Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/18687 E. 2011/6110 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/18687
- Karar No
- 2011/6110
- Karar Tarihi
Yağma suçundan sanık ...'nin, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 497/2, 59/2, 81/1,3. maddeleri uyarınca 18 yıl 9 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesinin 19/03/2004 tarihli ve 2003/192 esas, 2004/66 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a,c,d,62. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53/1-a,b,c,d,e bentlerinde yazılı haklardan yoksun bırakılmasına, anılan Kanun'un 58. maddesinin de infaz aşamasında gözetilmesine ilişkin aynı Mahkemenin 14/07/2005 tarihli ve 2003/192 esas, 2004/66 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 31/07/2009 gün ve 2007/8471/41332 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 28/08/2009 gün ve KYB.2009/190644 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 08/09/2009 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 12/09/2006 tarihli ve 2006/359-7944 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı nazara alınarak yapılan incelemede, 1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe kanunun tespit edilip, uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, delil toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hüküm uygulanması imkanı sonraki kanun ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, dosya üzerinden karar verilmesinde, 2-Sanık ve arkadaşlarının, olay sırasında yakınan ...'ın el ve ayaklarını bağlayarak hürriyetini kısıtladıklarının anlaşılmasına göre, eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-a,c,d,e maddesindeki yağma suçunun yanı sıra aynı Kanun'un 109/2, 109/3-a,b maddesindeki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu da oluşturduğunun gözetilmemesinde, 3-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53/1-c maddesinde belirtilen kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkı ile vesayet veya kayyımlığa ait hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca koşullu salıverme tarihine kadar, diğer hak yoksunluklarının ise infazın tamamlanmasına kadar uygulanacağının hükümde gösterilmemesinde, 4-5377 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle 29/06/2005 tarihinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/3. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca, 01/06/2005 tarihinden önce işlenen suçlar yönünden, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre; Kanun Yararına Bozma istemine konu Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesinin 14/07/2005 tarih ve 2003/192 esas ve 2004/66 sayılı kararı ile verilen hükümde, “tebliğden itibaren 7 günlük süre içerisinde temyiz ve Yargıtay yolu açık olmak üzere karar verildi” şeklinde yazılması suretiyle yasa yoluna başvuru şekli ve süresinin usulüne uygun olarak gösterilmediği ve hükümlüye yapılan tebligatta da yasa yoluna başvuru şekli ve süresini içerir şerhin bulunmadığının anlaşılması karşısında, Ceza Genel Kurulunun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı kararı uyarınca hükmün kesinleşmediği ve kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği gözetilerek; 1- Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesinin 14/07/2005 tarih ve 2003/192 esas ve 2004/66 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, 2- Hükümlü ...'ye anılan karara karşı; “başvurabileceği yasa yolunun temyiz, merciinin ilgili Yargıtay Ceza Dairesi, sürenin ve başlangıcının kararın tebliğinden itibaren bir hafta, başvurunun kararı veren Mahkeme ya da dengi diğer bir Mahkemeye dilekçe ya da tutanak yazmanına sözlü olarak yapılabileceği” hususlarını gösterir biçimde açıklamalı olarak yeniden yöntemine göre tebligat yapılıp, buna ilişkin belge ve sunarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve hükmün temyizi halinde, esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na İADESİNE, 26.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.