Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/9557 E. 2025/9213 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/9557
- Karar No
- 2025/9213
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3884 Esas, 2024/984 Karar KARAR : Esastan ret
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ..., ... Mahallesi 133 ada 136 parsel sayılı taşınmazda kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın müvekkili idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı taraf süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ile bu hakkın davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan raporda tespit edilen bedel ile kıymet takdir komisyonu tarafından tespit edilen ve davalılara teklif edilen bedel arasındaki farkın gerekçeli olarak açıklanmadığını, tespit edilen bedelin kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda tespit edilen, taşınmazın değerine etki eden objektif faktörlerin ancak arsa niteliğinde olan taşınmazların değerini artırabileceğini, tarla niteliğinde taşınmazlara uygulanmasının söz konusu olmadığını, bilirkişi raporunda belirtilen özelliklerin objektif değer artırıcı unsur olarak kabul edilmesinin mümkün olamdığını, bilirkişi raporunda kapitalizasyon faizinin %0,04 olarak hesaplanarak arazi değerinin olması gereken değerden daha yüksek tutulduğunu, hem de taşınmazların değeri belirlenirken %25 oranında objektif artış öngörülmesinin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, taşınmazın metrekare birim fiyatının çok yüksek hesaplandığını, ürün bedellerinin de fahiş hesaplandığını, bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmaz üzerindeki irtifak hakkı nedeniyle dava konusu parselde %30 oranında değer kaybı olduğundan bahsedildiğini, üzerinde tesis edilen enerji nakil hattının Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'ne uygun olarak tesis edildiğini, taşınmaz üzerindeki tarımsal ürünlere hiçbir olumsuz hiç bir etkisinin bulunmadığını, lehlerine avukatlık ücretine hükmedilmediğini, ancak ilgili mahkeme kararının 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'na aykırı olduğunu, davalılar vekillerinin mahkemeye sunduğu istinaf başvuru dilekçelerinde ihtiva olunan hiçbir hususu kabul etmediklerini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her kadar münavebeye esas alınan veriler usulünce getirtilip denetlenmemiş ise de Yargıtay 5. Hukuk Dairesi Başkanlığının 2023/6914 Esas, 2023/12523 Karar sayılı kararında işaret edildiği üzere taşınmazın bulunduğu bölgede hangi ürünlerin mutad olarak yetiştirildiği sorularak münavebeye esas alınan ürünlerin değerlendirme tarihi itibarıyla getirtilip bilirkişi raporu denetlenerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, ... Hal Müdürlüğü verilerine göre gelir ve gideri belirleyen rapora göre hüküm kurulmasının doğru olmadığına işaret edilmiş ise de bu noktada dairemizce getirtilen ürün verilerinin incelenmesinde rapordaki verim, satış fiyatı net gelir aralıklarının çizelgeyle uyumlu olduğu kanaatine varılarak arazi niteliğindeki taşınmazın 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinin, taşınmazın niteliği ve konumuna göre kapitalizasyon faizinin yerinde olduğu, %25 oranında belirlenen objektif değer artışı oranına dair aleyhe istinaf bulunmadığı, raporda ürün münavebe listesinde belirlenen ürünler ve gelirleri dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, irtifak nedeniyle oluşacak değer düşüklüğünün irtifaktan etkilenen alanın mülkiyet değerinin tarım arazilerinde %35'i geçmemesi gerektiği, raporda bu hususa riayet edilerek kamulaştırma bedelin belirlendiği, 2020 yılı itibarıyla tespit edilen 35,90 TL/m² birim fiyatının istinaf edenin idare oluşu da dikkate alındığında yüksek olmadığı kanaatine varılmış ve ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alındığında davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin yerinde olduğu kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmediğinden başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesi ve aynı Kanun'un 11 inci maddesinin son fıkrası uyarınca taşınmaz malın niteliği, tamamının yüzölçümü, geometrik durumu ve enerji nakil hattı güzergahı dikkate alınarak değer düşüklüğü oranı belirtilmek suretiyle irtifak hakkı karşılığının tespit edilmesi yöntem itibarıyla yerindedir.
3. Her ne kadar münavebeye esas alınan ürünlerin değerlendirme tarihi itibarıyla İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden resmî ve kesin verileri (verim, fiyat, ayrıntılı masraf) getirtilip bilirkişi raporu denetlenerek, il verisi alındığında ise gerekçesi açıklanarak sonuca göre karar verilmesi gerekirse de ve doğru verilerin alındığı yanılgılı olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde de belirtilmişse de dosya arasında kesin ve ayrıntılı fiyat ve masrafları İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine rastlanmamış olup, kıymet takdirinde idarenin belirlediği bedel ve temyize gelenin sıfatı gözetilerek bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
4.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.