Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1838 E. 2026/10688 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1838
- Karar No
- 2026/10688
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/880 Esas, 2025/2094 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Tekirdağ 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/313 Esas, 2022/110 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili ve yol olarak tapudan terkini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Tekirdağ ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 17... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini, yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın ...-... yol inşaatında kalan kısmının Büyükşehir merkezine bitişik mahallede olması, mücavir alanda olması, istenildiğinde elektrik ve su hizmetinden faydalanabileceği gözetilerek piyasa emsalleri ve rayiçleri ile taşınmazın konumu ve mevki itibarıyla bedelinin işbu dava tarihi itibarıyla tespit edilmesini ve müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kapitalizasyon faizi ile objektif değer artırıcı unsur oranlarının hatalı belirlendiğini, ayrıca objektif değer artışı oranı ve kapitalizasyon faizi oranı tespitinde aynı veriler ele alınarak hesaplama yapıldığından mükerrer değerlendirmenin mevcut olduğunu, bilirkişi raporlarında üretim giderleri düşük ve münavebeli ürünlerin getirebileceği gelirler gerçek değerlerinden yüksek alınarak yüksek kamulaştırma bedeli hesaplandığını, dava konusu taşınmazdan yol geçirilmesi ile yola cepheli hale geldiğinden taşınmazın değerinde kamulaştırma nedeni ile meydana gelecek değer artışlarının da tazminat hesabında gözönüne alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın ...-... yolu yapım çalışması öncesinde başka bir parsel numarası ile kayıtlı iken davacı tarafından Mahkeme kararı beklenmeksizin ifraz işlemleri yapılarak yol inşaatı için ayrı parsel numarası verildiğini, ifraz nedeniyle Tekirdağ ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 17... parsel 490,51 m², parseller yol kamulaştırması nedeniyle arta kalan kısım olarak zeminde yapılan keşifte ve raporlarla sabit olduğunu, kamulaştırma işlemi dışında kalan bu parseller yönünden bilirkişilerce değer kaybı oranın hesaplanmasında hataya düşülüp % 5-10-25-50 gibi oranlarda değer azalışı taktir edildiğini, yolun bitimi ile birlikte Karayolları Genel Müdürlüğünün yazısı ile anlaşılacağı üzere 60 cm ile 7 metre arasında kot farkının oluşmasına neden olacağı gibi bölünmüş yol nedeniyle taşınmazlara geçişin mümkün olmayacağını, ...-... yolunun bariyerlerle bölünmüş duble yol olması nedeniyle arta kalan kısma ulaşım daha zorlaştığı (davalı müvekkilin yaşadığı köyün karşı tarafında kalacak olup arada duble yol kalacaktır) gibi ürün yetiştirme maliyetinin de artacağını, arta kalan alanda değer azalışının az belirlendiğini, ayrıca arta kalan alan için %50 değer azalışına tarafların seçmeye mahkum edilmesinin Anayasal bir hak olan mülkiyet hakkına engel teşkil ettiğini, 2021 yılı verileri beklenip, istenerek değer takdiri yapılması ve objektif değer artış oranının % 400-500 olması gerektiğini, münavebe ürünü olarak hesaplamalara alınan ürünlerin, üretim masraflarının brüt gelirin 1/3’ü oranında olması gerektiğine ilişkin Yargıtay kararlarının göz ardı edildiğini, Anayasa Mahkemesi kararına göre Mahkemece kurulan faiz hükmünün hatalı bulunduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki taşınmaza olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri esas alınarak değer biçilmesinin 2942 sayılı Kanun'un değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, değerlendirmeye alınan ürün verilerinin resmi veriler ile uyumlu olup, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın niteliği ve konumuna göre belirlenen kapitalizasyon faizi ile objektif değer artırıcı unsur oranlarının uygun düştüğü gibi arta kalan alanın yüzölçümü ve geometrik durumuna göre bu kısım için belirlenen değer azalış oranında bir isabetsizlik bulunmadığı, davanın 01.08.2023 tarihinden önce açıldığı, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanmasının yerinde olduğu, böylece mahkeme kararında usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın yol inşaatı nedeniyle uğradığı somut kısıtlamalar ve geometrik bozulmalar göz ardı edilerek karar verildiğini, 2942 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin hatalı uygulandığını, eksik bedele hükmedildiği ve müvekkilinin mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.