Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12065 E. 2025/10836 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12065
- Karar No
- 2025/10836
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/9 Esas, 2024/1376 Karar KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: Muratlı Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/147 Esas, 2022/332 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili ve yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Tekirdağ ili, Muratlı ilçesi, ... Mahallesi 485 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın değerli olduğunu, idarenin düşük değer teklif ettiğini, artan emsal rayiçler nedeni ile keşif ve yeniden değerlendirme yapılarak takdir edilen bedelin taraflarına ödenmesi ile gereken kamulaştırmanın yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline ve yol olarak terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kapitalizasyon faiz ve objektif değer artışı oranlarının hatalı uygulandığını, bilirkişi raporlarında üretim giderleri düşük ve münavebeli ürünlerin getirebileceği gelirler gerçek değerlerinden yüksek veriler ele alınarak yüksek kamulaştırma bedeli hesaplandığını, yol geçirilmesi ile taşınmaz yola cepheli hale geldiğinden taşınmazın değerinde kamulaştırma nedeni ile meydana gelecek değer artışının da tazminat hesabında gözönüne alınması gerektiğini ileri sürmüştür. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 11.02.2022 tarihi itibarıyla yapılan 9 celsede Mahkeme davacıya bilirkişilerce belirtilen tutarı kesin süre içerisinde depo etmeleri için ihtar vermiş ise de davacının 9 celse boyunca bu bedeli depo etmediğini, etmediği gibi bunu bir mazerete de bağlamadığını, bu nedenle her defasında davanın reddedilmesi gerektiği ve duruma muvafakat vermediklerinin söylenmesine rağmen bu durumun da değerlendirilmediğini, davacı lehine defalarca kesin süre verilmesinin, açıkça kanuna ve usule aykırı olduğunu, bu durumdan ötürü davalı şirketin zarara uğradığını, 21.06.2020 tarihinde alınan bilirkişi raporunda tespit edilen bedelin üzerinden 2 seneden fazla süre geçtiğini, Mahkemeye defalarca güncel bedel için rapor talebinde bulunmalarına rağmen bu hususun da değerlendirilmediğini, belirlenen değerin güncel değerlerin çok altında olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kamulaştırma bedelinin ödenmesi için 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi gereğince davacı tarafa en fazla iki kez süre verilmesi gerektiği halde bu kanun hükmüne açıkça aykırı olarak yedisi kesin olmak üzere toplam sekiz defa süre verildiği , yargılamanın sadece bu sürelerin verilmesinden ötürü takriben 1 yıl 8 ay uzadığı (ilk süre 09.02.2021 tarihli celsede verilmiş, 11.10.2022 tarihli celsede ise dava kabul edilmiştir.) hükme esas alınan bilirkişi raporunda değer takdirinin dava tarihine göre 2020 yılı değerleriyle yapıldığı, davanın açıldığı tarihten ibaren 4 aylık sürenin bitim tarihinden karara bağlandığı tarih arasında geçen sürede uygulanacak yasal faizin, taşınmazın bedelini karşılamayacağı, böylece Anayasa’nın 46 ncı maddesinin birinci fıkrasında ifadesini bulan "gerçek karşılık" 'ın temin edilemeyeceği, Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 29.03.2023 tarihli ve 2022/14640 Esas, 2023/3085 Karar sayılı emsal kararına göre göre, usul ekonomisi gözetilerek davalı tarafın işin esasına girilmesini istemediği de nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne hükmedilmesi doğru görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararında dava konusu parselin kamulaştırma bedelini depo etmek üzere 2942 sayılı Kanun'da belirtilen sürelerden fazla süre verildiği belirtilerek bedel tespiti ve tescil davasının reddine karar verildiğini, bu karar 2942 sayılı Kanun'un bedel tespitine ilişkin hükümlerine aykırı olup davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, kamulaştırma bedeli İlk Derece Mahkemesince verilen sürelerde maddi imkansızlık nedeni ile yerine getirilemediğini, ayrıca Mahkemesince tespit edilen kamulaştırma bedeline faiz yürütüldüğünden davanın reddi kararı doğru olmadığını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.