Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/4310 E. 2025/8769 K. – Fazla Ödenen
Konu: Fazla Ödenen Ortak Gider Alacağının Tahsili
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4310
- Karar No
- 2025/8769
- Karar Tarihi
- Konu
- Fazla Ödenen Ortak Gider Alacağının Tahsili
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/707 Esas, 2024/1900 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasındaki fazla ödenen ortak gider alacağının tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı bir kısım davalılar vekili ile davalı ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; davalının ... Apartmanı Yöneticisi olduğunu, davacının kat maliki olduğunu, davalı yönetim tarafından güçlendirme ve mantolama amacıyla toplam 629.090,59 TL üzerinden anlaşma yaptığını, davacının arsa payı oranının 8/33 olmasına rağmen davalı yöneticinin davacıdan 100.326,49 TL fazla tahsilat yaptığını beyanla güçlendirme ve mantolama yapımı sırasında davalıya fazla ödeme yapılan 100.326,49 TL alacağın fazlaya ait hakları mahfuz kalmak kaydıyla yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleştirilen davada dava dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından tüm kat maliklerinin adına dava açmak için süre verildiğini bu nedenle kat malikleri hakkında birleştirilen davayı açtığını belirterek yöneticiye fazla ödenen 100.326,49/ TL alacağın fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak üzere kat mülkiyeti faizi ile birlikte davalılardan hisseleri oranında tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın husumetten reddine, zamanaşımı süresi dolduğundan zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiğini, faiz talep edilmesinin hatalı olduğunu, açılan dava belirsiz alacak davası olamayacağından fazlaya ilişkin hakların saklı tutulamayacağını, davacının dava hakkı bulunmadığını, mahkemenin görevsiz olduğunu, güçlendirme işi sözleşmesini yönetici tarafından değil tüm kat maliklerinin imzalaması ile yürürlüğe girdiğini, müteahhit firma ile ibra protokolü imzalandığını, yöneticinin de ibra edildiğini, yöneticinin aynı zamanda kat maliki olduğunu ve davacıya karşı herhangi bir ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını ileri sürerek davanın reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 22.01.2013 tarihli ve 2012/357 Esas, 2013/33 Karar sayılı kararı ile davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 22.01.2013 tarihli ve 2012/357 Esas, 2013/33 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda dosya içinde mevcut 19.10.2006 tarihli kat malikleri kurulu kararı ile yöneticiye mantolama çalışmaları konusunda yetki verildiği, 25.03.2009 ve 28.12.2009 tarihli kat malikleri kurulu toplantılarında ise müteahhit firma ile yapılan sözleşme kat maliklerince imzalandığına göre, sözü edilen kat malikleri kurulu toplantılarına katılarak sözleşmeyi imzalayan tüm bağımsız bölüm maliklerinin davalı sıfatı ile davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmesi gerekirken, davanın tüm kat maliklerine karşı açılmadığı nedeniyle reddine karar verilmiş olması doğru görülmediği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 19.12.2017 tarihli ve 2013/969 Esas, 2017/1037 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 19.12.2017 tarihli ve 2013/969 Esas, 2017/1037 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ... ve ... mirasçıları tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda mahkemece verilen kararın hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi ve verilen karar ile iki tarafın leh ve aleyhine hükmedilen görev ve hakların gayet açık ve anlaşılır biçimde yazılması gerektiği, somut olayda, uygulamada duraksama ve kargaşaya yol açmayacak biçimde ayrı ayrı her bir davalının sorumlu olduğu miktarın somut şekilde belirlenerek tek tek yazılıp açıklanması gerekirken sadece arsa payları oranında ve veraset ilamına göre tahsiline hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili ile davalı ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; ...'in mirasçılarının ödeyeceği tutar hakkında herhangi bir inceleme yapılmadan karar verildiği, davacının güçlendirmeyi kapsayan bu ortak giderlerin hangi esasa göre tahsil edileceğini belirleyen Kat Malikleri Kurulu Toplantılara ve alınan kararlara da katılmış olması nedeniyle, tamamen kendi kabul ve rızası ile yaptığı bu ödemeler olması yüzünden artık fazladan ödeme yaptığı iddiasını ileri süremeyeceği, anılan kat malikleri kurul kararına karşı dava açılmadığı dikkate alınmadan verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, davanın kat maliklerinden birinin yönetici veya diğer kat malikleri aleyhine açtığı sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı alacak davası olduğundan 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu ve davanın zamanaşımına uğradığını belirterek kararının bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın konusunu davacının malik olduğu dairelerine düşen ortak aidat ödemesinin fazladan apartman Yöneticisine yapılmış olduğundan 100.326,49 TL fazla ödenmiş olan paranın yönetici tarafından ödenmesi istemine ilişkin olduğunu, davacının fazla tahsil edildiği iddia edilen bedelin davalı yöneticinin zimmetinde olduğunu ve paradan hukuken sorumlu olacak olan kişinın davalı yönetici olduğunu, yönetici ibra edilmiş olsa dahi davacıdan fazla tahsil ettiği bu parayı davacıya iade etmek zorunda olduğunu, davalıların bu parayı ödemeye sorumlu kılınamayacağını, davacı dava dilekçesinde apartman yöneticisine fazla ödediği ortak gider parasının iadesini talep ettiği hâlde; yerel mahkeme davacının talebini de aşarak müvekkillerimin de bu fazla parayı %5 gecikme faizi ile ödemelerine karar verdiğini ancak 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20 nci maddesini aidatını ödemeyen malikler için olduğunu, yöneticinin 1.500 TL ve üstündeki işlemlerde fatura düzenlemek zorunda olduğunu, yerel mahkeme eksik inceleme yapıldığını ve yöneticinin bu zorunluluğunu yerine getirip getirmediğini tespit etmeden karar verildiğini, davacı vekili yargılamanın devamı sırasında vefat eden kat maliki sahibi ...'in davasından açıkça vazgeçtiğini belirttiği hâlde, mahkeme davacının vazgeçme beyanına ve açık ifadesine rağmen davanın mütevefanın mirasçıları müvekkillerimle devamına karar vererek davada müvekkillerimi hasım yaparak yargılamaya devam ettiğini, davanın alacak davası olduğunu, alacak davasında alacaklının (sözlü olarak veya yazılı bir belge ile) iddiasını ispat etmesi gerektiğini, mahkeme maddi vakaların doğru değerlendirmediğini ve kanunun açık hükmüne aykırı kararlar verildiği belirterek kararın bozulmasını talep edilmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, fazla ödenen ortak gider alacağının tahsili istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.9.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 3. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bir kısım davalılar vekili ile davalı ... ve ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile Mahkeme kararın ONANMASINA, Davalı ... vd.'den peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı İbrahim Özen vd.'ne aşağıda yazılı kalan harcın iadesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.