Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/11866 E. 2010/1715 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/11866
- Karar No
- 2010/1715
- Karar Tarihi
Otodan hırsızlığa eksik teşebbüs suçundan sanık ...’ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-e, 143/1, 35. maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına sanığın mükerrir olması sebebiyle cezasının anılan Kanun’un 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına dair, FATİH 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/06/2007 tarihli ve 2005/1945 esas, 2007/467 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 18/03/2008 gün ve 2008/16161 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 05/05/2008 gün ve KYB.2008074683 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 30/05/2008 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
(7201 Tebligat Kanunu’nun 35/son ve Tebligat Tüzüğünün 55/son maddeleri uyarınca “Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşların ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişikler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır” şeklindeki düzenlemeye nazaran, söz konusu kanun hükmü uyarınca, Fatih 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/06/2007 tarihli ve 2005/1945 esas, 2007/467 sayılı karan, adı geçen sanık tarafından anılan mahkemeye hitaben verilmiş 19/12/2003 havale tarihli temyiz dilekçesinde bildirilen adrese, Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılıp kesinleştiği düşünülerek yapılan incelemede,
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28/12/2005 tarihli ve 2005/11724-19669 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin 2. fikrasında “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” 3. fıkrasında “Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hiikümler, derhal uygulanır.” şeklinde infaz rejimi ile ilgili düzenlemelere yer verilmesi karşısında, sanık hakkında Beyoğlu 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 1994/137 esas, 1995/72 sayılı mahkumiyet hükmü sebebiyle ve tekerrüre esas olduğu gerekçesiyle, suç tarihinde yürürlükte olmayan, infaz rejimi ile ilgili bulunan ve sanık aleyhine hüküm doğuracak surette, hakkında hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere
özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezasından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesinde, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de;
TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A
İncelenen dosya içeriğine göre;
Sanığın yokluğunda verilen kararda, yasa yolu bildirimi; “7 gün içerisinde yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar, sanığın yokluğunda açıkça okundu, anlatıldı” şeklinde olup, yasa yolu bildiriminde, sürenin başlangıcının bildirilmediği ve kararda yasa yoluna başvurma şeklinin gösterilmediğinin anlaşılması karşısında, Ceza Genel Kurulunun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı kararı uyarınca kararın kesinleşmediği, kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği, yukarıdaki açıklamalar ışığında hükmün henüz kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında;
1-) Fatih 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/06/2007 gün ve 2005/1945 esas, 2007/467 karar sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE,
2-) Anılan mahkeme kararının yasa yollarına başvuru süresini, merciini, yöntemi ve şeklini gösterir biçimde açıklamalı olarak sanık ... ’e tebliğ edilip, buna ilişkin belge ile sunarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına İADESİNE, 24/02/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.