Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12370 E. 2025/9260 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12370
- Karar No
- 2025/9260
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1211 Esas, 2024/1036 Karar KARAR : Esastan ret Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu ... ili, ..., ... köyü 3542 parsel sayılı 3.890,00 m² yüzölçümündeki taşınmazı bedelini ödemek suretiyle iktisap ettiğini, taşınmazı satın aldıktan sonra 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uygulama çalışması yapıldığını, taşınmazın Kayseri ili, ..., ... Mahallesi 3323 ada 2 parsel sayılı taşınmaz olarak 1.964,70 m² yüzölçümü ile tapuya tescil edildiğini, böylece taşınmazın alanında 1.925,30 m²lik azalma olduğunu, müvekkilinin tapu kütüğünün hatalı tutulması nedeniyle uğradığı zararının 4721 sayılı Kanun 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazine tarafından tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu işlem Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirildiğinden, müvekkili Hazine yönünden husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesini, kadastro faaliyetleri sırasındaki ölçüm hatalarından doğan zararlardan dolayı 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi kapsamında Devletin sorumluluğunun söz konusu olmadığını, hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu işlem Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirildiğinden, müvekkili Hazine yönünden husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesini, kadastro faaliyetleri sırasındaki ölçüm hatalarından doğan zararlardan dolayı 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi kapsamında Devletin sorumluluğunun söz konusu olmadığını, hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın reddine karar verilmesini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda .... ili, ..., ... köyünde yapılan kadastro çalışmalarında 3542 parsel sayılı 3.890,00 m² yüzölçümlü arsa vasıflı taşınmazın senetsizden ... adına tespit ve 10.04.1972 tarihinde tapuya tescil edildiği, 25.08.2003 tarihinde arsanın tamamının satış suretiyle ...'a, 04.09.2012 tarihinde ...'e devredildiği, 10.09.2018 tarihinde kesinleşen ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/457 Esas, 2018/649 Karar sayılı ilamıyla tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verildiği, yörede 2022 yılında 3402 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yapılan kadastro yenileme çalışmalarında ... ili, ..., ... Mahallesi 3323 ada 2 parsel sayılı ve 1.964,70 m² yüzölçümüyle 20.05.2022 tarihinde tapuya tescil edildiği, tesis ve uygulama kadastrosu arasında 1.925,30 m² yüzölçümü farkının bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince harita mühendisi bilirkişilerden alınan raporda; farklılığın, 1971 yılında yapılan tesis kadastrosu esnasında yapılan tersimat hatası ve tesis kadastrosu yapım tarihindeki teknik yetersizlikten ötürü kullanılan ölçüm aletlerinin ölçü hassasiyetine bağlı olarak ölçüm hatası yapılmasından kaynaklandığının belirtildiği, taşınmazın vasfının arsa olarak belirlenerek emsal karşılaştırması yoluyla zararın hesaplandığının anlaşılmasına göre İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosyada bulunan bilgi ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; dava konusu ... ili, ..., ... köyü 3542 parsel sayılı taşınmazın davacı tarafından 3.890 m² yüzölçümü ile iktisap edildiği, 3402 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda taşınmazın ... ili, ..., ... Mahallesi 3323 ada 2 parsel sayılı taşınmaz olarak 1.964.70 m² yüzölçümüyle tespit edildiği, tespit işleminin 26.04.2022 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 13.12.2022 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.