Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/2893 E. 2025/2540 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2893
Karar No
2025/2540
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/516 Esas, 2023/1333 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.02.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davalılar vekili Avukat ...gelmiş, davacı idare vekili duruşmaya katılmamıştır. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Adana ili, ..., ........... Mahallesi 699 ada 167 (eski 83 parselden ifraz) parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğunu, usulüne uygun olarak oluşturulacak bilirkişi heyetinin belirlediği bedelinin kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiziyle ödenmesine karar verilmesi ve yargılama giderlerinin davacı idare üzerinde bırakılarak davacı idare lehine vekâlet ücretine hülmedilmemesi gerektiğini beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 03.05.2018 tarihli ve 2026/319 Esas, 2018/342 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalılara ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin 03.05.2018 tarihli ve 2026/319 Esas, 2018/342 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 21.10.2021 tarihli ve 2019/1552 Esas, 2021/1362 Karar sayılı kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza emsal incelemesi yapılarak değer biçilerek ve taşınmazın toplam m² miktarı dikkate alındığında arta kalan kesim yönünden değer düşüklüğü olmayacağının kabulünde bir isabetsizlik görülmediği, ancak davanın niteliği gereği davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiği hâlde, davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin uygun olmadığı, dava dilekçesinin incelenmesinde davacı tarafın terkin talebi bulunmasına rağmen taşınmazın sadece tesciline karar verilmesi terkinine karar verilmemesinin usul ve kanuna uygun olmadığı, Anayasa Mahkemesinin 27.11.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 2018/104 Esas, 2020/39 Karar sayılı kararı ile idarenin takdir ettiği kamulaştırma bedeli dışındaki kamulaştırma bedelinin malik adına üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılarak karar kesinleştiğinde ödenmesine ilişkin 2942sayılı Kanun'nun 10 uncu maddesinin 8 nci fıkrasının 4 üncü cümlesinin bir kısmının iptal edildiğinin göz önünde tutularak tespit edilen tüm bedelin hak sahibine ödenmesi, kamulaştırma bedeline dava tarihinden 4 ay sonrasından başlayıp karar tarihine kadar yasal faiz yürütülmesi gerektiği ve dava konusu taşınmazın güncel tapu kaydı getirtilerek incelenmesi ve neticesine göre hüküm kurulması gerektiğinden bahisle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, 2942 sayılı Kanun'nun 11inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması,idarece kıymet takdir raporu ile ilk karara esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazda bulunan sondaj ve su havuzuna değer biçildiği halde, temyize konu hükme esas alınan bilirkişi raporunda gerekçesi gösterilmeden muhdesat bedelinin hesaplamaya dahil edilmemesi, ilk karara esas alınan bilirkişi raporunda kamulaştırmadan arta kalan 5.733,51m²lik alanda %10 değer azalışı hesaplandığı hâlde, arta kalan alana imar durumuna göre yapılaşma izni verilip verilmeyeceği, verilmiş ise önceki durumuna göre kısıtlama getirilip getirilmediği hususları ilgili Belediye Başkanlığı İmar Müdürlüğünden araştırılarak taşınmazın kullanım amacı, yüzölçümü, geometrik şekli ve kamulaştırmanın amacı nazara alınarak arta kalan kısımda değer kaybı gerekip gerekmediği denetlenmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde son karara esas alınan bilirkişi raporunda arta kalan kısımda değer azalışına hükmedilmemesi, dava tarihi olan 2016 yılı itibari ile taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların yaş ve cinslerine göre, maktu değerlerini gösterir resmi veriler İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile ilgili kurumlardan getirtilip, rapor denetlenmeden eksik inceleme ile ağaç bedeline hükmedilmesi, karar tarihi 03.05.2018 olduğu halde hükümde 09.01.2019 olarak gösterilmesi hatalı olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalı tarafa derhâl ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tespit edilen kamulaştırma bedelinin rayicin çok üzerinde belirlendiğini, bilirkişi raporunun gerçekçi ve denetime elverişli olmadığını, yerel mahkeme kararın Yargıtay içtihatlarına ve 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesine uygun olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı incelemeye dayandığını, dava konusu taşınmaz için emsal karşılaştırması sonucunda belirlenen değerin taşınmazın gerçek değerini karşılamadığını, arta kalan kısım için değer düşüklüğü oranının düşük hesaplandığını, zemin üzerindeki ağaç bedellerinin yanlış ve eksik hesaplandığını, yapılara bedel belirlenmediğini, yasal faiz işletilmesi nedeniyle dava tarihi ile kamulaştırma bedelinin ödeme tarihi arasında gerçekleşen enflasyon oranları uyarınca davalıların büyük oranda zararının oluştuğunu, Anayasa Mahkemesinin faize ilişkin hükmü iptal ettiği de gözetildiğinde davaya konu taşınmazın kamulaştırma bedelinin davalılara ödeneceği tarihe en yakın tarihdeki güncel değerinin tespit edilerek kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalılara ödenmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası, 11 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ve 12 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca değer biçilmesi dosya içindeki hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut emsal olarak incelenen emsalin raporda belirtilen özellikleri dikkate alınanak dava konusu taşınmazın %5 daha az değerli emsalden olduğunun kabulü ile belirlenen metrekare birim fiyatı uygundur. 3. Dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların bir kısmına kapama portakal bahçesi gelirine göre tespit edilecek bedelden, zemine ekilebilecek ürün geliri indirilerek bir kısım ağaçlara da yaş, cins ve verim durumlarına göre maktuen, yapı ve muhtesatlara resmî birim fiyatları esas alınıp, yıpranma payı düşülmek suretiyle değer biçilmesi doğrudur. 4. Dava konusu taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan kısmının yüzölçümü, konumu, geometrik şekli, cephe daralması dikkate alındığında % 10 oranında değer kaybı oranı belirlenmesi yerindedir. 5. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/2893, K. 2025/2540, T. 25.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-2893-e-2025-2540-k-da6c0fcf3e9d