Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/13598 E. 2025/9683 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/13598
- Karar No
- 2025/9683
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1314 Esas, 2024/1812 Karar KARAR : Esastan ret Taraflar arasındaki orman tahdit sınırları içinde kalan taşınmaz nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl dava ile kesinleşen orman kadastrosu sınırları içerisinde kalan taşınmazın tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescili istemine ilişkin birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın Hazine yönünden kabulüne ... yönünden husumet nedeniyle reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın asıl davada davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacılar - birleştirilen davada davalılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin malik olduğu ... ili, ... ilçesi, ... köyü, ... Mevkisi 106 ada 11 parsel sayılı taşınmaza orman şerhinin işlenmiş olması nedeniyle uğranılan zararın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Asıl davada davalı - birleştirilen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... köyü, ... Mevkisi 106 ada 11 parsel sayılı taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kalması nedeniyle tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, husumetin kendilerine düşmediğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, ormanların Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunduğunu, tazminat isteminin koşullarının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Asıl davada davalı - birleştirilen davada davacı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ikame etmiş olduğu davada taşınmazların mülkiyet hakkının kimde olduğunun tespitinin esas konu olduğundan davalı idarece kurulan teknik komisyon tarafından tanzim edilecek rapora istinaden açılacak tapu iptal ve tescil davasını sonucunun beklenilmesini talep ettiklerini, davalı sıfatı Hazinenin olup, orman yönetiminin davalı sıfatı bulunmadığından orman yönetimi aleyhine açılan davanın husumetten reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazlarına orman şerhi konulduğunu ileri sürdüğü tarihten bugüne kadar dava açmadıklarını, davacının tapuda adına kayıtlı taşınmazın kendisi tarafından kullanılmasına veya tasarrufuna engel olacak nitelikte bir şerh düşülmesi veya tapu kaydının iptali halinde söz konusu işlemin yapılması tarihinden itibaren 10 yıl Hazine aleyhine adli yargıda tazminat davası açabileceğini, ancak açılan davada öngörülen bu 10 yıllık süre içerisinde açılmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3. Asıl davada davacılar - birleştirilen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı tarafından tapu kayıtlarının alınması ve gerekli intikal işlemlerinin yapılması amacı ile ... Tapu Sicil Müdürlüğüne gidildiği zaman taşınmazın üzerinde 25.11.1982 tarihinde 283 yevmiye numarası ile ... tarafından "Devlet Ormanıdır - Satılamaz" ibaresi konularak davalıların mülkiyet ve kullanma hakkına el konulduğunu, davalılar adına ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/462 Esas sayılı dosyası ile dava konusu taşınmazın orman vasfında olan kısmına yönelik tazminat davası açıldığını, tüm bu nedenlerle ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin iş bu 2020/155 Esas sayılı dosyası ile yine aynı Mahkemenin 2019/462 Esas sayılı dosyasının birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kısmen kabulüne 1.598.611,20 TL tazminatın 27.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak ... 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/848 Esas, 2010/775 Karar sayılı veraset ilâmındaki payları oranında davacılara verilmesine, ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, birleştirilen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/155 Esas sayılı dosyasında ... tarafından açılan tapu iptal ve tescil davasının kabulü ile, dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 106 ada 11 parsel numaralı taşınmazda ... Mühendisi ... ...'in 12.10.2022 tanzim tarihli raporunda A harfi ile belirttiği 6.660,88 m² yüzölçümlü taşınmazın, ekli krokisinde göstermiş olduğu tapusunun iptali ile ile Devlet ormanı vasfında davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Asıl davada davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin sona ermiş olduğunu, husumetin kendilerine düşmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olup takdir edilen tazminat bedelinin fahiş olduğunu, dava konusu taşınmazların etrafı orman ile çevrili eğimli bir yapıya sahip olduğunu, bulunduğu yer itibarıyla belediye hizmetlerinden de yararlanamadığını, çevresinde hiçbir yapılaşma bulunmadığını, bu durumun keşifte de açıkça görüldüğünü, hal böyle iken bilirkişilerce arsa vasfı ile değerlendirme yapılması, objektif ve tarafsız bir değerlendirme olmadığını, bedel tespitine esas verilerin gerçeği yansıtmayıp afaki verilerle hesaplama yapıldığını, dosyada mevcut bilirkişi raporunun denetime elverişli bir rapor olmayıp, eksik ve yetersiz olduğunu, değerin fahiş belirlendiğini, davaya konu taşınmazın 4785 sayılı Kanun kapsamında iadeye tabi yerlerden olup olmadığının incelenmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi “tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.” hükmünü içermektedir. Devletin buradaki sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların yanlış tescil sonucu değişmesi ya da yitirilmesi ile bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır. Çünkü sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve taahhüt eden Devlet gerçeğe aykırı ve dayanaksız kayıtlardan doğan zararları da ödemekle yükümlüdür. Taşınmazın orman niteliğinde olmasına rağmen tapulama işlemi sırasında özel mülkiyete konu edilmesi ve tapu düzenlenmesi sebebiyle somut olayda devletin tazminat sorumluluğu doğmaktadır. Bu itibarla hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda değerlendirme tarihinin doğru şekilde dava tarihi olarak alınması ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içerisinde kalması, mücavir alan içerisinde oluşu, tüm belediye ve alt yapı hizmetlerinden yararlanması nedeniyle arsa niteliğinde olan taşınmazın değerinin emsal kıyaslama yöntemine göre belirlenmesi yerinde görüldüğünden başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl davada davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık asıl davada 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine, birleştirilen davada ise kesinleşmiş orman tahdidinde kalan taşınmazın tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline ilişkindir. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl davada davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Asıl davada davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.