Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/1509 E. 2025/12159 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1509
Karar No
2025/12159
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/1843 Esas, 2024/1946 Karar KARAR: Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar SAYISI: 2022/332 Esas, 2023/254 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı ... hakkında açılan davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına davalı ... aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı ... vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalı ... yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Antalya ili, ..., Mahallesi 4254 ada 7 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, taşınmazın imar planında eğitim alanı olarak ayrıldığından tazminat alacağının davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle taşınmazın imar planında eğitim tesis alanında kalması nedeniyle müvekkili idarenin kamulaştırma yetki ve sorumluluğunun olmadığını, dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığını ve kamulaştırmasız el atma şartlarının oluşmadığını ifade ederek davanın reddini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza müvekkili idarece fiilen el atılmadığını ve ayrıca da plan yapma ve uygulama yetkisinin belediyeler ile valiliklere ait olduğunu belirterek davanın reddini talep etmektedir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... hakkında açılan davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... aleyhine açılan davanın kabulüne, bedeline hükmedilen davacı payının tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararları aleyhe olan tüm yönleri bakımından istinaf ettiklerini, taşınmaza az değer biçildiğini, dava konusu taşınmazın değerinin daha fazla olduğunu, tüm davalıların tazminatın tümünden sorumlu olduklarını belirterek resen dikkate alınacak nedenlerle de kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava tarihi itibarıyla bilirkişi raporunda da görüleceği üzere taşınmazın bir kısmına yol yapılmak suretiyle diğer davalı ... Belediyesi tarafından el atıldığını, ancak dava tarihinden sonra yolun kazındığını ve buna rağmen izlerin bulunduğunun belirtildiğini, dava tarihi itibarıyla fiilen el atan ... Belediyesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, plan ve proje bütünlüğü gözetildiğinde taşınmazın tamamından ... Belediyesinin sorumlu olduğuna karar verilmesi gerektiğini, aksi halde ise yola düşen kısımlar yönünden müvekkili idarenin sorumluluğu olmadığına karar verilmesini talep ettiklerini, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun (3194 sayılı Kanun) 10uncu maddesinin amir hükmü uyarınca imar planının yürürlüğe girmesinden itibaren 3 ay içerisinde planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar planının hazırlanması gerektiğinden, bu programın hazırlanıp hazırlanmadığı ve lehine tahsis yapılan idarelerinin görüşünün alınıp alınmadığının tespiti gerektiğini, dava konusu taşınmazın güncel tapu kaydında hisse hatası bulunduğuna dair şerh mevcut olduğunu, şerh sonucunda davacının taşınmazdaki hissesinin artması veya azalması yönünde değişimler yaşanabileceğini, hüküm altına alınan değerin fahiş olduğunu, taşınmazın dava tarihindeki niteliklerinin değil, el atıldığı tarihteki niteliklerinin dikkate alınması gerektiğini, emsal mukayesesinde eksik ve üstün yönler yeterince tartışılmadan soyut ve kişisel görüşle değer bulunduğunu, ayrıca taşınmaza çok fazla sayıda kişi malik olup, taşınmaz hisseleri içerisinde küçük ve tasarrufa çok uygun olmayan miktarlar olduğunu, bu derece parçalı ve bol malikli bir taşınmaza tek parça bir taşınmaz gibi değer takdir edilmesinin yerinde olmadığını, 3194 sayılı Kanun'un 18 inci maddesine göre işlem tesis etmeyen Belediyelerin bu yükümlülüklerini mevzuata uygun şekilde yerine getirmediklerini, ayrıca 10 Temmuz 2019 tarihli ve 30827 sayılı Resmî Gazetede yayınlanan "Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun " ile 3194 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin değiştirildiğini, değiştirilen 18 inci madde doğrultusunda yeniden belediye tarafından imar uygulamasının yapılması ve buna göre davanın değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemece hatalı olarak yola düşen alandan ... Belediyesi yerine müvekkili kurum sorumlu tutularak tüm yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin müvekkiline yüklendiğini, fiilen el atılmayan alan nedeniyle tüm bu hususlardan sorumlu tutulmalarının hukuka aykırı olduğunu, yargılama giderleri ile vekâlet ücreti yönünden kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, ayrıca daha düşük bir yargılama gideri yapıldığı hâlde hükümde daha fazla yargılama gideri belirlendiğini, fazladan hükmedilen yargılama giderlerini de kabul etmediklerini belirterek resen gözetilecek sebeplerle de kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında okul alanı olarak planlandığı, imar planının kesinleşmesinden itibaren 5 yıldan fazla süre geçmiş olmasına rağmen davalı idarece taşınmazın imar planına ayrılış amacına uygun şekilde kamulaştırma yapılmadığı, bu haliyle davacının mülkiyet hakkının kısıtlandığının ve kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiğinin kabulünün gerektiği, dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içerisinde kalması nedeniyle arsa vasfında kabul edilerek emsal araştırma yöntemi ile değerinin tespiti yoluna gidilmesinde yöntem olarak isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince mahallinde yapılan keşif, gözlem ve bilirkişi incelemesi ile bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan rapor incelendiğinde her ne kadar taşınmaza ilişkin 2009 yılı uydu görüntülerinde asfalt dökülerek fiilen el atıldığı anlaşılmakta ise de davaya konu taşınmazın uygulama imar planında diğer davalı ... Başkanlığının sorumlu olmadığı ilkokul alanında bulunması ve keşif sırasında da fiilen el atmaya son verildiğinin anlaşılması karşısında taraf vekillerinin ... Belediye Başkanlığının sorumlu tutulması gerektiğine yönelik olarak ileri sürdükleri istinaf sebebinin yerinde olmadığı, taşınmazın imar planındaki özgüleme amacı ve hukuki el atma nedeni ile davalı ... Bakanlığının sorumlu tutulmuş olmasında usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı, davalı idare vekili yargılama giderinin fazla hesaplandığını ileri sürmekte ise de Dairelerince yapılan hesaplama sonucunda davacı tarafından yatırılan ve kullanılan gider avansının davalı idare aleyhine hüküm altına alınan miktardan daha fazla olduğu, dolayısıyla hükmün 7 nolu bendinde davalı lehine daha düşük yargılama giderine hükmedildiği tespit edilmiş ise de bu hususun davacı tarafça istinafa konu edilmediğinden düzeltilmediği; ancak 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası uyarınca, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması gereği hukuki el atma nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin çok düşük olduğunu, piyasa değerinin altında kaldığını ileri sürerek kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.07.04.2025 havale tarihli ek beyan dilekçesinde Hazinenin dava konusu taşınmazda pay sahibi olduğunu, fiili el atmanın gerçekleştiğini, 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrasının uygulanamayacağını ileri sürmüştür. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarla kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 3. Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir. 2.Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalı ... Belediye Başkanlığı ve davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/1509, K. 2025/12159, T. 01.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-1509-e-2025-12159-k-0fce12a70a0a