Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/3304 E. 2025/2542 K. – Kamulaştırmasız
Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3304
- Karar No
- 2025/2542
- Karar Tarihi
- Konu
- Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/820 Esas, 2023/676 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.02.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü taraf vekilleri duruşmaya katılmadıklarından incelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Şanlıurfa ili, ..., .......... Mahallesi 337 parsel (parselin ifrazı ile oluşan 634 parsel) taşınmaza davalı idare tarafından kamulaştırma yapılmadığı hâlde, fiilen yol yapılmak suretiyle el atıldığından taşınmazın bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atmanın söz konusu olmadığını, bir an için el atıldığı kabul edilse bile uzlaşma dava şartı yerine getirilmediğinden davanın reddi gerektiğini, taşınmazın el atma tarihindeki vasfına göre dava tarihindeki değerinin tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 30.12.2015 tarihli ve 2014/240 Esas, 2015/590 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, taleple bağlı kalınarak taşınmazın el atılan kısmının bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bedeline hükmedilen davacı payının tapusunun iptali ile yol olarak terkinine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 30.12.2015 tarihli ve 2014/240 Esas, 2015/590 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) kıymet takdir esaslarını belirten 11 inci maddesinin birinci fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken taşınmazın arazi niteliğinde kabulü ile gelir metoduna göre değer biçildiği ve taşınmaza ait tapu kaydı getirtilip davacının payı denetlenmeden karar verildiği gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 07.03.2018 tarihli ve 2017/164 Esas, 2018/79 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne taleple bağlı kalınarak taşınmazın el atılan kısmının bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bedeline hükmedilen davacı payının tapusunun iptali ile yol olarak terkinine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 07.03.2018 tarihli ve 2017/164 Esas, 2018/79 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değerinin biçilmesinde ve alınan rapor uyarınca bedelinin tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, taşınmaz üzerindeki zirai muhdesatın değeri 53.412,31 TL hesaplandığı hâlde, maddi hata sonucu 65.459,20 TL üzerinden hesaplama yapan bilirkişi kurulu raporuna göre hüküm kurulması doğru değil ise de taleple bağlı kalınarak karar verildiği için bu husus bozma nedeni yapılmadığı, ne var ki kamulaştırmasız olarak el atılan 1901,64 metrekarelik alanın bedeli verilmesine rağmen 687,20 m²lik alanın tapusu iptal edilerek idare adına tescil edildiğinden bahisle düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. 3.Dairemizin 11.02.2019 tarih ve 2018/9494 Esas, 2018/1740 Karar sayılı düzelterek onama ilamına karşı süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 4.Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda Dairemizin denetiminden geçen Halfeti Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/2 Esas, 2018/788 Karar (Dairenin 2018/10473 Esas, 2018/21493 Karar) sayılı dosyasında, değerlendirmede esas alınan aynı emsal taşınmazın kadastral parsel olduğundan bahisle kararın bozulduğu dikkate alındığında dava konusu taşınmaz ve emsal alınan taşınmaz kadastral parsel olduğu halde emsal incelemesi sonucu bulunan bedelden düzenleme ortaklık payı oranı düşülmek suretiyle değer biçilmesi nedeniyle raporların inandırıcı olmadığı, 2942 sayılı Kanun'un kıymet takdir esaslarını belirten 11 inci maddesinin birinci fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmediği gibi bozmadan önce hükme esas alınan 23.07.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazdan 1901,64 m²lik kısmından yol geçtiğinin belirtildiği, bozmadan sonra alınan 01.01.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda ise dava konusu taşınmazın 687,20 m²lik kısmından yol geçtiğinin belirtildiği gözetildiğinde kamulaştırmasız el atılan alanın yüz ölçümünün ölçekli kroki üzerinde tespiti için fen bilirkişisinden ek rapor alınarak çelişki giderilmeden yazılı şekilde karar verildiği gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 19.10.2021 tarihli ve 2020/56 Esas, 2021/367 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, taleple bağlı kalınarak taşınmazın el atılan kısmının bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bedeline hükmedilen davacı payının tapusunun iptali ile yol olarak terkinine karar verilmiştir. E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin 19.10.2021 tarihli ve 2020/56 Esas ve 2021/367 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmaza emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmediği, ancak bozma öncesi kapama fıstıklık niteliğindeki dava konusu taşınmazın gelir metoduna göre belirlenen yıllık net geliri bozmaya konu edilmediğinden bu hususun davalı idare lehine kazanılmış hak oluşturacağı gözetilmeden, bozma sonrası hükme esas alınan bilirkişi raporunda tarım arazisinde münavebe ürünleri ile verilerin farklı alınması ve davacının dava konusu taşınmazdaki payı 1/2 oranında olduğu hâlde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın tamamının bedeline hükmedilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak taşınmazın el atılan kısmının bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bedeline hükmedilen davacı payının tapusunun iptali ile yol olarak terkinine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin düşük olduğunu, emsal alınan taşınmazın davaya konu taşınmazdan 6 kat değerli kabul edilmesinin hatalı olduğunu, belirlenen bedele dava tarihinden itibaren yasal faiz işletildiğini, 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasının Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini kamulaştırma bedeli için yasal faiz değil dava tarihinden itibaren enflasyon oranlarının altında olmayan bir faiz oranına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut emsal olarak incelenen satışın ilçe merkezinde, fiili olarak ticaret yapılan yerde olduğunu, ilçe merkezine uzak, meskun olmayan ve fiilen tarım yapılan dava konusu taşınmaza uygun emsal olmadığını, imar durumları karşılaştırılmadan soyut ifadelerle ve hatalı inceleme ile metrekare birim fiyatının yüksek belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.03.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik öncesi 427 ile 439 uncu maddeleri. 2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.” 3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir. 4. 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, 25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.