Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/5535 E. 2025/10961 K. – Kamulaştırmasız

Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5535
Karar No
2025/10961
Karar Tarihi
Konu
Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1483 E., 2025/453 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/506 Esas, 2024/59 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçelerinde özetle; dava konusu Ankara ili, ..., ... 47332 ada 2 parsel sayılı taşınmaza imar planında sosyal ve kültürel tesis alanı olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını, taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın imar planında özel mülkiyete konu olabilen sosyal ve kültürel tesis alanı olarak ayrıldığını, imar planıyla belirlenen koşullar dahilinde mülk sahipleri veya devir suretiyle üçüncü kişiler tarafından yapılaşma hakkının kullanılabileceğini, davacının mülkiyet hakkının kısıtlanmasını gerektiren bir mağduriyetinin bulunmadığını, müvekkili idarenin yetkisinde olan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planlarının ... Belediye Başkanlığınca yapılan 1/5000 ölçekli plana uygun olması şartı bulunduğundan, husumetin ... Belediye Başkanlığına yöneltilmesini, müvekkili idare yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, dava konusu taşınmazın cepheli olduğu yolun genişliğine göre ... Belediye Başkanlığının sorumluluğunda olduğunu, müvekkili idare yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, uzlaşma dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, 3194 sayılı İmar Kanunu’ndan (3194 sayılı Kanun) doğan yükümlülüğün yerine getirilmesinin müvekkili idare aleyhine bir tazminat davasına konu olamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın cepheli olduğu yolun genişliğine göre ... Belediye Başkanlığının sorumluluğunda olduğunu, müvekkili idare yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, taşınmazın imar planında sosyal ve kültürel tesis alanı olarak ayrıldığını, imar planıyla belirlenen koşullar dahilinde mülk sahipleri veya devir suretiyle üçüncü kişiler tarafından yapılaşma hakkının kullanılabileceğini, davacının mülkiyet hakkının kısıtlanmasını gerektiren bir mağduriyetinin bulunmadığını, dava konusu taşınmaza müvekkili idare tarafından fiilen el atılmadığını, müvekkili idarenin yetkisinde olan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planlarının ... Belediye Başkanlığınca yapılan 1/5000 ölçekli plana uygun olması şartı bulunduğundan, husumetin ... Belediye Başkanlığına yöneltilmesini, müvekkili idare yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, emsal alınan taşınmazların dava konusu taşınmaz ile benzer niteliklere sahip olmadığını, emsal karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, ıslah yoluyla arttırılan kısım için ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, 3194 sayılı İmar Kanunu’ndan doğan yükümlülüğün yerine getirilmesinin müvekkili idare aleyhine bir tazminat davasına konu olamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ek beyan dilekçesi ile de 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen Ek 4 üncü madde uyarınca maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın mahallinde yapılan incelemede el atma olmadığı, üzerinin boş halde olduğu, dava konusu taşınmazın 2010 onaylı imar planında Belediye Hizmet Alanı olarak düzenlendiği, 2013 onaylı imar planı değişikliği ile Sosyal ve Kültürel Tesis alanı olarak ayrıldığı, mevcut hali ile taşınmazın imar planında "Özel Sosyal ve Kültürel Tesis Alanı" olduğu, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2019/4200 Esas, 2020/8464 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi dava konusu taşınmazın uzun yıllardan beri yapılan parselasyon planları ile kamu hizmetine tahsis edilmiş olması ve son olarak da özel sosyal kültürel tesis alanına tahsis edilmiş olması nedeniyle fiilen el atılmamış olsa dahi, mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniyle kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleşmiş olduğu, bu durumda uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açık olup, bu itibarla taşınmaza davalı idarece hukuken el atıldığı, kamuya özgülenme durumunun devam ettiği, taşınmaza fiili el atma olgusu gerçekleşmemiş olsa dahi imar planlarının onay tarihi dikkate alındığında makul süre içinde imar planına uygun herhangi bir işlem tesis edilmediğinden davalı idarece yapılan kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleşmiş olduğunun kabulü gerektiği gözetildiğinde, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak bedelinin tespit edilip davalı idareden tahsiline ve taşınmazdaki davacı taraf payının iptali ile davalı adına tesciline dair kararda, aynı bölgede yakın parseller yönünden yakın ve aynı değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen birim bedellerinin Dairenin incelemesinden geçtiği ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesince de onandığı ve onanan bedeller de dikkate alındığında, (örneğin Dairenin 12.10.2023 tarihli ve 2022/2038 Esas, 2023/2359 Karar sayılı kararının Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2023/11894 Esas, 2024/8029 Karar sayılı kararı ile onandığı gözetildiğinde) bu bedellerle uyumlu şekilde bilirkişi raporu ile saptanan bedel ve Dairece alınan ek rapordaki açıklamalar da gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki Ankara ili, ..., ... 47332 ada 2 parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 5. 26.11.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4 ile ''Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir." hükmü ve Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının vekâlet ücretine ilişkin (5) numaralı bendinde yer alan "339.540,00" sayısının hükümden çıkartılması, yerine "17.900,00" sayısı yazılmak suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/5535, K. 2025/10961, T. 10.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-5535-e-2025-10961-k-eae60cc5a6f5