Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/12083 E. 2026/5044 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/12083
Karar No
2026/5044
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1243 Esas, 2025/1162 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/92 Esas, 2024/116 Karar

Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının maliki olduğu Kocaeli ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 65... parsel sayılı taşınmazın orman alanında kaldığından bahisle tapu iptali ve tescil istemiyle açılan dava sonucunda tapu kaydının iptal edilerek orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini, davacının uğradığı zararın tazmini gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000 TL'nin Kocaeli 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/250 Esas, 2015/577 Karar sayılı kararının kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tapu kaydının üzerine orman şerhinin Orman Genel Müdürlüğünün talebiyle konulduğunu, bu nedenle aleyhe açılan tazminat davasının husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının dava açmakla hukuki menfaatinin olmadığını, davaya konu taşınmazın mülkiyetinin henüz iptal edilmemiş olduğunu, uğranılan bir zararın olmadığını, özel mülkiyete konu olmayan taşınmazların özel mülk olarak tapuya tescil edildiğini, yapılan tescil işleminin yok yükmünde olduğunu, dava konusu taşınmazın tamamının ilk tesisten bu yana orman sınırları içinde kaldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve husumet itirazlarını tekrar ettiklerini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu, tazminat bedelinin fahiş olduğunu, bedel tespitine ilişkin verilerin gerçeği yansıtmadığını, sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, tazminatın davacı tarafın tapu kaydına güvenerek yaptığı imar ve ihya çalışmaları nedeniyle taşınmaza yapmış olduğu masrafların ve katmış olduğu müspet değerlerin miktarı kadar olması gerektiğini, ayrıca önceki Bölge Adliye Mahkemesinin kararının dikkate alınmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin kesin kararına göre taşınmazın değerlendirme tarihinin tapu iptali kararının kesinleşme tarihi olan 04.06.2018 olduğunu ancak hükümde bunun dava tarihi olan 15.02.2019 olarak esas alındığını, bu nedenle talepten fazlasına hükmedildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını hatalı ve eksik tespitler içerdiğini, önceki Bölge Adliye Mahkemesi kararından sonra alınan ilk bilirkişi raporunda taşınmaz değerinin (tapunun iptal tarihine göre) 3.719.751,93 TL olarak tespit edildiği, bu rapora davacı tarafça itiraz edilmediğini, bu durumun Hazine lehine usuli kazanılmış hak doğurduğunu ve olası tazminatın bu değerden daha yüksek olamayacağını, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince Devletin kusursuz sorumlu olduğu, buna göre Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda değerlendirme tarihinin dava tarihi olarak alınması ve taşınmazın tarım arazisi olduğu kabul edilerek net gelir metoduna göre değer belirlenmesinin yerinde olduğu, her ne kadar Dairelerinin önceki kaldırma kararı gerekçesinde Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin önceki içtihadına dayalı olarak tapunun iptal kararının kesinleştiği tarihe göre değer biçilmesi gerektiği yazılı ise de Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin güncel içtihadı ile Anayasa Mahkemesinin bu yöndeki hak ihlali kararları nazara alındığında; mahkemesince taşınmazın dava tarihindeki değerine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, dava tarihi itibarıyla arazi vasfında olduğu belirlenen taşınmazın değerinin net gelir yöntemiyle belirlenmesinde, Mahkemece hükme esas alınan 12.12.2023 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın bulunduğu bölgedeki coğrafi durum ve toprak yapısı itibarıyla kapitalizasyon faiz oranının %4 oranında alınmasında, taşınmazın konumu ile taşınmazı o bölgedeki diğer taşınmazlardan ayıran özelliklerde gözetilmek suretiyle objektif değer artış oranının %100 uygulanmasında, m² birim fiyatının 2019 yılı itirbarıyla 105,20 TL olarak hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmadığından; davalı ... vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiş, her ne kadar davalı vekilince davacının kaldırma kararı sonrası önceki heyetten alınan 19.06.2023 tarihli ek bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesi sunmadığı ileri sürülerek; usûli kazanılmış hak ilkesi gereğince ilk rapora göre karar verilmesi gerektiği ileri sürülmekte ve Dairelerince dosyanın hem fiziki ve hem de UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemesinde 19.06.2023 tarihli ek bilirkişi raporuna karşı davacı vekilinin yazılı beyan dilekçesi sunmadığı, davalının ek rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu, mahkemesince 04.10.2023 tarihli 2.celseye ait duruşma zaptında bu nedenle davalı yerine davacı yazılarak maddi hata yapıldığı kanaatine ulaşılmış ise de aynı tarihli celsede davacı vekilinin tutanağa geçirilen beyanlarına göre ek bilirkişi raporunu kabul etmediklerini yeni bir heyetten keşif yapılarak rapor alınmasını talep ettikleri anlaşıldığı, incelenen bilirkişi raporunda bilirkişiler tarafından dekar başına verim hesaplandıktan sonra, taşınmazın objektif değer artışının bilirkişilerce %125 olduğu halde 2,25 yerine 1,85 ile çarpıldığı ve bu anlamda raporda hesap hatası bulunduğu diğer yanları ile 19.06.2023 tarihli raporun 12.12.2023 tarihli rapor ile benzeştiği görüldüğünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 2 80... inci maddelerine göre rapora karşı beyanda bulunmasa dahi, tarafın sessiz kalmasının raporun ilgili taraf açısından kabul edildiği anlamına gelmeyeceği bilirkişi raporları kapsamında usuli kazanılmış haktan söz edilebilmesi için tarafın açıkça rapora karşı itirazının olmadığı yönünde veya bu anlama gelebilecek yazılı ve sözlü beyanı gerektiği, iki haftalık süre içerisinde rapora karşı beyan ve itirazlarını ileri sürmeyen tarafın itiraz üzerine tekrar rapor alınmasını isteyemese de 281/2 ve 3 üncü madde kapsamında Hakimin raporu resen denetleme yükümlülüğünün de bulunduğu bu hali ile mahkemenin raporu hükme elverişli görmeyip her zaman bilirkişiden ek rapor talep edebileceği gibi yeni bir bilirkişi tarafından rapor düzenlenmesine de resen karar verilebileceğinden; bu haliyle susmaya sonuç bağlamak ya da rapora itiraz etmemenin karşı taraf yararına usûli kazanılmış hak oluşturacağından söz etmek olanaklı olmayacağından davanın mahiyeti ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51 inci maddesi gereği değerlendirildiğinde ve davacının, dava dilekçesinde ve aşamalarda bu rapor nedeniyle kendisini bağlar bir kabulünün olmadığı da dikkate alındığında; davalı vekilinin usûli kazanılmış hak itirazı da yerinde görülmemiş ancak, incelenen mahkeme kararında, davanın kısmen kabulüne ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiğine göre 4 numaralı hüküm fıkrasında "Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesaplanan 69.001,57 TL vekâlet ücretinin davacı taraftan alınıp davalıya verilmesine" yazılması gerekirken hükümde açık yazım hatası yapılarak; "... 69.001,57TL vekâlet ücretinin davalı taraftan alınıp davacıya verilmesine," maddi hata yapıldığı değerlendirilmiş ise anılan maddi hatanın yerinde düzeltilebilecek hususlardan olduğu değerlendirilerek; eleştiri yapılmakla yetinilmiş, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalı ... Hazinesi vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvurusunda ileri sürülen nedenleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/12083, K. 2026/5044, T. 25.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-12083-e-2026-5044-k-5b317936f7a2