Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/4425 E. 2025/1473 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4425
- Karar No
- 2025/1473
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2782 Esas, 2023/2616 Karar KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Gölbaşı(Ankara) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/471 Esas, 2022/372 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun davalı idare vekili yönünden esastan reddine, davacı vekili yönünden kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Ankara ili, ..., ... 112217 ada 2 parselde paydaş olduğunu, söz konusu taşınmaz üzerinden davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırma yapılmaksızın enerji nakil hatları geçirildiğini ve bu hatların taşınmazın kullanılmasını olanaksız hale getirdiğini, bu nedenle taşınmazın zemin bedelinin davalı idareden tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmaz üzerinden geçen enerji nakil hatları ile ilgili olarak imar uygulaması öncesindeki kadastro parsellerinde, 1974 yılında usulüne uygun şekilde irtifak kamulaştırması yapıldığını; ancak dava konusu taşınmazın bulunduğu alan öncesinde tescil harici olduğu için kamulaştırma yapılmadığını ve bedel ödenmediğini, öte yandan imar uygulaması sonucu oluşan dava konusu taşınmaz üzerindeki irtifak haklarının tapuya tescil edildiğini, bundan dolayı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza el atma tarihinin 1983 yılı sonrası olduğunu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2021/1982 Esas, 2022/647 Karar sayılı kararında taşınmazların 2007 yılında imar ile oluştuğunu belirtilerek nispi vekâlet ücretine hükmedildiğini, davacının taşınmazda imar ile malik olduğunu, bu yönüyle maktu harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. 2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; hatların tesis edildiği yıllarda dava konusu taşınmazın yerinde olan kadastro parselleri üzerinden kamulaştırma ve tescil işlemlerinin tamamlandığını, 112219 ada 1 parselin bulunduğu alanda tescil harici kadastro parseli bulunduğundan kamulaştırma planlarında bu alanlar için dosya numarası alınmadığını, ödeme yapılmasına gerek olmadan irtifakın tapuya işlendiğini, mülkiyet bedeline hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tespit edilen bedelin yüksek olduğunu, imar planı yaparak dava konusu taşınmazların enerji nakil hattı koruma kuşağı alanı olarak ayıran belediyenin sorumlu olduğunu, davanın kabulü halinde mükerrer bedel ödeme söz konusu olacağını beyan etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu Ankara ili, ..., ... 112217 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında Enerji Nakil Hattı Koruma Kuşağı olarak ayrıldığı ve 2007 yılında yapılan uygulama sonucu davacılar ve 3 üncü şahıslar adına tescil edildiği, imar planının ve plan notlarının iptali istemiyle davalı idare tarafından açılan davalar sonucunda imar planlarının iptaline yönelik taleplerin reddine, plan notlarının ise iptaline karar verildiği, plan notlarının iptaline yönelik kararlar doğrultusunda Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 09.08.2918 tarihli ve 1289 sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında taşınmazların yine "Enerji Nakil Hattı Koruma Kuşağı" olarak ayrıldığı ancak plan notlarının kaldırıldığı, dava konusu taşınmazlar üzerinden geçirilen hatların daha öncesinde tescil harici alandan geçirilmesi nedeniyle irtifak hakkına dayalı kamulaştırma işlemi yapılmadığı ve herhangi bir bedel ödenmediği, davacının öncesinde kadastral 726 ve 727 parsel sayılı taşınmazlarda malik olduğu, hava fotoğrafları uygulanmak suretiyle yapılan inceleme sonucu alınan raporda iş bu parsel üzerinde tesis edilmiş bir enerji nakil hattının bulunmadığının bildirildiği, davacının dava konusu taşınmazda ilk kez imar ile malik olduğu da dikkate alındığında, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde, taşınmaz imar planında tamamen enerji nakil hattı koruma kuşağında kalıp üzerine yapı yapılması ve bu şekilde kullanılması mümkün olmadığından mülkiyet bedelinin tespiti ile davalı idareden tahsiline, bedeline hükmedilen taşınmazdaki davacı payının tapusunun iptali ile davalı idare adına tapuya tesciline, 6.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 4’ün son fıkrasında “Bu kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” hükmü dikkate alındığında maktu harç tahsiline dair kararda, dava konusu arsa niteliğindeki taşınmazın paydaşları tarafından açılan davada Eylül 2021 değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen 1.470 TL/m² birim bedelinin Dairelerinin 2022/1236 Karar sayılı kararı ile uygun bulunduğu da dikkate alındığında bir isabetsizlik görülmemiş; ancak dava konusu taşınmazın ilk kez 2007 yılında imar uygulaması ile oluştuğu, hatların tesis edildiği tarihte tescil harici olan taşınmaz üzerinden geçirildiği, dava konusu taşınmazın geldisi olan kadastral parseller üzerinden söz konusu hatların geçirilmediği, konumsal olarak dava konusu taşınmazdan geçen hatlarla da aynı güzergahta bulunmadığı ve davalı idarece de bu hususta bir bilgi ve belge de sunulmadığı da dikkate alındığında tapu malikleri ve davacılar yönünden el atmanın tapuda ilk tescil tarihi olan 2007 yılında başladığının kabulü ile nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmeyerek Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususlara ilave olarak vekâlet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsallerin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde, aynı taşınmaza ilişkin Dairemiz denetiminden geçen dosyalar dikkate alındığında bir isabetsizlik görülmediği gibi taşınmazın imar planında ''Enerji Nakil Hattı Koruma Kuşağı'' olarak özgülenmiş olması nedeniyle mülkiyet bedelinin davalı idareden tahsili de doğrudur. 3. Dava konusu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin olarak 1970'li yıllarda yapılan kamulaştırma işlemleri sırasında, tescil harici alanda bulunduğu gerekçesiyle kamulaştırma planında taşınmaza dosya numarası verilmediği ve kamulaştırma bedeli ödenmediği, kök parsele ilişkin olarak da herhangi bir bilginin bulunmadığı anlaşıldığından taşınmazın kamulaştırıldığına dair temyiz itirazı yerinde görülmemiştir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 5.Buna karşın, 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası; “Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” şeklinde düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kanun'un 6487 sayılı Kanun'la değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkraları; "09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihini kapsayan dönemde oluşan mağduriyetin giderilmesi amacıyla getirilen ve malikler aleyhine bir takım hükümler içeren bu istisnai düzenlemenin 04.11.1983 tarihinden sonraki dönem içinde uygulanmasının hukuk güvenliğini zedeleyeceği" gerekçesiyle ve Anayasa'nın 2 nci ve 35 inci maddelerine aykırı bulunarak 13.03.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. 2942 sayılı Kanun'da 04.11.1983 tarihinden sonraki fiili el atmalara ilişkin başkaca bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçlarının maktu olarak uygulanması gerekir. 6. Davalı idarenin taşınmazda paydaş olduğu da gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile maktu harca hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. KARAR 1. Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2. Kamu düzeni gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının a) (A) bendinin (7) ve (8) numaralı alt bentlerinin hükümden çıkartılması, yerine "Karar tarihi itibarıyla alınması gereken 24.564,27 TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile 24.504,97 TL harcın davalı idareden tahsili ile Hazineye irat kaydına, davacı tarafça iki kalemde yatırılan 80,70 TL ve 6123,99 TL ıslah harçlarının davalıdan alınarak davacıya verilmesi" cümlesinin yazılması, b) (B) bendinin 1 numaralı alt bendinde geçen "269,85 TL maktu" ve "189,15" sayısının hükümden çıkartılarak yerine "24.564,27 TL nispi" ve ""24.483, 57" sayısının yazılması, c) Ayrı bir bent olarak "davacı tarafça yatırılan 59,30 TL başvuru harcının ve iki kalemde yatırılan 80,70 TL ve 6123,99 TL ıslah harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalı idareden aşağıda yazılı kalan harcın alınarak Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. Harç-Davalı idare 24.564,27 TL O.H 269,85 TL P.H 24.294,42 TLKalan