Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/21142 E. 2010/4997 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/21142
- Karar No
- 2010/4997
- Karar Tarihi
Hırsızlık suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 35, 62 maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 58/6. maddesine göre verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108 maddesi uyarınca infazın tamamlanmasından sonra 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair, KADIKÖY 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/10/2007 tarihli ve 2007/4 esas, 2007/640 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 22/09/2008 gün ve 48672 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 16/10/2008 gün ve 2008/207077 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 03/11/2008 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; Dosya kapsamına göre; 1- Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28/12/2005 tarihli ve 2005/11724-19669 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 2. fıkrasında "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." 3. fıkrasında "Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır." şeklinde infaz rejimi ile ilgili düzenlemelere yer verilmesi karşısında, sanık hakkında Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 1997/1071 esas, 1998/298 sayılı mahkûmiyet hükmü sebebiyle ve tekerrüre esas olduğu gerekçesiyle, suç tarihinde yürürlükte olmayan, infaz rejimi ile ilgili bulunan ve sanık aleyhine hüküm doğuracak surette, hakkında hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezasından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesinde, 2- Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde uygulanacağı, süresi ve bu konuda karar verecek merci 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108. maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 5. fıkrası ile de tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde şartla salıverilmeye ilişkin hükümlerin uygulanacağının hükme bağlandığı, bu sebeplerle denetimli serbestlik tedbirinin süresinin infaz aşamasında 5275 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tayin ve tesbiti gerektiği gözetilmeden, infazı kısıtlar biçimde 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Dairemizin 10/10/2006 günlü bozma kararı üzerine sanık hakkında Mahkemece verilen 23/10/2007 günlü karar sanık savunmanı Av. ...'e 30/11/2007 tarihinde tebliğ edilmesine karşın, temyiz yasa yoluna başvurulmadığı; ilkeleri, Ceza Genel Kurulunun 30.01.2007 gün ve 9-18 sayılı kararında açıklandığı üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını, sürelerini ve şeklini kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiğinin belirtildiği; anılan kararda; “ ... yedi gün içerisinde temyiz hakkı bulunmak sureti ile Yargıtay yolu açık olmak üzere…” biçiminde, yasa yoluna başvuru süresinin ne zaman başlayacağı, nereye ve ne biçimde başvurulacağının gösterilmediği; sanık Savunmanına yapılan tebligatta da bu açıklamaların yer almadığı, bu nedenle yapılan tebliğin kendisine bağlanan sonuçları doğurmayacağı ve kararın kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında; Kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği gözetilerek; 1- Kadıköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/10/2007 tarih ve 2007/4 – 2007/640 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, 2- Sanık ... savunmanı Av. ...'e, anılan karara karşı temyiz yasa yolunun açık olduğu, başvuru süresini, merciini ve şeklini gösterir biçimde açıklamalı olarak yöntemine göre karar yeniden tebliğ edilip, buna ilişkin belge ve sunarsa temyiz dilekçesi de eklendikten, temyizi halinde esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 28/04/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.