Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2007/20194 E. 2010/5774 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2007/20194
Karar No
2010/5774
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: A- Sanıklar ..., ... ve ... hakkında yakınan ...’a yönelik eylem nedeniyle kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde; Sanıkların eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 492/1-son. maddesindeki hırsızlık suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık genel dava zamanaşımının, suç tarihi olan 05.04.2000 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkındaki açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, B- Hükümlü ... hakkında yakınanlar ... ve ...’a yönelik eylemleri nedeniyle kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde; Çanakkale Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2003 günlü, 2000/257-2003/95 sayılı hükümlülük kararı sanık ... yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği, anılan karar dosyanın diğer sanıkları ..., ... ve ... savunmanının yasal süresi içerisindeki temyizleri üzerine, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 15.11.2005 günlü kararı ile, 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için, “diğer yönleri incelenmeksizin hükmün bozulmasına, bozmadan 5320 sayılı Yasanın 8/1. ve 1412 sayılı Yasanın 325. maddesi uyarınca temyiz talebi olmayan ...’ında yararlanmasına” denilerek bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyulup, bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen diğer sanık ...’da yararlandırılarak 12.05.2006 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesinin düzenleniş amacının, aynı hükümle cezalandırılan sanıklar hakkında birbiriyle çelişen hükümlerin verilmesinin engellenmesi ve temyiz yoluna başvurmayanlar aleyhine doğabilecek adaletsizlikleri önlemektir. Anılan maddenin uygulanabilmesi için; aynı mahkemece aynı kararla birden çok sanığın hükümlendirilmesi, sanıkların fiilinde bağlantı bulunması, hükmün Cumhuriyet savcısı, katılan veya sanıklardan bir veya birkaçı tarafından ve sanıkların tümünü kapsamayacak şekilde temyiz edilmiş olması, hükmün cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık nedeniyle sanık yararına bozulması ve bu bozmanın hükmü temyiz etmeyen veya kendileriyle ilgili temyiz bulunmayan sanıklara da uygulanma olanağına sahip olması gerekecektir. Suç unsurlarının oluşmaması, fiilin suç olmaması, cezanın azaltılması veya ortadan kaldırılmasını gerektiren nedenler de cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık olarak değerlendirilebilecektir. Sirayetin uygulanabilmesi için bozma nedeni ortak olmalıdır. Hükmün temyiz davası açanın şahsında mevcut olan cezayı azaltan ya da cezayı kaldıran bir nedenden dolayı bozulmuş olması halinde bozma diğer hükümlülere sirayet etmez. Kanıtlama araçlarına, Ceza Yargılama Yasasına ilişkin bozmalarla, şahsi hakka ilişkin bozmalarda sirayet olanağı yoktur. Bu nedenle hükmün diğer yönleri incelenmeden bozulmasından, hükmü temyiz etmeyen sanıkların yararlanma olanağı bulunmadığı gibi, somut olayda da 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere; adı geçen hükümlü hakkında temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden talep üzerine yada resen uyarlama yargılamasının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez. Yukarıdaki açıklanan nedenlerle, bozma ilamı sonrasındaki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanıklar ..., ... ve ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca adı geçen hükümlü hakkındaki davanın ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi, C- Sanıklar ..., ... ve ... hakkında yakınan ...’a yönelik eylem nedeniyle kurulan hükümlere yönelik temyize gelince; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Sanıklar başka bir suç nedeniyle kuşku üzerine yakalandıklarında, suçlarını kabullenerek, çaldıkları eşyaların bir kısmını sakladıkları ve sattıkları yeri göstererek, gösterdikleri yerde malların bir kısmının ele geçirilip yakınana teslim edildiğinin anlaşılması karşısında; yakınanın muvafakatı da sorulup sonucuna göre sanıklar hakkında 5237 sayılı TCY’nın 168/4. maddesindeki kısmi iade hükümlerinin uygulanma koşullarının araştırılıp tartışılmaması, 2- 5237 sayılı TCY’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY’nın 493/1-son. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, sanıkların olay tarihinde gece sayılan zaman dilimi içerisinde yakınana ait işyerinin sağlam ve dayanıklı olan pimapen yapıdaki kapısının kilidini sert bir cisimle zorlamak suretiyle açıp içeri girmek suretiyle hırsızlık suçunu işlediklerinin anlaşılması, karşısında; yakınanın şikayetçi olması da gözetildiğinde, eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Yasanın 151/1. maddesinde belirtilen mala zarar verme ve 116/2-4, 119/1-c maddelerindeki işyeri dokunulmazlığını bozmak suçunu da oluşturduğu gözetilmeden bu konuda değerlendirme yapılmaması, 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, sanıklar yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, öncelikle sanıkların yaptıkları işbölümü gereği suça doğrudan katıldıkları gözetilerek, işyeri dokunulmazlığını bozmak ve mala zarar verme suçları yönünden uzlaşma hükümlerinin değerlendirilmesi, uzlaşmanın gerçekleşmemesi durumunda, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık, mala zarar verme ve işyeri dokunulmazlığını bozmak suçunu oluşturan eylem nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı, ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması zorunluluğu, 3- Kabul ve uygulamaya göre de; Adli Emanette kayıtlı olup zoralımına karar verilen eşyanın isminin yanlış yazılması, Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... ile sanıklar ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlü ... yönünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 06.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2007/20194, K. 2010/5774, T. 06.05.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2007-20194-e-2010-5774-k-ee80a5e5fef5