Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/14019 E. 2025/10337 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/14019
- Karar No
- 2025/10337
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2299 Esas, 2024/2458 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/782 Esas, 2023/215 Karar Taraflar arasındaki çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde bırakılması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Edirne ili, ... ilçesi'nde uzun yıllar önce taşınmazlar satın aldığını, iş bu taşınmazların taşınmaz sicil dosyalarının 136 cilt, 38. sahife'de 28, 29, 30, 39. Sahife'de 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38 ve 40. sahifede 39. sıradaki taşınmazlarda müvekkili tarafından tasarrufta bulunulduğunu, taşınmazlardan 31. sırada kayıtlı 8.000 m²'lik taşınmazın akıbetinin belli olmadığını, müvekkilinin şifahen yaptığı araştırma sonunda Edirne ili, ... ilçesinde bulunan taşınmazın kadastro tespiti sırasında Orman olarak revizyon gördüğünü belirterek, 136 cilt 38. sahifede kayıtlı 8.000 m²'lik taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL tazminatın dava tarihi itibarıyla işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; tazminat davası açılabilmesi için 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği itirazında bulunduklarını, dava konusu taşınmazın 1996 yılında orman kadastro sınırları içerisinde alındığını, orman sınırları içerisine alınması işlemine karşı iptal davası açılmadığını, taşınmazın orman sınırları içerisine alınmasının üzerinden yaklaşık 36 yıl geçtiğini belirterek, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 sayılı dosyada vermiş olduğu 25.07.2017 tarihte hak ihlali kararı ile dava yolunun açıldığını, buna göre on yıllık zamanaşımı süresinin bu hukuki yolun oluştuğu 18.11.2009 tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini, buna göre de davanın süresinde olduğunu, müvekkillinin hiç bir şekilde kadastro çalışmalarından ve tescilden haberdar olmadığını, bu anlamda da açılan davanın makul süre içerisinde açıldğını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu olan ... ilçesi, ... köyünde kain orman olarak sınırlandırılan 139 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, kadastro tespiti 27.11.1996 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durumda, mülkiyet hakkının kaybedildiği sözü geçen tarihten itibaren on yıllık olağan zaman aşımı süresi geçmiştir. Diğer yandan, zararın doğduğu iddia edilen işlemin bir kadastro işlemi olması münasebetiyle Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 Başvuru No.lu 25.07.2017 tarihli, 29.09.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan ... kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararı yönünden yapılan değerlendirmede de, iç hukuk yolunun bahşedildiği sözü geçen Hukuk Genel Kurulu karar tarihi olan 18.11.2009 tarihinden itibaren 09.11.2022 tarihinde açılan iş bu davanın makul süre içerisinde açıldığını söyleyebilme olanağı bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi 02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.