde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hükümden “yargılama giderinin müteselsilen tahsiline” ilişkin bölüm çıkarılarak, “sanıklardan neden oldukları yargılama giderinin ayrı ayrı alınmasına” karar verilmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.