Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12903 E. 2025/9031 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12903
- Karar No
- 2025/9031
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2249 Esas, 2024/2228 Karar KARAR : Esastan ret Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 5946 parsel sayılı 392,00 m2 yüzölçümlü arsa niteliğindeki taşınmazın maliki olup taşınmazı 1988 yılında bedel karşılığında satın aldığını, dava konusu taşınmazın tapu kaydına 05.07.2019 tarihinde 12883 yevmiye numaralı işlemle ... Kadastro Müdürlüğü tarafından ... ilçesi, ... Mahallesi 6337 parsel sayılı (yeni 16884 ada 8 parsel ) taşınmaz ile mükerrerlik oluşturduğu ve tapu kaydının mükerrer kadastro nedeniyle iptal edilmesi gerektiği yönünde şerh verildiğini, söz konusu şerh nedeniyle davacının taşınmazdan tasarruf edemeyeceğini, 6337 parsel sayılı taşınmazın 26.11.1956 tarihinde Hazine adına, dava konusu taşınmazın ise gerçek kişi adına 18.05.1957 tarihinde kadastro tespiti gördüğünü, davalı Hazinenin tapu sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklanan bütün zararlardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, taşınmazın dava tarihi itibarıyla belirlenecek tazminat bedelinden şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsilini, dava konusu taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının zarara uğradığından söz edilemeyeceğini, tazminat istemi koşullarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne 635.722,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağını, dava açılamayacağını, gerçekleşen olayda Hazinenin kusursuz sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dava konusu taşınmazın 270,52 m2lik kısmının mükerrer kadastro ve orman sahasında kalması nedeniyle taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman olarak Hazine adına tesciline karar verildiği ve hükmün kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi sonucu tapu sicilinin hatalı tutulmasından dolayı davacının zararının oluştuğu, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak dava tarihi itibarıyla değerinin tespit edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. 5. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmazın 13.01.1957 tarihinde dava dışı... adına kadastro tespitinin yapıldığı, akabinde 18.05.1957 tarihinde adı geçen şahıs adına tapuya tescil edildiği, 29.06.1988 tarihinde ise satış yoluyla davacıya geçtiği, diğer taraftan ... ilçesi, ... Mahallesi 6337 parsel (yeni 16884 ada 8 parsel) sayılı taşınmazın senetsizden ...adına 26.11.1956 tarihinde kadastro tespiti yapılarak 18.05.1957 tarihinde tapu kütüğüne tescil edildiği, ardından ... Kadastro Müdürlüğünün ilgili talimat yazısı doğrultusunda; dava konusu taşınmazın, 6337 parsel sayılı taşınmazla mükerrer kadastroya konu olan 270,52 m²lik kısmının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22 nci maddesinin birinci fıkrasına istinaden tapu sicilinden terkin edilebileceğinin bildirildiği, tapu kaydının beyanlar hanesine 06.05.2020 tarihli ... yevmiye numarasıyla " Bu taşınmazın 270,52 m2si ... ilçesi, ... mah. 6337 parselle mükerrer olarak tescilli orman sınırı içinde kalmaktadır." şerhinin konulduğu; öte taraftan, aynı hukuki nedenlere dayanılarak tapu iptal ve tescil istemiyle ... tarafından açılan davada yapılan yargılama sonucunda, ... 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/151 Esas, 2023/58 Karar sayılı kararıyla, dava konusu taşınmazın 270,52 m²lik kısmının orman tahdit sınırı içerisinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 01.04.2023 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 07.11.2019 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır. 6. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal incelemesi yapılarak değer biçilmesine ve taşınmazın bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 7. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.