Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/12277 E. 2026/5241 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/12277
- Karar No
- 2026/5241
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/557 Esas, 2025/91 Karar KARAR : Kabul
Taraflar arasında 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde; Balıkesir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 10065 (yeni 3 96... ) parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; idare tarafından teklif edilen değerin, ekonomik gerçeklerle uzaktan yakından bir ilgisi bulunmadığını, taşınmazın rayiç bedelini dahi yansıtmadığını, taşınmazın bulunduğu bölgenin elektrik, su, alt yapı gibi hizmetlerden yararlandığını, satış konusunda cazip bir konumda bulunduğunu, tarla vasıflı görünse de alt yapı hizmetlerinden yararlanıyor oluşu sebebiyle çok yakında imar planı kapsamına alınacağını, İzmir- Çanakkale yolu üzerinde bulunduğunu, kamulaştırma sebebiyle taşınmazın bütününde değer azalması meydana geldiğini, yine müvekkiline kalan kısmın ana yola bitişik olma özelliğini de yitirdiğini ileri sürerek taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 30.09.2015 tarihli ve 2014/289 Esas, 2015/346 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 30.09.2015 tarihli ve 2014/289 Esas, 2015/346 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizce yapılan inceleme sonucunda ... ilçesi, ... Beldesi 10065 parsel sayılı taşınmaz ... Belediye Başkanlığının 24.11.2014 tarihli cevabi yazısına göre 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içerisinde olup dosyadaki kanıt ve belgeler, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün Parsel Sorgulama Uygulama sitesinden edinilen bilgiler ve belediye başkanlığı cevabı gözönünde bulundurulduğunda dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğu anlaşılmış olup hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmaza arazi niteliği ile değer biçildiğinden, alınan raporun geçersiz olduğu, infazda tereddüde yol açacak şekilde faiz bitiş tarihinin belirtilmemesi ve 28.04.2018 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7139 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi gereğince DSİ Genel Müdürlüğü harçtan muaf hale geldiğinden, DSİ Genel Müdürlüğü aleyhine harca hükmedilmesi doğru olmadığı gibi 7139 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası gereğince bankaya hak sahibi adına yatırılacak bedel bakımından 7139 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik hükümlerine göre işlem yapılması gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 26.10.2021 tarihli ve 2019/143 Esas, 2021/238 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 26.10.2021 tarihli ve 2019/143 Esas, 2021/238 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; arsa niteliğindeki Balıkesir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 10065 (yeni 3 96... ) parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmediği, 2942 sayılı Kanun'un kıymet takdir esaslarını belirten 11 inci maddesinin birinci fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca, arsaların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması zorunlu olup emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerekmekte olup dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın 2014 yılında Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değerleri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğü'nden getirtilerek ve dava konusu taşınmaz ve içinde bulunduğu bölgenin ileride imar uygulamasına tabi tutulması halinde kesilmesi gereken düzenleme ortaklık payı oranının ve dava konusu taşınmazın çevresinde düzenleme görmüş parseller var ise bunlardan kesilen düzenleme ortaklık payı oranları ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler Belediye İmar Müdürlüğünden sorularak alınacak cevaplara göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden dava konusu taşınmazın emsal karşılaştırması sonucu tespit edilen metrekare birim fiyatından %40 oranında düzenleme ortaklık payı düşülmek suretiyle hesap yapan rapor doğrultusunda eksik inceleme ile hüküm kurulması, dava konusu taşınmazın tapu kaydında ... Genel Müdürlüğü lehine daimi irtifak hakkı tesis edildiği anlaşıldığından bu nedenle taşınmazda meydana gelecek değer düşüklüğü belirlenerek kamulaştırma bedelinden indirilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması, dava konusu taşınmazın kullanım amacı, yüzölçümü ve geometrik şekli dikkate alındığında kamulaştırmadan arta kalan 3.761,99 m²lik kısmında yapılaşma izni verilip verilmeyeceği, verilebilir ise önceki durumuna göre kısıtlama getirilip getirilmediği hususları ilgili Belediye Başkanlığı İmar Müdürlüğünden sorularak, arta kalan kısımda değer azalış bedeline hükmedilmesi gerekip gerekmediği denetlenmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ile Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı göz önüne alınmaksızın davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi ve Anayasa Mahkemesinin 27.11.2020 tarihli ve 31317 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 16.07.2020 tarih ve 2018/104 Esas, 2020/39 Karar sayılı kararı ile 7139 sayılı Kanunla Değişik 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrasının dördüncü cümlesinin “idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit edilen bedelden az olması durumunda hâkim tarafından tespit edilen bedel, fazla olması durumunda idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit ettiği bedel, peşin ve nakit olarak hak sahibi adına, kalanı ise bedele ilişkin kararın kesinleşmesine kadar üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılmak ve kesinleşen karara göre hak sahibine verilmek üzere” bölümü ile yedinci cümlesinde yer alan “idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit ettiği bedelden fazla olması halinde fazla olan tutarın bloke edildiğine” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptal edildiği nazara alınarak hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin 18.03.2025 tarihli ve 2022/557 Esas, 2025/91 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; tespit edilen bedele uygulanan faizin hatalı olduğunu, idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekiğini ileri sürerek kararın bozulmasına talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın arsa vasfında olduğunu bu yönde Yargıtay incelemesi yapıldığını ve bu durumun kesinleştiğini, usuli kazanılmış hak oluşturduğunu arazi vasfında yapılan hesaplamanın usul ve kanunlara aykırı olduğunu, arta kalan alana değer azalışı verilmesi gerektiğini, aradan geçen zaman gözetildiğinde sadece yasal faiz işletilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, en azından enflasyon oranında faiz işletilmesi gerektiğini, nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, karar tarihi itibariyle maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; Dairemizin 26.09.2018 tarihli ve 2017/9075 Esas, 2018/ 15433 Karar sayılı kararı ile belirtildiği gibi dava konusu taşınmazın ... Belediye Başkanlığının 24.11.2014 tarihli cevabi yazısına göre 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içerisinde olduğu, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün Parsel Sorgulama Uygulama sitesinden edinilen bilgiler ve Belediye Başkanlığı cevabı gözönünde bulundurulduğunda dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğu ve bu durumun Dairemiz bozma ile kesinleşmiş olduğu gözetilmeden dava konusu taşınmaza arazi olarak değer belirleyen bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re'sen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
4. Kabule göre de tespit edilen bedele dava tarihinden 4 ay sonrasından ilk karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken faiz bitiş tarihinin hatalı gösterilmesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan mahkeme kararının BOZULMASINA,
Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 30.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı taraf vekillerinin “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Bozma Kararı”na; faize ilişkin yönüyle açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 30.03.2026