Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/27376 E. 2012/11159 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/27376
- Karar No
- 2012/11159
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesi ile kabul edilmiş olup, daha sonra yürürlüğe giren 5560, 5728 ve 6008 sayılı Kanunlar ile uygulama alanı yeniden belirlenmiştir. Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CYY'nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Müessesenin yargılama yasasında düzenlenmiş bulunması da onun bu niteliğini değiştirmeyecektir. Ceza Genel Kurulunun 29.06.2010 gün ve 2010/70-159 sayılı kararında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, esas itibarıyla bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur. İlk karar, teknik anlamda hüküm sayılan, ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması halinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmü, ikinci karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği, varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır. Koşullu bir düşme nedeni oluşturan "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" müessesesi (mahkumiyet, suç niteliği ve ceza miktarına ilişkin) objektif koşulların varlığı halinde, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce ve re'sen mahkemece değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı taktirde hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelike uygulanacak, koşulların bulunmadığı veya uygulanmaması yönünde kanaate ulaşıldığı taktirde ise diğer kişiselleştirme nedenleri değerlendirilebilecektir Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 gün ve 346-25 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere, sanık hakkında sonuç cezanın tayininden sonra, hükmolunan cezanın iki yılı veya daha az süreli hapis cezası olması veya adli para cezası olması halinde, öncelikle yasal bir zorunluluk olarak 5271 sayılı Yasanın 231. maddesinin 5-14. fıkralarında düzenlenmiş bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığı, hiçbir isteme gerek kalmaksızın re'sen değerlendirilecek olumsuz sonuca ulaşıldığı takdirde, cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri ile 5237 sayılı Yasanın 50 ve 51. maddeleri yönünden bir değerlendirme yapılabilecektir. Hal böyle olunca; Mağdura ait işyerinin önündeki mazgalları kaldırıp içeriye giren sanıkların, henüz birşey almadan kolluk güçlerince yakalandıkları ve yakınanın hiçbir zararı olmadığı için şikayetçi olmadığını açıkladığı olayda, dosyaya yansıyan herhangi bir mahkumiyetleri bulunmayan sanıklar hakkında, anılan yasa maddeleri belli bir sıra içinde değerlendirilirken, denetime olanak verecek bir biçimde yasal ve yeterli gerekçelerinin ayrı ayrı karar yerinde gösterilmesi gerektiği gözetilmeden "...sanıkların sabıkasız hali ve yaşlarına göre kısa süreli hapis cezasının TCK. 50/3 maddesi uyarınca seçenek yaptırıma çevrilmesinin zorunlu olduğu, CMK 231 maddesine göre hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilemediği anlaşılmakla sanıklar hakkında CMK 231 maddesi uygulanmamıştır... " denilerek yasal anlamda dayanakları denetime olanak verecek şekilde gösterilmeden, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönlen incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 22.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.