Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/9052 E. 2025/4747 K. – Kamulaştırmasız

Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/9052
Karar No
2025/4747
Karar Tarihi
Konu
Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2497 Esas, 2024/1175 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gelibolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/409 Esas, 2023/320 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Çanakkale ili, ..., ... köyü 114 ada 152 parsel sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın yol olarak kullanılmak suretiyle fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 23.06.1976 tarihli ve 1976/122 sayılı kamu yararı kararına göre yol kamulaştırma sahasında kaldığını ve kamulaştırma çalışmalarının tamamlandığını, taşınmaz malikinin tespit edilen adresine Kartal 1.Noterliğince yapılan tebligat evrakının usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini ve kamulaştırma bedelinin bankaya bloke edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın mevcut durumu ile arsa vasfında olduğu belirtilerek tazminat talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava tarihinden itibaren en yüksek faiz talep edilemeyeceğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın arsa vasfında olduğu kabul edilerek değerinin belirlenmesini, el atma tarihi 04.11.1983 tarihi sonrası olduğundan vekâlet ücretinin nispi olarak tespit edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın usulüne uygun olarak kamulaştırıldığı hâlde, davanın kabulüne karar verildiğini, taşınmazın kamulaştırma işlem dosyasının yeterince incelenmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu kendilerine tebliğ edilmeden hüküm kurulduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 31.10.1984 tarihli tapulama tutanağının incelenmesinde, kamulaştırma işlemleri tamamlanmadığı gerekçesiyle tespitin malik adına yapılarak kesinleştiğinin anlaşıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12 nci maddesinde "30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir. Kadastro Müdürü tarafından onaylanarak kesinleşen tutunaklar ile kadastro mahkemesinin kesinleşmiş kararları; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle en geç 3 ay içinde tapu kütüklerine kaydedilir. Bu tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz." hükmünün öngörüldüğü, somut olayda dava konusu taşınmazın kamulaştırma kararı verildikten sonra kadastro tespitinin yapıldığı ve kadastro tespit tutanaklarında kamulaştırma işleminden bahsedildiği hâlde, bedelin ödenmediğinden bahisle tapulamayı idare adına değil davacı adına tescil ettikleri ve kadastronun kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçmiş olması hasebiyle artık idarenin 3402 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereği önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz ve dava hakkı kalmadığından, kamulaştırma işlemlerine hukuken değer verilemeyeceği, bu durumda tapudaki maliklerin dava açma hakkı olduğunun kabul edilmesi gerektiği, dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi kurulu raporuna göre dava konusu taşınmaza 1983 yılı öncesinde davalı idare tarafından fiilen el atıldığı, el atma tarihindeki niteliği sulu arazi olan taşınmaza net ürün gelirine göre değer biçilmesinde yöntem olarak bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu taşınmazın niteliği ve konumuna göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranının uygun olduğu, ilçe tarım verilerinde belirtilen masraflarla ekonomik tarım yapılamayacağından üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ü oranında hesaplanmasında, el atma tarihine göre 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 6 ncı maddesine uygun olarak maktu vekâlet ücreti takdirinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca taşınmazın dava tarihindeki değeri ile karar tarihindeki değeri arasında enflasyon farkından meydana gelen değer farkının davalı idare tarafından karşılanmasını, bu kapsamda kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arazi niteliğindeki Çanakkale ili, ..., ... köyü 114 ada 152 parsel sayılı taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca tespit edilen bedelin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/9052, K. 2025/4747, T. 10.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-9052-e-2025-4747-k-d690970ead87