Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2007/15361 E. 2010/5564 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2007/15361
- Karar No
- 2010/5564
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: A- Hükümlü ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde; İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.05.2004 günlü, 2004/126-464 sayılı hükümlülük kararı sanık ... yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği, anılan karar dosyanın diğer sanıkları ... savunmanı ile ...’nın yasal süresi içerisindeki temyizleri üzerine, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 18.10.2005 günlü kararı ile, 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için, “diğer yönleri incelenmeksizin hükmün bozulmasına, bozmanın 5320 sayılı Yasanın 8/1. ve 1412 sayılı Yasanın 325. maddesi uyarınca hükmü temyiz etmeyen sanık ... yönünden de geçerli sayılmasına” denilerek bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyulup, bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen diğer sanık ...’da yararlandırılarak 30.12.2005 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesinin düzenleniş amacının, aynı hükümle cezalandırılan sanıklar hakkında birbiriyle çelişen hükümlerin verilmesinin engellenmesi ve temyiz yoluna başvurmayanlar aleyhine doğabilecek adaletsizlikleri önlemektir. Anılan maddenin uygulanabilmesi için; aynı mahkemece aynı kararla birden çok sanığın hükümlendirilmesi, sanıkların fiilinde bağlantı bulunması, hükmün Cumhuriyet savcısı, katılan veya sanıklardan bir veya birkaçı tarafından ve sanıkların tümünü kapsamayacak şekilde temyiz edilmiş olması, hükmün cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık nedeniyle sanık yararına bozulması ve bu bozmanın hükmü temyiz etmeyen veya kendileriyle ilgili temyiz bulunmayan sanıklara da uygulanma olanağına sahip olması gerekecektir. suç unsurlarının oluşmaması, fiilin suç olmaması, cezanın azaltılması veya ortadan kaldırılmasını gerektiren nedenler de cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık olarak değerlendirilebilecektir. Sirayetin uygulanabilmesi için bozma nedeni ortak olmalıdır. Hükmün temyiz davası açanın şahsında mevcut olan cezayı azaltan ya da cezayı kaldıran bir nedenden dolayı bozulmuş olması halinde bozma diğer hükümlülere sirayet etmez. Kanıtlama araçlarına, Ceza Yargılama Yasasına ilişkin bozmalarla, şahsi hakka ilişkin bozmalarda sirayet olanağı yoktur. Bu nedenle hükmün diğer yönleri incelenmeden bozulmasından, hükmü temyiz etmeyen sanıkların yararlanma olanağı bulunmadığı gibi, somut olayda da 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere; adı geçen hükümlü hakkında temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden talep üzerine yada resen uyarlama yargılamasının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez. Yukarıdaki açıklanan nedenlerle, bozma ilamı sonrasında ki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanıklar ... ve ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca adı geçen hükümlü hakkındaki davanın ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi, B- Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyize gelince; Kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanık ... hakkında hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231.maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Sanık ... hakkında hırsızlık suçu nedeniyle kurulan hükümde, suçun geceleyin işlenmesi nedeniyle 5237 sayılı TCY’nın 143. maddesi ile yapılan uygulamada, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden ve takdire dayanıldığı da belirtilmeden cezanın en üst oranda artırılması, 2- 5237 sayılı TCK.nun 145.maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, sanığın özgülenen kastı ve olayın özelliği de gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği, sanıkların gece sayılan zaman dilimi içerisinde yakınana ait işyerinin kepenk ve kapı kilitlerini kırıp içeriden en kısa sürede alabildikleri kadar çeşitli sigara vs. çalmak şeklindeki somut olayda da koşullarının bulunmadığı ve çalınan malların toplam değerinin de az olmadığı düşünülmeden, maddeye düzenleme amacının dışında yorumlar getirilerek, sanık ... hakkında kurulan hırsızlık suçu nedeniyle yapılan uygulamada, anılan madde ile cezadan indirim yapılması, 3- Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY’nın 73/8 ve 5271 sayılı CMK’nun 253. maddeleri gözetildiğinde sanık ...’ya yüklenen mala zarar verme suçunun uzlaşma kapsamında bulunduğunun gözetilmemesi, hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasanın 24. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 253/1. maddesi gözetildiğinde de, adı geçen sanığın işlemiş olduğu iddia edilen geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozma suçunun uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; taraflar arasında öncelikle her iki suç yönünden 5271 sayılı CMK.nun 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma girişiminde bulunulması, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine yargılamaya devam olunarak sonucuna göre hukuki durumun belirlenmesi gerektiği düşünülmeden, taraflara uzlaşmayı kabul edip etmedikleri de sorulmadan, yazılı şekilde karar verilmesi, 4- İşyeri dokunulmazlığını bozma suçunun birden fazla kişi ile birlikte işlendiği gözetilmeden, sanık ... hakkında anılan suç nedeniyle yapılan uygulamada, verilen cezanın 5237 sayılı TCY’nın 119/1-c maddesi ile artırılmaması, 5- 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, sanıklar yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, sanık ... hakkında işyeri dokunulmazlığını bozmak ve mala zarar verme suçları yönünden uzlaşma hükümlerinin değerlendirilmesi, uzlaşmanın gerçekleşmemesi durumunda, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık, mala zarar verme ve işyeri dokunulmazlığını bozmak suçunu oluşturan eylem nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı, ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması zorunluluğu, a- Sanık ... hakkında 5237 sayılı TCY’nın 53. maddesi ile uygulama yapılmaması, b- Sanık ... hakkında hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231/5-14. maddesi uyarınca yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... savunmanı ile sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlü ... yönünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 06.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.