Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/14018 E. 2025/9984 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/14018
Karar No
2025/9984
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2447 Esas, 2024/2448 Karar KARAR : Esastan ret Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkiinde kain 67 ada 21 ve 22 parsel sayılı taşınmazları tapu siciline güvenerek satın aldığını, aldığı tarihten sonra taşınmazların geçmişte kamulaştırıldığından bahisle tapu kaydının iptal edildiğini, bu durumun tapu sicilinin hatalı tutulmasından kaynaklandığını ve Devletin kusursuz sorumluluğu bulunduğunu beyan ederek tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının bu süre içinde dava açmadığından bahisle davanın reddi gerektiğini, ayrıca davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olmadığını, bu sebeple nisbi harca tabii olduğunu, ayrıca husumet itirazında bulunarak taşınmazların kamulaştırma işleminin ... Belediye Başkanlığı tarafından yapıldığını, belediyenin davaya müdahil edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın tapu kaydındaki ilgili şerhin satışa engel olmadığı gibi müvekkil tarafından davaya devam edilmemesi halinde düşürüleceği öngörülerek taşınmazın satın alındığını, kamulaştırılması halinde müvekkile satan kişi adına kaydının olmayacağına güvendiğini, bu sebeple üzerinde şerh olduğu gerekçesi ile davanın reddedilmesi kusursuz sorumluluk ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların, eski maliki tarafından açılan kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası neticesinde, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/899 Esas, 2005/367 Karar sayılı kararıyla taşınmaz tapuları iptal edilerek Belediye adına tesciline, el atma bedelinin ise kayıt malikine ödenmesine karar verildiği, ancak karar kesinleşmesine rağmen tapuda infaz edilmediği, hal böyleyken davacının dava konusu taşınmazları, 18.02.2022 tarihinde, kayıt malikinden satın aldığı, ancak taşınmazların beyanlar hanesinde "... 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2003/899 Esas, 2005/367 Karar sayılı yazısı ile" şeklinde ibarenin bulunduğu ve idarece, bu durum, satın alma tarihinden sonra fark edilerek sözü geçen mahkeme kararı infaz edilmek suretiyle davacı tapularının iptal edildiği ve taşınmazların belediye adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Taşınmazların beyanlar hanesindeki mahkeme kararına ilişkin şerhin aleniyeti nedeniyle davacının kamulaştırmasız el atma davasından kaynaklı taşınmazların tapusunun iptal edildiğini ve kayıt malikinin bu şekilde mülkiyet hakkını kaybetmiş olduğunu bilebilecek durumda olduğu, kaldı ki taşınmazlara 2003 yılı öncesinde Belediye tarafından fiilen yol olarak el atıldığı, bu yönden de davacının taşınmazların tapusunun iptal edildiğini bilebilecek durumda olduğu, dolayısıyla davacı tarafın, fiilen yol olarak kullanılan ve bu nedenle arsa niteliğinde olmayan ve sicil kaydında kamulaştırmasız el atma davasına ilişkin mahkeme künyesi bulunan taşınmazı iktisapında ağır kusurlu olması nedeniyle, tazminata müstehak olmadığı, zira bu durumda sicilin hatalı tutulması ile ortaya çıkan zarar arasında illiyet bağının kesildiği, Yargıtay içtihatlarına göre tazminat talep edilebilmesi için iyi niyetin varlığının şart olduğu, ancak bu şerhe dayalı olarak taşınmaz satın alan davacının iyi niyetli olduğundan bahsedilemeyeceği, giderek davacının 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesi uyarınca hukuken himaye görmesini gerektiren bir durumun olmadığı, her ne kadar sözü geçen mahkeme şerhinin tapuda tarihi belli değil ise de davacı vekilinin istinaf dilekçesinde aynen ''...ilgili şerh satışa engel olmadığı gibi müvekkil tarafından davaya devam edilmemesi halinde düşürüleceği öngörülerek satın alınmıştır. Kamulaştırılması halinde müvekkile satan kişi adına kaydının olmayacağına güvenmiştir....'' şeklinde beyan ve ikrarda bulunarak satın alma tarihinde bu şerhden haberdar olduğu nazara alındığında davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/14018, K. 2025/9984, T. 30.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-14018-e-2025-9984-k-d6968a03ea8b