Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/13074 E. 2025/10848 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/13074
- Karar No
- 2025/10848
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/1427 Esas, 2024/1500 Karar KARAR: Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2019/175 Esas, 2023/72 Karar Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı ... vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının maliki olduğu Kocaeli ili, Başiskele ilçesi, ... Mahallesi 118 ada 4 parselde kayıtlı 23.124,44 m² alanlı taşınmazın 20.577,18 m²lik kısmının tapusunun kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kaldığı gerekçesi ile iptal edildiğini, bu durumun müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız olduğunu, kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olması nedeniyle özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, bu tür taşınmazlar için şahıslar adına yapılan tescil işlemlerinin yolsuz tescil niteliğinde olduğunu, muteber bir tapu kaydına dayanılmadığı için tazminat koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne ve tespit edilen bedelin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kaldırma kararı sonrasında düzenlenen 04.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının denize sıfır konumdaki ve “liman” imarı mevcut olan arsası, ... ilçesinde köy içinde 317 metrekarelik 2 kat konut imarı olan bir taşınmazın emsal alınarak değerlendirildiğini, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın hiçbir benzerliği olmadığını, bu emsal ile hazırlanan rapor üzerinden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin aynı mevkideki emsal birçok taşınmaz için verdiği kararlar ile davacı Şirket lehine hükmettiği tazminat miktarı arasında 5 kat fark bulunduğunu, dava konusu taşınmazın “liman” vasfında olduğunu, bilirkişilerin taşınmazının dava tarihi olan 09.12.2014 tarihindeki değerini, 2013 ve 2011 yıllarına ait emsaller ile tespit edemeyeceklerini belirttiklerini, davalıya kazandırdığı usuli hâkkın, dosyada taşınmazın gerçek değerinin tespit edilmemesi değil, dosyada ilk verilen karardan daha yüksek bir bedele davalı aleyhine hükmedilmemesi olduğunu, huzurdaki davanın mülkiyet hakkının ihlaline dayanmakta olup, davacı taraf, davasında tazmin edilmeyen kısım yönünden zamanaşımına tabi olmaksızın her zaman ek dava açabileceğini, Mahkemenin taşınmazın gerçek değerini tespit edip eğer bir usuli kazanılmış hak mevcut olduğunu düşünüyor ise en fazla ilk kararında tutar yönünden hüküm kurması gerekirken, gerçek değeri tespitten kaçınması ve bizatihi evvelce verdiği birçok karar ile çelişen değer tespitleri üzerinden hüküm kurmasının kabul edilemez olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyada yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak davaya konusu taşınmazın gerçek değerinin tespiti ile gerçek değer üzerinden karar verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanın satışının mümkün olmadığını, satış rayici de belirlenemeyeceğinden ve yasal olarak kıyıya terk edilen taşınmazlar için tazminat ödeneceğine dair her hangi bir hüküm bulunmadığından, öncelikle davaya, bilirkişi raporuna, emsal teşkil etmeyen taşınmazların satış değerlerinin mahkemece dikkate alınarak bu yönde karar verilmesini kabulünün mümkün olmadığını, davanın kabulüne dair verilen kaldırma kararı öncesinde verilen karara karşı sadece tarafımızca istinaf yoluna başvurulduğu davacı tarafın karara karşı istinaf yoluna başvurmaması nedeniyle kazanılmış usuli hak dolayısıyla davalı idare aleyhine hüküm kurulamayacağını, tazminat hükmedilmesi hatalı olduğu gibi fahiş belirlenen bedele de itiraz ettiklerini, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği halde davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş olmasının da hatalı olduğunu beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Dairemizin kaldırma kararından sonra dosya kendisine iade edilen ilk derece mahkemesince eksiklikler giderilerek hükme esas alınan 25.02.2022 kök ve 06.11.2022 tarihli ek bilirkişi raporu ile kaldırma nedenlerinin karşılanmış olmasına, yine dava tarihi itibarıyla arsa vasfında olduğu belirlenen taşınmazın değerinin emsal yöntemiyle belirlenmesinde hukuka aykırılık görülmemiş olup, taşınmazın 2014 yılı için 315 TL olarak belirlenen m² birim fiyatı bölgenin piyasa rayiçlerine uygun bulunduğundan taraf vekillerinin bu hususa değinen istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen reddedilen miktar bakımından davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi hatalı olup, davalı vekilinin bu hususa değinen istinaf itirazı yerinde görüldüğünden, İlk Derece Mahkemesinin kararında tespit edilen ve yukarıda belirtilen yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi, davalı vekilinin istinaf başvurusunun vekâlet ücreti bakımından kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2.Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının dava konusu taşınmazı 06.01.2004 tarihli işlem ile satın aldığı, Kocaeli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/332 Esas, 2007/61 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın 20.489,72 m²lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından tespit dışı bırakılmasına karar verildiği ve kararın temyiz incelemesinden geçerek 14.01.2008 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 09.12.2014 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. 3. Dava konusu arsa niteliğindeki taşınmaza emsal kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.