Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/5011 E. 2025/18015 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5011
- Karar No
- 2025/18015
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/6 86... /134 Karar KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin .. ili, ..., .. Mahallesinde (.. .. Mahallesinde) bulunan 7 35... parsel ve 7 24... parsel sayılı taşınmazlarda hissedar olduğunu, dava konusu taşınmazlara yol yapılmak suretiyle el atıldığını, 1964 yılından itibaren çevre yolu olarak düzenlenen bu yerin 1975 yılında yol genişletme çalışmaları yapılıp bugünkü haline geldiğini, müvekkilleri ile murislerine herhangi bir kamulaştırma evrakı tebliğ edilmediğini, davalı idare tarafından uzlaşma başvurusunun reddedildiğini belirterek kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat bedeli ile ecrimisilin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmaza 1964 yılında el atıldığı ve 1985 yılında yol genişletme çalışmaları yapıldığı beyan edilmekle 20 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, taşınmazdan 1974 yılında yol geçirilerek fiilen el atıldığını, kamulaştırma işlemlerinin usulüne uygun olarak tamamlanmış olduğunu, kamulaştırmasız el atmadan söz edilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemece 28.12.2012 tarihli ve 2011/263 Esas, 2012/658 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda, 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun değiştirilen Geçici 6 ncı maddesi uyarınca 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihleri arasında fiilen el atılan taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma davalarında taşınmazın el atma tarihindeki nitelikleri esas alınarak dava tarihindeki değerinin tespit edilmesi gerektiğinden, dosyadaki bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmazlara 1974 tarihinde el atıldığı anlaşılmakla, el atma tarihi itibarıyla dava konusu taşınmazların imar planı içinde olup olmadığının, imar planı içinde iseler ilk olarak imara alınış tarihi, ölçeği ve türü (nazım-uygulama), belediye veya mücavir alan sınırları içinde olmakla beraber tüm belediye ve altyapı hizmetlerinden (yol, su, elektrik, çöp toplama, kanalizasyon, aydınlatma vd. gibi) yararlanıp yararlanmadığı, özellikle etrafının meskûn olup olmadığı, taşınmaz belediye ... planı içinde ise bu plan içine alındığı tarih ve plandaki konumu, hangi amaçla plan kapsamına alındığı, yerleşim merkezlerine uzaklığı, sınırları ve mücavir alan içinde yer aldığı belediyenin nüfus ve yapılaşma yoğunluğu, genişleme hızı, taşınmazın altyapı hizmetlerine yakınlığı, ulaşım olanakları, kullanma biçimi itibarıyla iskan amacına yönelik yapılaşma imkanları, bu verilere göre taşınmazın nazım planının hazırlanma amacı olan uygulama imar planı kapsamına alınmasının yakın bir olasılık olması vs. hususlarının Belediye Başkanlığından sorularak taşınmazların niteliği (arsa-arazi) tespit edilerek sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması, kabule göre de bilirkişi kurulu raporunda somut emsal olarak incelenen taşınmazların değerlendirmeye esas alınan satışlarının alıcı, satıcı ve satış bedellerini gösteren resmî akit tablolarının Mahkemece getirtilip raporun denetlenmemesi ve davalı idare harçtan muaf olduğu hâlde, aleyhine karar ve ilâm harcına hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 01.06.2021 tarihli ve 2015/236 Esas, 2021/369 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 01.06.2021 tarihli ve 2015/236 Esas, 2021/369 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazlara 1974 tarihinde el atıldığından, el atma tarihindeki nitelikleri esas alınarak dava tarihindeki değerinin tespit edilmesi gerekirken, el atma tarihinde dava konusu taşınmazın niteliği net olarak belirlenmeden arazi olarak değer biçilmesi nedeniyle rapor hüküm kurmaya elverişli olmadığından öncelikle 1974 yılı itibarıyla dava konusu taşınmazın arsa mı, arazi mi olduğunun belirlenmesi gerektiğini, taşınmazın 1974 yılında belediye imar planı içinde olup olmadığı, değilse belediye veya mücavir alan sınırları dahilinde bulunup bulunmadığı, belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığı ve etrafının meskun mahal olup olmadığı hususları Belediye Başkanlığından sorulup, alınacak yazı cevabına göre, taşınmazın vasfı belirlendikten sonra taşınmazın niteliğine göre oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde mahallinde keşif yapılarak arsa ise yakın tarihte satışı yapılan emsallerle dava konusu taşınmazın üstün ve eksik yönleri belirtilmek suretiyle mukayese yapılıp, tarım arazisi ise o yörede mutat olarak ekilen münavebe ürünleri belirlendikten sonra taşınmazın olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirine göre bedel belirlenerek hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile açıklanan hususlarda değerlendirme yapılmadan soyut ifadelerle taşınmaza arazi olarak değer biçen rapor doğrultusunda hüküm kurulması, kabule göre de dava konusu taşınmazın nasıl sulandığı ve sulama kaynağı belirtilmeden, çevresinde sulu tarım yapıldığı gerekçesi ile sulu arazi sayılarak değer tespit edildiği gözetildiğinde yeniden keşif yapılarak, öncelikle 1974 yılında dava konusu taşınmazın sulanıp sulanmadığı, sulanıyorsa fiilen nereden ve ne şekilde sulandığı, yapılan sulamanın taşınmazın tamamını sulamaya yeterli olup olmadığı tespit edilip, gerekirse keşifte taşınmazın sulu olup olmadığı ve seracılık yapılıp yapılmadığı hususlarında tanık ve mahalli bilirkişiler de dinlenilerek yeniden alınacak rapor uyarınca karar verilmesi gerektiği düşünülmeden, eksik inceleme ve soyut ifadelerle sulu arazi olarak ve cam serada domates, cam serada gül, plastik serada karanfil yetiştirildiğinin kabulü, ecrimisile yönelik talep bakımından ise taşınmaz arsa niteliğinde ise taşınmazın bulunduğu mevkideki diğer arsaların dava tarihinden geriye doğru ecrimisil istenen süre içinde kiraya verilip verilmedikleri, veriliyor ise nasıl ve ne şekilde kiralandıklarının taraflardan delilleri sorulmak suretiyle tespit edilmesi, varsa emsal kira sözleşmesi temin ettirilerek; arazi ise dava tarihinden geriye doğru taşınmazlara yıllık ekilebilecek ürünler belirlendikten sonra her yılın dekar başına verim miktarları, üretim masrafları ile hasat dönemindeki ortalama toptan kilogram satış fiyatları İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden getirtilerek, bu veriler üzerinden her yıl için hesaplanacak yıllık net gelirleri esas alınarak ecrimisil bedelinin hesaplanması gerekirken, bu yönteme uygun olmayan ve tüm yıllar için 2011 yılı verileri esas alınıp ecrimisil bedeli tespit eden rapora göre hüküm kurulması ve ecrimisil bedeli yönünden davacı lehine ayrı nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; imar uygulaması yapılan dava konusu taşınmazın belediyenin altyapı hizmetlerinden faydalanabilecek durumda olduğunu, gelen yazı cevaplarında taşınmazın belediye hizmetlerinden faydalanıldığına yönelik bir ifade bulunmamakla Mahkemece bu hususun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, dava konusu taşınmazın paydaşlarınca açılan Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/459 Esas sayısıyla dosyasındaki belediye cevabına göre taşınmazın belediye hizmetlerinden yararlanmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle hüküm kurulduğunu, dava konusu taşınmazda sulu tarım yapılabilmesi için belediyeden su hizmeti alınmış olması gerektiği gözetilerek altyapı hizmetlerinden faydalandığının kanıtı olduğu hâlde, Mahkemenin kendi gerekçesiyle çeliştiğini, bedelin düşük olduğunu, dava konusu taşınmazlar belediye altyapı hizmetlerinin tamamından faydalanmakta olup meskun mahal içinde kalması, çevresinde birçok ticari alanın bulunması sebebiyle oldukça değerli olup hükmedilen bedelin enflasyon karşısında erimiş olması da değerlendirildiğinde müvekkillerinin mağdur olduğunu, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacılar hisselerine düşen tapu kayıtlarının iptali ile yol olarak terkinine ilişkin kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu yol, karayolları yol ağından çıkarılarak ilgili belediyeye devredilmiş olduğundan davanın husumetten reddi gerektiğini, ecrimisil bedelinin reddedilen kısmı yönünden müvekkili idare lehine ayrıca vekâlet ücretini hükmedilmesi gerektiğini, kamulaştırma işlemleri usulüne uygun olarak tamamlandığından davanın reddi gerektiğini, bilirkişi raporunda 2 yılda 4 üründen oluşan münavebe deseni alınarak belirlenen bedelin yüksek olduğunu, objektif değer artışı ve kapitalizasyon faiz oranının hatalı belirlendiğini, ilk bozma öncesi raporda metrekare 98,86 TL iken hükme esas raporda metrekare birim bedelinin 123,55 TL/m² olarak tespiti çelişkili olup raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, dava konusu taşınmaz sulu kabul edilecekse sulama giderlerinin üretim giderleri arasında gösterilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılarak taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.