Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12447 E. 2025/9680 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12447
Karar No
2025/9680
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/350 Esas, 2023/336 Karar KARAR : Ret Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin tapunun ... ili, ... ilçesi, ... mevkii 376 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde hisseli malik olan ... ve ...'in vekili ... ile taşınmazdaki hisselerin alım satımı konusunda anlaştıklarını, yapılan anlaşma doğrultusunda taşınmaz malikleri adına vekâleten ... 30.11.2005 tarihinde dayanak vekâletname ve müvekkilimin kimlik bilgileri ile satış işlemi için ... Tapu Müdürlüğüne başvuru yaptıklarını, tapu sicil memurları tarafından ön inceleme yapıldığını ve evrakların tam olduğu görülerek aynı gün içine resmî senedin imzalanması için randevu verdiklerini satış işlemi için gerekli harç ve masrafların yatırıldığını, randevu saatinde müvekkilinin ve taşınmaz maliklerinin vekili ...'in ... Tapu Müdürlüğünde hazır bulunduklarını ve 30.11.2005 tarihli ve ... yevmiye sayılı resmî senedinin tapu sicil memurları huzurunda imzalandığını, bu resmi senet ile müvekkilinin ... ilçesi, ... beldesi, ... mevkii 376 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 286/2400 hissesini ...'den 5.000,00 TL bedel karşılığı 914/2400 hissesini ...'dan 10.000,00 TL karşılığı satın aldığını ve toplam 15.000,00 TL'yi nakden ve peşin olarak ödediğini, resmî satış işleminden sonra taşınmazın 1200/2400 hissesinin müvekkili adına tapu siciline kayıt edildiğini ve müvekkiline tapu senedi düzenlenerek teslim edildiğini, müvekkilinin satın aldığı taşınmaz ile ilgili olarak ... Tapu Müdürlüğü tarafından 2012 yılı Nisan ayında telefonla arandığını ve müvekkilinin Tapu Müdürlüğüne davet edildiğini, müvekkilinin telefonla çağrılması üzerine ... Tapu Müdürlüğüne gittiğinde Sicil Müdürü tarafından ifraz nedeniyle kapalı olan taşınmazın kendisine satıldığını ve taşınmazın sahiplerinin daha önce söz konusu taşınmazı üçüncü bir kişiye sattıkları ve 30.11.2005 tarihli satış akdinde satıcı olarak görünen kişilerin ifraz sonrası oluşan parsellerde bile hak sahibi olmadıklarının ifade edildiğini, müvekkilinin 376 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 1200/2400 hissesini tapu sicilindeki kayda güvenerek satın aldığını, eğer ki tapu sicilindeki kayıt usulüne uygun olarak tutulmuş olsa idi müvekkilinin söz konusu satış akdini yapmayacağını ve zarara uğramayacağını belirterek dava tarihi itibarıyla ... ilçesi, ... beldesi, ... mevkii 376 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 1200/2400 hissesine karşılık gelen (3.065 m² miktarlı) taşınmazın rayiç değerinin tespitine, fazlaya ilişkin haklarının ve müvekkilinin gerçek zarar miktarının tespit edildiğinde taleplerini arttırma hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin tapu kaydının hatalı tutulmasından uğradığı zarar nedeniyle 15.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 11.06.2015 tarihli ve 2013/147 Esas, 2015/211 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1.Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan hüküm kurulduğu, şöyle ki; dosyadaki bilgi ve belgelere göre 1850 parsel 12280 m² zeytinlik vasfı ile 26.12.1983 tarihinde hükmen ... ve ... adına 1/2 eşit paylarla tescil edilmiş ve 2040 parsel ise 3850 m² yüzölçümü zeytinlik vasfı ile kadastro komisyon kararı sonucu 24.08.1983 tarihinde ... ve ... adına 1/2 eşit paylarla tescil edilmiş iken 09.05.1997 tarihli ve 1268 yevmiye numaralı işlemle bu iki parselin tevhidi sonucu (12280 m² + 3850m²) oluşan 376 ada 2 parsel sayılı taşınmaz tapuya 6130 m² olarak tescil edilmiş (aslında iki parselin toplamı 16130 m² olduğu ve tevhide ilişkin belgede bu şekilde yazdığı hâlde, tapuya 6130 m² olarak tescil edilmiştir.) aynı işlemle tekrar ifraz edilmiş ve 376 ada 3 parsel 9990 m² olarak ..., ... ve ... adına ve 376 ada 4 parsel ise 6140 m² olarak ... adına tescil edilmiştir. Tevhidle oluşan 376 ada 2 parsel ifrazla 376 ada 3 ve 4 parsellere gittiği hâlde, 376 ada 2 parselin tapu kaydı kapatılmadığından davacı 376 ada 2 parsel maliklerinden olan ... ve ...'dan toplam 1200/2400 hissesini 30.11.2005 tarihinde satın almış ve tapuda 6130 m² yüzölçümü ile kayıtlı olan 376 ada 2 parselin 1200/2400 hissesi davacı adına 30.11.2005 tarihinde tescil edilmiş, 376 ada 2 parsel sayılı taşınmaza 22.12.2011 tarihinde “bu sayfa kapatılmadığından inceleme başlatılmış olup işlem yapılamaz” şerhi, 17.05.2012 tarihinde ise” sayfanın tevhid, ifraz taksim nedeni ile kapatılması gerekirken kapatılmadığı tespit edilmiş olup işlem yapılamaz” şerhi yazılmıştır. Mahkemece davacının dava konusu taşınmazı tapu kaydına güvenerek satın aldığı belirtilmişse de davalı Hazine tarafından sunulan 04.06.2013 tarihli dilekçede taşınmazın ifraz ve tevhid işlemleri sırasında ... Belediye Başkanlığı ... işlerinde ... memuru olarak görev yaptığı, ifraz ve tevhid dayanağı 15.04.1997 tarihli 96 sayılı ... encümeni kararında imzasının bulunduğu ileri sürülmüş olmasına rağmen Mahkemece 1850 ve 2040 parsellerin tevhidine ve tevhid ile oluşan 376 ada 2 parselin ifrazına ilişkin dayanak belgeleri getirtilmek sureti ile davalı Hazinenin iddialarının doğru olup olmadığı araştırılmamış, gelen belgelerde davacının imzası var ise 376 ada 2 parselin kapatılması gereken bir kayıt olduğunu bilip bilmediği ya da bilmesi gerekip gerekmediği, taşınmazı edinirken iyiniyetli hareket edip etmediği hususları tartışılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmiş olması yerinde görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 15.06.2021 tarihli ve 2018/329 Esas, 2020/386 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 15.06.2021 tarihli ve 2018/329 Esas, 2020/386 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; davacının, davaya konu taşınmazın ifraz ve tevhid işlemleri sırasında ... Belediye Başkanlığı ... işlerinde ... memuru olarak görev yaptığı, ifraz ve tevhid dayanağı 15.04.1997 tarihli ve 96 sayılı ... encümeni kararında imzasının bulunduğu anlaşıldığından bu nedenle davacının iyiniyet iddiasına itibar edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmadığından mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu taşınmazla ilgili olarak imzası bulunan veya memur olarak yaptığı herhangi bir işlem bulunmadığını, encümen kararının üzerinden 8,5 yıl geçtikten sonra 30.11.2005 tarihinde 376 ada 2 parselin 1/2 hissesini satın aldığını, taşınmazların ifraz tevhit işlemleri .... Müdürlükleri tarafından yapıldığı, ifraz ve tevhit işlemine ilişkin Belediyenin tek değerlendirmesi sadece sakınca olup olmadığı yönünde bir görüş bildirmek olduğu, belediye de bu değerlendirmesini mevcut imar planlarına esas alarak yaptığı, dava konusu taşınmazın 1997 yılında imar planı sınırları içerisinde olmadığı, dolayısıyla Belediye için son derece basit bir değerlendirme ile sakınca bulunmadığına dair karar, işlemi yapacak ... Müdürlüğüne bildirildiği, bahsi geçen encümen kararı ifraz-tevhit işleminin dayanağı olmadığı. dayanak belgelerin encümen kararında geçen tevhid ve ifraz folyesi davacının görevli olmadığı ... Müdürlüğü tarafından düzenlendiği, müvekkilini Belediye kayıtlarına göre sadece 1997 yılında 157 adet inşaat ruhsatı , 308 adet iskan ruhsat düzenlediği, 231 adet encümen kararına imza attığı bu işlem yoğunluğu içerisinde aradan 8 yılı aşkın zaman geçtikten sonra bir encümen kararındaki bir cümle içerisinde geçen tevhid-ifraz işlemini müvekkilimin bilmesi beklenemeyeceği, 2003 yılında belediyedeki ... memurluğu görevi sona erdiği bu tarihten sonra yapılan belediye işlemlerinde müvekkilimin imzası/bilgisi bulunmadığı, aradan 8,5 yıl geçtikten sonra 30.11.2005 tarihinde 376 ada 2 parselin 1/2 hissesini satın aldığı, dava konusu, 376 ada 2 parsel sayılı taşınmazın, tapu kütüğündeki sayfasının ifraz (ayırma) işlemi sonrasında kapatılması gerektiği ve tapu sicil görevlileri tarafından her ne sebeple olursa olsun tapu kütüğü sayfasının kapatılmadığı, tapu sicil görevlilerinin kusuru zararın oluşmasında doğrudan etken olduğu, dolayısıyla zarar ile sicilin hukuka aykırı tutulması arasında açık bir illiyet bağı olduğundan ve karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlı Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinde "(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." hükmü düzenlenmesi gereği davalı lehine maktu 17.900,00 TL vekâlet ücreti hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücreti hükmedilmesi de hatalı olduğundan Mahkeme kararının bozulması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinin koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 4. Davacıların davasının tamamen reddedildiği gözetildiğinde karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereği davacılar aleyhine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci fıkrası uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının; hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinin hükümden çıkartılması, yerine "Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği 17.900,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/12447, K. 2025/9680, T. 25.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-12447-e-2025-9680-k-189ed6632ec9