Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/3264 E. 2024/10205 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3264
- Karar No
- 2024/10205
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3609 Esas, 2023/1900 Karar DAVA TARİHİ : 16.11.2020 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/259 Esas, 2022/184 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Antalya ili, ..., Ermenek Mahallesi 9028 ada 1 parsel sayılı taşınmazda müvekkilinin hissedar olduğunu, taşınmazın imar planında pazar alanı olarak planlandığını; davalı idarece fiilen el atıldığını ileri sürerek kamulaştırmasız el atma nedeniyle müvekkili hissesine karşılık gelen değer belirlenmediğinden şimdilik 1.000,00 TL tazminatın el atma tarihinden işleyecek faiziyle taraflarına ödenmesine; mahkemenin aksi kanaatte olması halinde dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine; müvekkiline ait hissenin davalı adına tesciline ve yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesi talep edilmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya bakmakta idari yargının görevli olduğunu, davanın görev yönünden reddi gerektiğini, uzlaştırma yoluna gidilmediğinden davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, süreaşımı itirazları bulunduğunu, davanın Büyükşehir Belediyesine yöneltilmesi gerekirken müvekkiline yöneltilmesi nedeniyle husumet itirazları bulunduğunu; kamulaştırmasız el atma şartlarının oluşmadığını; taşınmazın değerine ilişkin davacı iddialarını kabul etmediklerini, müvekkili idarenin eylem ve işlemlerinin yasalarca yüklenen şekilde yerine getirdiğini, müvekkilinin davacıya zarar verdiği iddiasının kabul edilemez olduğunu, müvekkili idarenin kusuru bulunmadığını, davacı tarafın davanın değerinin artırılmasına yönelik haklarının saklı tutulmasına muvafakatlerinin bulunmadığını bildirerek davanın görevsizlik, dava şartı yokluğu, süre aşımı, husumet yokluğu nedeniyle esastan reddine, vekâlet ücretleri ve yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, dava konusu taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, bedeline hükmedilen taşınmazın tapusunun iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece hükmedilen tazminat miktarının düşük belirlendiğini, emsal taşınmaz ile dava konusu taşınmaz arasındaki mukayesesinin hatalı yapıldığını, m² birim bedelinin düşük tespit edildiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın bedeline kaşılık hesaplanan tazminat miktarının bilirkişi raporunda fahiş hesaplandığını, taşınmazın güncel konumunun dikkate alınarak tazminat bedelinin belirlenmesi hatalı olup ilk el atma tarihindeki niteliklerinin dikkate alınması gerektiğini, belirlenen tazminat bedeli ve hükmedilen tazminat miktarının yüksek olduğunu, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmaz karşılaştırılmasının hatalı olduğunu, yerel mahkemece itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda yapılan puanlama tablosunun hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, emsal taşınmazın dava konusu taşınmazdan daha değerli olduğunu, taşınmazın dava tarihindeki değerinin değil fiili el atma tarihindeki değerinin esas alınması gerektiğini beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın imar planında "Pazar Yeri" olarak ayrıldığı, fiilen de taşınmazın üzerine asfalt dökülerek ve pazar yeri çizgilerinin çizilerek pazar yeri olarak kullanıldığı, hükme esas raporda, taşınmazın vasfının arsa olarak değerlendirilip 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde yöntem olarak isabetsizlik bulunmadığı, dava tarihi itibarıyla taşınmazın metrekare birim fiyatının 2.829,72 TL/m² olarak belirlendiği, kamulaştırmasız el atma tazminatı hesabına ilişkin 12.01.2022 tarihli bilirkişi kurulu raporu denetime açık ve hüküm kurmak için yeterli gerekçeyi içerdiği anlaşıldığından, hükme dayanak bilirkişi raporunda, tespit edilen bedelin Muratpaşa Belediyesinden tahsiline ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, taşınmaza fiilen el atılması, taşınmazın Muratpaşa Belediyesi sınırları içerisinde bulunması, emsal alınan satışın emsal kıyaslanmasına esas alınabileceği, dava konusu taşınmazın tespit edilen m² değerinin taşınmazın bulunduğu konum itibarıyla uygun olduğu gerekçeleriyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca 7421 sayılı gereğince maktu harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz değerinin tespit edilmesi ve idareden tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.” 3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “...Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına...” karar verilmiştir. 4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin davacı tarafa ödenmesi, dava konusu taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmesi yerindedir. 3. Eldeki davada taşınmaza 04.11.1983 tarihinden sonra el atılmıştır. 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası; "Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir." şeklinde düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kanun'un 6487 sayılı Kanun'la değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkraları; "09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihini kapsayan dönemde oluşan mağduriyetin giderilmesi amacıyla getirilen ve malikler aleyhine bir takım hükümler içeren bu istisnai düzenlemenin 04.11.1983 tarihinde sonraki dönem içinde uygulanmasının hukuk güvenliğini zedeleyeceği" gerekçesiyle ve Anayasa'nın 2 nci ve 35 inci maddelerine aykırı bulunarak 13.03.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. 2942 sayılı Kanun'da 04.11.1983 tarihinden sonraki el atmalara ilişkin başkaca bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçlarının ve vekâlet ücretinin nispi olarak uygulanması gerektiğinden 2942 sayılı Kanun'un Ek madde 4'ün üçüncü fıkrasının uygulanma imkanı bulunmamakta olup nispi harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesi yerindedir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, aşağıda yazılı kalan harcın davalı idareden alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.