Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12905 E. 2025/9261 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12905
- Karar No
- 2025/9261
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1041 Esas, 2024/2727 Karar KARAR : Esastan ret Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu ... ili, .. ilçesi, ... Mahallesi 290 ada 1 parsel sayılı 12.750,00 m² yüzölçümündeki taşınmazda 956,25 m²ye tekabül eden 24/320 payı 27.12.2001 tarihli ... yevmiye numaralı işlemle ...'den satın aldığını, ...'in de müvekkiline sattığı hisseyi ... 'den gelen devir silsilesiyle iktisap ettiğini, kök muris olan ...’e ait hissenin 1988 yılında yapılan intikal işlemi sırasında mirasçılara hatalı oranlarda intikal ettirilmesi sebebiyle Tapu Müdürlüğünce taşınmazın beyanlar hanesine 2013 yılında hisse hatasına ilişkin şerh verildiği, Tapu müdürlüğünce hisse hatasının düzeltileceğine ilişkin müvekkiline bildirimde bulunulduğunu, bu bildirime göre müvekkiline ait 24/320 hissenin 36/3200 hisse olarak düzeltilmesi gerektiğini, böylece müvekkilinin hissesine isabet eden miktarın 956,25 m²den 143,44 m²ye düşeceği, böylece müvekkilinin hissesinde 812,81 m²lik eksilme olacağını, müvekkilinin tapu kütüğünün hatalı tutulması nedeniyle uğradığı zararının 4721 sayılı Kanun 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazine tarafından tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; yasal süre geçtikten sonra dava açıldığından zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, somut olayda hukuka aykırı bir durum olmadığını, tüm işlemler usul ve yasaya uygun olarak gerçekleştirildiği gibi müvekkili Hazinenin de kusurunun bulunmadığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesini, müvekkili Hazinenin bu tür davalarda yasal hasım olduğunu ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden Hazine aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğini ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; yasal süre geçtikten sonra dava açıldığından zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, somut olayda hukuka aykırı bir durum olmadığını, tüm işlemler usul ve yasaya uygun olarak gerçekleştirildiği gibi müvekkili idarenin de kusurunun bulunmadığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesini, müvekkili Hazinenin bu tür davalarda yasal hasım olduğunu ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden Hazine aleyhine vekâlet ücretine ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, taşınmazın arsa vasfında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, emsal alınan taşınmazın uygun niteliğe sahip olmadığını, emsal karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi yanlış olduğu gibi, fazla vekâlet ücreti hesaplandığını, davacı tarafından talep edilmediği hâlde dava tarihinden itibaren faize hükmedildiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına kayıtlı 24/320 hissenin hatalı olarak intikal ettirilmesi nedeniyle Tapu Müdürlüğünce 36/3200 hisse olarak düzeltilmesi sonucu davacının hissesine isabet eden miktarın 956,25 m²den 143,44 m²ye düşürüldüğü, söz konusu düzeltme işleminin yasaya uygun olarak yapıldığı, tapuda düzeltim işleminin yargılama aşamasında kesinleşmiş olduğu, davacıya ait hissenin tashih işlemi sonucu küçülmesi nedeniyle 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tapu sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklanan sorumluluk şartlarının oluştuğu, davacının zararının karşılanması gerektiği, değerlendirme tarihi itibarıyla vasfı arsa olarak belirlenen taşınmazın değerinin resmi veriler ışığında emsal satış yöntemiyle belirlendiği, değerlendirme tarihi itibarıyla bilirkişi heyetince takdir edilen 4.070,00 TL/m² değerin taşınmazın konumuna ve çevresel faktörlere göre adil ve hakkaniyete uygun olduğu, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.