Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/2835 E. 2025/7476 K.
Konu: Müdahalenin Önlenmesi Ve Eski Hale Getirme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2835
- Karar No
- 2025/7476
- Karar Tarihi
- Konu
- Müdahalenin Önlenmesi Ve Eski Hale Getirme
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1634 Esas, 2024/2776 Karar DAVA TARİHİ : 04.04.2021 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 2. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/341 Esas, 2022/462 Karar
Taraflar arasındaki müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 42 01... parsel sayılı taşınmazda 15 nolu bağımsız bölümün sahibi olduğunu, davalının imar projesine ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'na (634 sayılı Kanun) aykırı bir biçimde bitişik açık terasta ortak duvarın üstü tuğla duvarla yükseltildiğini, davalının oluşturduğu müdahalenin men'i ve eski hale getirmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vasisi ... cevap dilekçesinde özetele;dava konusu aykırılık ile ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına müracaat edilerek yapı kayıt belgesi alındığını, ilgili yerin yasal ve imara uygun hale geldiğini belirtilerek davanın reddi talep edilmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, müdahalenin meni ile taşınmazın eski hale getirilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi tarafından sunulan ve mahkeme hükmüne esas alınan raporda sadece dava dilekçesi dikkate alınarak tek taraflı değerlendirme yapıldığını, anlaşmazlık konusu yapı bakımından yapı kayıt belgesi alınması için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına başvurulduğunu ve gerekli prosedür yerine getirilerek dosyada bulunan yapı kayıt belgesi alındığını, ilgili yerin artık yasal ve imara uygun hale geldiğini, mimari proje dışında yapılan bir yapının sonradan ... inşaat mevzuatına aykırı olması durumunda dahi yasal hale getirilmesinin mümkün olduğunu, keza usulüne uygun olarak yapı kayıt belgesi verilen yapılara ilişkin 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca önceden verilmiş olan yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının iptal edildiğini, fakat bilirkişi raporunda bu hususun belediye başkanlığından sorulması gerektiğinin belirtildiğini ve davalının asıl savunmasının dikkate alınmadığını, oysa bilirkişinin dosyaya sunulmuş ve taraflarca sahteliği iddia edilmemiş olmakla tevil yoluyla doğruluğu ikrar edilmiş bir belgeyi dikkate almamasının doğru olmadığını, bu belge, dava konusu yapıyı legal hale getirmiş olmakla, legal bir yapının yönetim planı bakımından diğer bir komşuyu rahatsız etmesinin düşünülemeyeceğini, zira birçok teraslı dairede komşuların mahremiyeti bakımından bitişik duvarlar mimari projede yüksek planlanmakta ve davalının yaptığı şekilde yapıldığını, bilirkişi, dava konusu yapının estetikten uzak görüntü oluşturduğunu ve davalının manzarasını kapattığını beyan ettiğini, bilirkişi, sadece davalı bakış açısı ile durumu değerlendirdiğini, davalının masraf yapmak suretiyle yaptığı yapıyı yapma gerekçesinin haklılığı veya sebepleri üzerinde durmadığını, dosyada bulunan resimlerden görüleceği üzere davalının asıl ve ön taraf manzarası kesilmediğini, yan tarafa bakan manzara ise ancak ayakta ve terasın ön tarafına doğru gidilmesi halinde görülebilecek bir durumda olduğunu, bilirkişi ise sanki davalının tüm manzarası kapanmış gibi görüş beyan ettiğini, davalı tarafından yapılan yapı her iki tarafın da mahremiyetini korumakla her iki tarafın da lehine olduğunu, yükseltilen duvardan davalının çok kısıtlı olan manzarası kapanmakla birlikte aynı durumun davalı için de geçerli olduğunu, davalı kendi alanında bulunup davalıya mütecaviz olmayan, tarafların her ikisine de mahremiyet sağlayan ve fayda zarar denkleminde davalının daha aleyhine olmayan bu yapının masrafını karşıladığını, buna karşılık davalının, dava konusu yapının çok daha az masrafla yapılabilecek olan sadece kendisine bakan kısmının estetik görünümünü düzeltmemesinin iyiniyetli bir davranış olmadığını, davalının komşuluk hukuku içerisinde dini inanış, örf ve adetler bakımından her iki tarafın lehine olan bu yapıyı masraflarını üstlenerek yaptığını, bu ek duvar, mimari yapıyı büyük ölçüde değil, etkisiz denebilecek şekilde çok küçük bir ölçüde değiştirdiğini, bu ek duvarın davalıya verdiği rahatsızlık, davalının mahremiyeti bakımından göreceği rahatsızlıktan çok daha az olduğunu, ancak tüm bu hususların mahkemece dikkate alınmadığını, Yargıtay 1.Hukuk Dairesi emsal kararında'' davalı taşınmazına fiilen el atma bulunmadığı, davalının kendi mülkiyet alanı içerisinde projeye aykırı olarak çekme mesafesine riayet etmeden bina inşa etmesinin ve davalı binasına bakan pencere açmasının 4721 sayılı Kanun'un 737 nci maddesinde düzenlenen hoşgörü sınırlarını aşacak nitelikte bir davranış olarak yorumlanamayacağı gibi bu durumun komşuluk hukuku açısından zarar verici nitelikte olduğunu söyleyebilme imkânı da bulunmamaktadır" denmekle yüksek mahkeme, taraflar arasındaki olaydan daha ileri bir durumu bile zarar verici eylem olarak görmediğini, ayrıca 4721 sayılı Kanun'un 737 nci maddesinde yerel âdete uygun olmayan davranış kıstası getirilmiş olduğunu, karara dayanak hatalı rapora ilişkin itirazlarda ve davanın esasına ilişkin beyanlarda bulunmalarına karşın mahkemece talepler doğrultusunda ek rapor aldırma yoluna dahi gidilmediğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.