Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/8403 E. 2025/17495 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/8403
- Karar No
- 2025/17495
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/746 Esas, 2024/689 Karar KARAR : Esastan ret/ Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/356 Esas, 2022/91 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların tapudan yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili, .. ilçesi, .. Mahallesi 2171 (yeni 155 87... ), 2131 (yeni 15587/79), 2132 (yeni 155 87... ) 2133 (yeni 155 87... ) parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazların tapudan yol olarak terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; gerçek değerin tespitini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin yüksek belirlendiğini, münavenin gerçeği yansıtmadığını, objektif değer artışını kabul etmediklerini, kapitilizasyon faizi ile mükerrer kriterlerin söz konusu olduğunu, 2021 yılı verilerinin istenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarının tek taraflı davacı taraf lehine bedel tespitinin bilimsel kriterlere uzak yapıldığını, kamulaştırma bedelinin hakkaniyete uygun olarak hesaplanması gerektiğini, gelir yöntemine göre hesaplamanın yöntemine uymadığını, hatalı ve taraflı rapora göre karar verildiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazlara davanın açıldığı 2021 yılı resmî tarım verileri uygulanarak, hesaplama sırasında resmi verilerde yer alan masraf kalemleri içinde bulunan sermaye faizi, tarla kirası gibi giderlerin dahil edilmemesi ve taşınmazların geri kalan bölümlerindeki değer kaybı da değerlendirilmek suretiyle yeniden bedel tespit edilmesi konusunda, istinaf incelemesi sırasında hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişi kurulundan ek rapor alındığı, alınan ek bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmazların toplam bedelinin 1.375.687,34 TL olduğuna dair rapor sunulduğunu, yapılan incelemede; davalılar vekili dava konusu taşınmazların kamulaştırmadan arta kalan bölümlerinde değer azalışı olacağına yönelik herhangi bir istinaf itirazında bulunmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355 inci maddesi gereğince istinaf incelemesinin istinaf dilekçesinde belirtilen hususlar ile ilgili sınırlı olarak yapılacağı hükmü de gözetilerek bilirkişi kurulu ek raporunda resmi verilere uygun olarak belirlenen 65,06 TL üzerinden resen yapılan hesaplama sonucunda dava konusu taşınmazlarda 155 87... , 79, 80, 81, 83... parsellerin ifrazı öncesi kök 1946 parselde 5128 m² alanda irtifak tesis edildiği söz konusu irtifak nedeniyle taşınmazın tamamında % 6 oranında değer azalışı da olacağı dikkate alınarak taşınmazın tamamının yüz ölçümü, geometrik durumu ve enerji nakil hattının güzergahına göre bu oran resen % 6 alınmak suretiyle yeniden yapılan hesaplamada, kamulaştırılan 79, 80... parsellerin metrekare birim bedelleri 61,15 TL. üzerinden bu taşınmazlardaki davalının ½ oranındaki pay bedeli 377.437,67 TL olduğu ve 25 parsel bedeli de 65,06 TL/m² Birim bedeli üzerinden 1.133.869,58 TL olmak üzere toplam kamulaştırma bedelinin de 1.511.307,25 TL olduğunun tespit edilmesi gerektiği belirtilerek, öte yandan; 01.08.2023 tarih ve 32266 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin, 05.04.2023 tarihli ve 2022/83-2023/69 sayılı kararında; Kamulaştırma Kanunu’nun değişik 10. maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir” hükmü anakanuna aykırı görülerek iptaline karar verildiğinden, belirlenen kamulaştırma bedeline yasada belirtilen en yüksek faiz olan “Kamu Alacaklarına Uygulanan En Yüksek Faizin” uygulaması gerektiği kanaati ile davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; bölge adliye mahkemesince uygulanan objektif değer artışı ve alınan rapora katılmadıkları hususunu ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bölge adliye mahkemesince hesaplanan bedelin düşük ve hakkaniyete aykırı olduğunu, 2000 yılında idarece dönüme 40.000 TL verildiğini, aradan geçen zaman ve ekonomik değişiklikler değerlendirildiğinde davacı lehine haksız faydalanma yaratıldığını yeniden değerlendirme yapılarak uygun bir bedel ve faiz ile kamulaştırması gerektiğini , mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; "İptal kararları geriye yürümez." hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile "Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır." genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihlerine kadar yasal faiz uygulanması gerekmekle birlikte bu husus açıkça temyiz edilmediğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Dosyada mevcut imar durumu yazıları, taşınmazların bilirkişi raporunda yazılı özellikleri ve parsel sorgu uygulaması üzerinden gözlenen konumları gözetildiğinde dava konusu taşınmazlar arsa niteliğindedir. Buna göre; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
5. Kabule göre de; tapu kayıtlarında sadece 80 parsel sayılı taşınmada 2.476,34 m² de irtifak hakkı bulunduğu halde, gerekçesi gösterilmeden 79, 80... parsellerde 5.128,00 m² alanda irtifakın olduğu kabul edilerek eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.
6. Dava konusu 25 parsel sayılı taşınmaz 17.478,47 m² olup, Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen 65,06 TL m² birim bedeli ile çarpımı sonucu bu parsel yönünden bedelin 1.137.149,26 TL olarak kabulü gerekirken, maddi hata sonucu 1.133.869,58 TL olarak kabulü ile sonuç itibarıyla aza hükmedildiğinden kararın bozulması gerekir.
VI. KARAR 1.Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.