Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/7997 E. 2025/7012 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/7997
- Karar No
- 2025/7012
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3355 Esas, 2024/1355 Karar DAVA TARİHİ : 06.07.2022 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/434 Esas, 2023/617 Karar Taraflar arasındaki kesinleşen tapu kayıtlarının mükerrer olması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davası sonucunda hükmedilen bedelin geç ödenmesi sebebiyle oluşan munzam zararın tahsili istemli davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 06.05.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü yetki belgesine istinaden davacı vekili Avukat .... ve davalı Hazine vekili Avukat ... gelmişlerdir. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davakonusu ... ili, ... ilçesi, .... Mahallesi 277 parsel sayılı taşınmazın 1156 ve 1072 parsel sayılı taşınmazlarla mükerrer olması nedeniyle tapusu iptal edildiğinden 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemli davada kesinleşen karar ile hükmedilen tazminatın geç ödenmesi dolayısıyla oluşan munzam zararın tazmini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kesinleşmiş mahkeme ilamına ilişkin tazminat alacağının oldukça geç ödenmesi nedeniyle müvekkilinin mağdur duruma düştüğünü, müvekkilinin 67 yaşında ve emekli olduğunu, emekli maaşı dışında hiçbir geliri bulunmadığını, aynı zamanda müvekkilinin ciddi sağlık problemleri yaşamakta olduğunu tedavi gördüğünü, müvekkilinin İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/572 Esas sayılı dosyasında 166.976,00 TL tamamlama harcı ödediğini, harcı öderken davaya konu mahkeme ilamı sonucunda alacağı tazminat bedeline güvendiğini, ancak davalı idare tarafından davaya konu mahkeme ilamının kesinleşmesinden 14 ay sonra oldukça geç tarihte ödeme yapıldığının, müvekkilinin mağdur olduğunun, davalı idare tarafından müvekkiline ödenen tazminat miktarına yıllık %9 yasal faiz oranı uygulanması müvekkilini zarara uğrattığını ödenen tazminat miktarının yetersiz olduğunu, müvekilinin yaşadığı mağduriyetin tek sebebinin davalı idarenin tazminat miktarının hemen ödememesi olduğunu, bilirkişi raporundaki değerlendirmelerinin hukuka aykırı olduğunu, mülkiyet hakkı kapsamında alacağın geç ödenmesi durumunda arada geçen sürede enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanma imkanı da bulunmadığını, bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratıldığını, geç ödenen kamulaştırma bedeli için sadece kanuni faiz ödeneceği belirtildiğini, enflasyon nedeniyle uğranılacak ve kanuni faizi aşan zararlarla ilgili herhangi bir düzenlemeye ise yer verilmediğini, özellikle yüksek enflasyonist dönemlerde devletin kamulaştırma nedeniyle borçlu olduğu tutar ile alacaklı hak sahibi tarafından nihai olarak alınan tutar arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını gidermenin mümkün olmayacağını dolayısıyla hak sahibinin kamulaştırılan taşınmazının bedelini gerçek karşılık ölçütüne uygun olarak aldığından söz edilemeyeceğini, tazminatın geç ödenmesinin tamamıyla davalı idarenin keyfi davranışlarının sonucu olduğunu, davanın reddi yönünde hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kanun koyucu para borcunun geç ödenmesi yada ödenmemesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsediği, diğer bir deyişle temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığı yasal bir karine olarak kabul edildiği, bunun dışında davacının herhangi bir karineden istifade etme olanağının yasal olarak mevcut olmadığını, buna göre davacı para alacağını zamanında tahsil etmesi halinde ne şekilde kullanacağını, paranın zamanında verilmemesi nedeniyle faiz dışında ne gibi maddi zararlarının oluştuğunu; somut delilerle ispat edemediğinden Mahkemece munzam zarar istemine ilişkin davanın reddine karar verilmesinin usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanunu’nun 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında kesinleşen karar nedeniyle oluşan munzam zararın tazmini istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aleyhine temyiz olunan davalı yararına 03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 28.000,00 TL vekâlet ücretinin temyiz edenden alınmasına, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.