Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2007/20567 E. 2010/15453 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2007/20567
- Karar No
- 2010/15453
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: 5252 sayılı Türk Ceza Yasası'nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasa'nm 9. maddesinin üçüncü fıkrasında, lehe yasanın saptanmasında başvurulacak yöntem düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca, önceki hükümde sabit kabul edilen olaya, önceki ve sonraki Ceza Yasalarının ilgili tüm hükümlerinin birbirlerine karıştırılmaksızın uygulanmasını ve her iki yasaya göre ayrı, ayrı sonuçlar belirlenmesini gerektirmektedir. Bu belirleme, herhangi bir inceleme, araştırma, kanıt tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmeyen; eylemin suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması ya da önceki hükümle belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdiri gerektirmemesi gibi hallerde, evrak üzerinde yapılabilecektir. Ancak; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmiş olması, cezanın, 5237 sayılı TCY'nm 61. maddesi gözetilerek tayin ve takdirinin gerekmesi, artırım ve indirim oranlarının belirlenmesinin takdiri gerekmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihinin söz konusu olması, seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerin değerlendirilmesinin gerekmesi, önceki yasanın türü veya süresi bakımından erteleme dışında bıraktığı ceza, yeni yasa tarafından erteleme kapsamına alınması gibi durumlarda, duruşma açdarak değerlendirme yapılmalıdır. İnceleme konusu karara gelince; 1- 5237 sayılı TCY'nm 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY'nın 493/1. maddelerinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, sanığın olay tarihinde gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde yakınana ait sokakta park halindeki aracın sağlam ve dayanıklı olan kilidini tornavida ile zorlamak suretiyle açıp düz kontak yapmak suretiyle çalıştırarak hırsızlık suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında; suçun anahtarla ya da diğer bir aletin anahtar gibi kullanılarak kilit açmak suretiyle gerçekleştirildiğine ilişkin kanıt bulunmadığı gözetilmeden, hırsızlığın aracın mülkiyetine yönelik olması da dikkate alındığında, eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık suçunu oluşturan eylem nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı, ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması, 2- 5252 sayılı yasanın 9/3 maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün, önceki ve sonraki yasaların ilgili bütün hükümlerinin somut olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 765 sayılı TCK.nu ile 5237 sayılı TCY.nın hükümlerinin ayrı, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümlerinin ayrı uygulanması gerektiği, maddi ceza yasasına ilişkin lehe uygulamanın infaz yasası gözetilerek reddine karar verilemeyeceği gözetilmeyerek, maddi ceza hukukuna ilişkin hükmün infaz hukukuna ilişkin hükümle karşılaştırılması, 3- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 23.2.1938 günlü 1937/23-1938/9 sayılı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 25.5.1999 günlü 133/142 sayılı ve benzer kararları ışığında, sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin ayrı, ayrı olaya uygulanarak, çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı, Mahkemece 765 sayılı TCK.nun hükümleri sanık yararına kabul edilerek anılan Yasa ile hükümlülük kararı verildiği halde, "5237 sayılı Yasada tekerrür nedeniyle artırım öngörülmediği gerekçesiyle" koşulları bulunduğu halde 765 sayılı TCY'nm 81/1-3. maddesinin uygulanmaması suretiyle, karma uygulama yapılması, 4- Kazanılmış hakkın suçun nitelendirilmesinin yapılmasında ve uygulanan yasa maddeleri yönünden olmayıp, cezanın süresi yönünden gözetilmesi gereken bir husus olduğu, uyarlama amaçlı Yasanın yanlış yorumlanmaması suretiyle infaz aşamasındaki lehe uygulamaların ise kazanılmış hak oluşturmayacağı dikkate alınarak, hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCY'nın 493/1, 522, 81/1-3. maddeleriyle hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY'nm aynı suça uyan 142/1-b maddesinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddeleri ışığında; her iki Yasa hükümlerinin bir bütün halinde uygulanarak, lehe yasanın belirlenip uygulanması zorunluluğu, 5- 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık suçunu oluşturan eylem nedeniyle temel cezanın alt sınır aşılarak ne şekilde saptanacağının belirlenmesi, bireyselleştirme amacına yönelik takdir hakkının kullanılması ve önceki yasaya göre suçun yasal öğelerinde yapılan değişikliklerin tartışılması için duruşma açılması ve tüm bunların neden ve gerekçeleri gösterilerek hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, 6- Uyarlama kararı ile önceki hüküm geçerliliğini yitirip ortadan kalktığı halde, ilk hükümdeki kararın diğer bölümlerine yollamada bulunularak yazılı biçimde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...'ın temyiz itirazı ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 07.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.