Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12871 E. 2025/9955 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12871
Karar No
2025/9955
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/64 Esas, 2024/292 Karar KARAR : Husumet yokluğundan ret/Kabul Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı ... yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 399 ada 8 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 16.03.2015 tarihli ve 2014/75 Esas, 2015/190 Karar sayılı kararı ile davalı ... yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 16.03.2015 tarihli ve 2014/75 Esas, 2015/190 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan incelemede, arazi niteliğindeki taşınmazın zeminine net gelirine göre değer biçilmesi yöntem itibarıyla doğru olduğu gibi, üzerinde bulunan ağaçlara maktuen değer biçilmesinde de bir isabetsizlik görülmediği, ancak taşınmazın konumu ve bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özellikleri dikkate alınarak, gelir metoduna göre tespit edilen metrekare birim bedeline % 30 oranında objektif değer artırıcı unsur ilave edilerek bedel tespit edilmesi ve kamulaştırılan taşınmaz baraj gölü içinde kaldığından, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16/C maddesi uyarınca tapudan terkinine karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Birinci Karar Mahkemenin 08.03.2018 tarihli ve 2017/22 Esas, 2018/61 Karar sayılı kararı ile davalı ... yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 08.03.2018 tarihli ve 2017/22 Esas, 2018/61 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan incelemede, ilk kararda dava konusu taşınmazın çıplak metrekaresine 16,84 TL değer biçildiği ve bu husus bozma konusu yapılmadığından davacı idare lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeden, bozma sonrası dava konusu taşınmazın çıplak metrekaresine 18,12 TL değer biçen bilirkişi kurulu raporu hükme esas alınmak suretiyle fazla bedel tespiti ve ... dışındaki davalılar mahkemece verilen ilk kararı temyiz etmediklerinden bu hususun davacı idare lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeden, bozma sonrası alınan ve kararı temyiz etmeyen davalıların payını da kapsar şekilde objektif değer artışı uygulayan bilirkişi kurulu raporu hükme esas alınmak suretiyle fazlaya hükmedilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 25.06.2020 tarihli ve 2019/245 Esas, 2020/141 Karar sayılı kararı ile davalı ... yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir. E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin 25.06.2020 tarihli ve 2019/245 Esas, 2020/141 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan incelemede, Mahkemece bozma sonrası resen hesaplama yapılmak suretiyle kamulaştırma bedeli tespit edilmiş ise de usuli kazanılmış haklar gözetilerek hesap ayrıntısı da kararda yazılmak suretiyle kamulaştırma bedeli ve davacı idareye iade edilmesi gereken miktarın tespit edilmesi gerekirken soyut ifadelerle kamulaştırma bedeli ile davacı idareye iade edilmesi gereken miktarın tespit edilmesinin doğru görülmediği, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmemesinin doğru olmadığı, Mahkemece davacı idare tarafından fazladan depo edilen miktarın iadesine ilişkin hükümde dosyadaki mevcut veraset ilamlarındaki paylara göre davalılardan tahsiline şeklinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden ise davanın kabulüne karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; tespit edilen kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının işletilmesinin hatalı olduğunu, idare lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, objektif değer artışı uygulanmasının yerinde olmadığını, kapitalizasyon faiz oranının %5 alınması gerektiğini, münavebe planına esas alınan ürünlerin verim miktarlarının yüksek alındığını, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerinin uygulanmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. 3. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesi hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Yargıtayın hukukî güvenlik ve hukukî öngörülebilirliğin temini amacıyla içtihat birliğini sağlama görevinin bulunduğu nazara alınarak yapılan değerlendirmeye göre; 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi uyarınca 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinin 7 nci bendi gereğince kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının 1 nolu bendinde yer alan ''dava tarihi olan 13/06/2014'' ibaresinin hükümden çıkarılmasına, yerine ''dava tarihinden dört ay sonrası olan 14.10.2014" ibaresinin yazılması, yine aynı paragrafta yer alan "kamu alacaklarına uygulanan en yüksek" ibaresi çıkarılarak yerine "yasal" kelimesi yazılmak suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/12871, K. 2025/9955, T. 30.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-12871-e-2025-9955-k-a9e17cd12897