Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/3044 E. 2010/13060 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2008/3044
Karar No
2010/13060
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: 5252 sayılı Yasanın 9.maddesinin 1. fıkrasına göre, ister genel ilke uyarınca duruşmalı yargılamada, isterse ayrıksı yöntem olarak evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda verilmiş bulunsun, sonraki lehe Yasa nedeniyle yapılan uyarlama ile ilgili, verilen ek kararlara karşı temyiz yasa yoluna başvurulabilecektir. 5271 sayılı CMK.nun 264. maddesi uyarınca da, kabul edilebilir bir başvuru olması koşuluyla Yasa yolunun veya merciin belirlenmesindeki yanılmanın başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağının anlaşılması karşısında; Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.06.2005 günlü, 2005/537 Müteferrik ve Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.07.2005 günlü 2005/877 Müteferrik sayılı itirazın reddine ilişkin karar ve sonraki işlemlerin yasal dayanaktan yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hükümlü ... savunmanının 15.06.2005 tarihli dilekçesinin temyiz istemi niteliğinde olduğunun kabulüyle, Kadıköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.06.2005 günlü, 2002/833-2003/17 sayılı uyarlamaya ilişkin ek kararla ilgili yapılan temyiz incelemesinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih, 2006/5-182/182 sayılı kararlarında ayrıntıları açıklandığı üzere; 5252 sayılı Türk Ceza Yasası'nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasa'nın "Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul" başlıklı 9. maddesinin üçüncü fıkrasında; "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir, "denilmiş, böylelikle, lehe yasanın saptanmasında başvurulacak yöntem düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca, sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Yasası'nın, önceden kesin yargı haline gelmiş olan ve 765 sayılı Türk Ceza Yasası'na göre kurulmuş bulunan bir hükümde değişiklik yapılmasını gerektirip gerektirmediğini saptamak ve gerektiğinde yeni bir hüküm kurmakla sınırlı uyarlama yargılaması, önceki hükümde sabit kabul edilen olaya, önceki ve sonraki Ceza Yasalarının ilgili tüm hükümlerinin birbirlerine karıştırılmaksızın uygulanmasını ve her iki yasaya göre ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini gerektirmektedir. Bu belirleme, herhangi bir inceleme, araştırma, kanıt tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmeyen; eylemin suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması ya da önceki hükümle belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdiri gerektirmemesi gibi hallerde, evrak üzerinde yapılabilecektir. Ancak; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmiş olması, cezanın, 5237 sayılı TCY'nın 61. maddesi gözetilerek tayin ve takdirinin gerekmesi, artırım ve indirim oranlarının belirlenmesinin takdiri gerekmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihinin söz konusu olması, seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerin değerlendirilmesinin gerekmesi gibi durumlarda, duruşma açılarak değerlendirme yapılmalıdır. İnceleme konusu karara gelince; 1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.05.2009 gün ve 2009/6-80-123 sayılı kararı ve dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, 5237 sayılı TCY’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY’nın 493/1-son maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, 765 sayılı TCY’nın 493. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen şahsi çeviklik yoluyla hırsızlık suçunun, 5237 sayılı Yasada birebir karşılığının bulunmadığı, 5237 sayılı TCY’nın 142/2-b maddesinde belirtilen ‘özel becerinin’ elde veya üstte taşınan eşyanın alınması hali ile sınırlı olduğu, anılan maddenin 765 sayılı Yasanın 493/1. madde ve fıkrasındaki şahsi çeviklik suretiyle engelleri kaldırıp hane veya diğer yerlere girmek biçiminde işlenen hırsızlık suçunun karşılığı olmadığı, sanığın gece sayılan zaman dilimi içerisinde yakınana ait 3. katta bulunan dairenin balkonuna şahsi çeviklik gerektirecek şekilde tırmanıp açık olan kapıdan içeri girmek suretiyle hırsızlık suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında; anılan Yasanın 142/2-b maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunun elde veya üstte taşınan eşyanın özel beceri ile alınması durumunda uygulanabileceği, eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Yasanın 116/1-4 maddesinde belirtilen konut dokunulmazlığını bozma suçunu da oluşturduğu gözetilmeden bu konuda değerlendirme yapılmaması, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını bozmak suçlarını oluşturan eylemleri nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı, ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması, 2- Kazanılmış hakkın suçun nitelendirilmesinin yapılmasında ve uygulanan yasa maddeleri yönünden olmayıp, cezanın süresi yönünden gözetilmesi gereken bir husus olduğu, uyarlama amaçlı Yasanın yanlış yorumlanması suretiyle infaz aşamasındaki lehe uygulamaların ise kazanılmış hak oluşturmayacağı dikkate alınarak hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCY’nın 493/1, 522, 59/2. maddeleriyle hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’nın aynı suça uyan 142/1-b, 143, 62/1; 116/2-4, 62/1, konut dokunulmazlığını bozma suçu yönünden ayrıca 5271 sayılı CMK’nun 253 ve 254. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddeleri ışığında; her iki Yasa hükümleri bir bütün halinde olaya uygulanarak lehe Yasanın saptanıp uygulanması zorunluluğu, 3- 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozmak suçlarını oluşturan eylem nedeniyle temel cezanın alt sınır aşılarak ne şekilde saptanacağının belirlenmesi, hırsızlık suçunun geceleyin işlenmesi yönünden artırım oranının takdiri, konut dokunulmazlığını bozma suçu yönünden uzlaşma hükümlerinin değerlendirilebilmesi ve önceki yasaya göre suçun yasal ögelerinde yapılan değişikliklerin tartışılması için duruşma açılması ve tüm bunların neden ve gerekçeleri gösterilerek hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... ve savunmanının temyiz itirazları ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 08.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/3044, K. 2010/13060, T. 08.07.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2008-3044-e-2010-13060-k-377f66ca29cc