Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/11156 E. 2025/8917 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/11156
Karar No
2025/8917
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1100 Esas, 2024/1287 Karar KARAR : Esastan ret/Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar Taraflar arasındaki 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/A maddesi gereği tapu kaydındaki yüzölçümün azalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Hazine vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak,düzeltilerek yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 149 ada 32 (eski 520) taşınmazın 1950 'li yılların başında yapılan tapu ve kadastro tespiti ile 25.840,00 m² olarak tapuya tescil edildiğini, dava konusu taşınmazın davacı ... ... tarafından eski maliklerinden 23.08.2000 tarihinde satın alıp tasarrufta bulunduktan 19 yıl sonra 3402 sayılı Kanun'un 22/A maddesi uyarınca bölgede yenileme kadastrosu çalışmalarının yapıldığını, kesinleşen ve 11532 yevmiye numarası ile 25.03.2019 tarihinde tescili sağlanan işlem ile 22/A uygulamasından önce 25.840,00 m² olan taşınmazın 149 ada 32 parsel numarası ile 17.666,16 m² olarak tescil edildiğini, bu kadastro yenilemesi sonucunda davacının hissesinden 8.173,84 m² azaldığını bildirerek zararının 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın ilk tesis kadastrosu 5602 sayılı kanun çerçevesinde klasik yöntemle yapıldığını, ancak paftanın uygulama niteliğini kaybetmesi, teknik sebeplerle yetersiz kalması, eksikliğin görülmesi ve zemindeki sınırları gerçeğe uygun olarak göstermediğinin anlaşılması üzerine 3402 sayılı Kanun'un 22/2 a bendi hükümlerine göre uygulama kapsamına alındığını, sınırlama yapılan adada, kadastro parsel sınırları ilk tesis kadastrosu sırasında var olan ve şu anda da zeminde mevut bulunan sabit tesisler ile parsel sınırları, güncel teknoloji ve teknikle yeniden ölçüldüğünü, 2012 tarihli ortofoto 1950 tarihli hava fotoğraflarından yararlanılarak alan hesapları yeni koordinatlarına sayısal olarak hesaplandığını, bu adada bulunan parsellerin tapu alanlarındaki değişim ise ilk tesis kadastrosu yapım aşamasında kullanılan ölçüm ve hesaplama yöntemlerinin günümüz teknolojisi ile yapılan ölçüm ve hesaplama yöntemlerine göre hassasiyet derecesinin düşük olmasından kaynaklandığını bildirerek 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tapu sicilinin tutulmasından doğan tüm zararlardan devlet kusursuz sorumlu ise de tamamının 25.840,00 m² olduğu taşınmazın 8.173,84 m² azaldığı iddiasına dayanıldığını, söz konusu azalma iddiası tüm taşınmazın neredeyse 1/3 'ne karşılık geldiğini, esasen zeminde bir azalma da söz konusu olmadığını, bu miktardaki bir azalma iddiası göz yordamı ile tespit edilebilecek miktarda olup gerçekte zeminde bir azalma olmadığından davalı idare yönünden illiyet bağının kesildiğini bildirerek davalı ... yönünden illiyet bağı kesildiğinden davanın husumetten, talebin reddi halinde ise sorumlu bulunmadığından esastan reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uygulama kadastrosunun kesinleştiği tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak faizin başlangıç tarihinin düzeltilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminden kaynaklı Hazineden tazminat istenemeyeceğini, uygulama kadastrosuyla tesis kadastrosundaki hatanın düzeltildiğini, taşınmazın zemindeki sınırlarında değişiklik bulunmadığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesindeki koşulların oluşmadığını, tespit edilen tazminat miktarının çok yüksek olduğunu, emsal incelemesinin tam olarak yapılmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda 1951 yılında yapılan kadastro çalışmalarında tespit ve tescile tabi tutulan taşınmazın, sonradan yüzölçümünün 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama ile azalması nedeniyle oluşan zararın da kadastro işlemlerinden kaynaklandığı, taşınmazın yüzölçümündeki eksilme sebebiyle oluşan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında tazmininin gerektiği, çekişmeli taşınmazın belediye sınırları içinde olması, güney doğu sınırında yapılaşmaların bulunması ve yola cepheli olması karşısında net tarımsal gelir metoduyla ve objektif değer artışı uygulanarak tespit edilen tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, ne var ki tazminat istemine konu taşınmazın uygulama kadastrosunun kesinleştiği tarih itibarıyla değeri tespit edildiğinden, davacı vekili de dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde uygulama kadastrosunun kesinleştiği tarihten itibaren faiz talebinde bulunduğundan uygulama kadastrosunun kesinleştiği 26.02.2019 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiği halde İlk Derece Mahkemesince dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmediğinden davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz itirazında bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; 1951 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 570 parsel sayılı 25.840,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın tarla niteliği ile .... adına tespit ve tescil edildiği, 23.08.2000 tarihinde satış yoluyla davacıya geçtiği, 2018 yılında 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında 17.666,16 m² yüzölçümüyle tarla niteliği ile 149 ada 32 parsel numarasını aldığı, uygulama kadastrosunun 26.01.2019-25.02.2019 tarihleri arasında ilan edildiği, itiraz edilmeksizin kesinleşmekle tapuda tescil işleminin yapıldığı, böylelikle taşınmazın yüzölçümünde 8.173,84 m² azalma olduğu, bunun üzerine davacının 08.02.2022 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır. 3. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesinde ve dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/11156, K. 2025/8917, T. 17.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-11156-e-2025-8917-k-3df5a450f2a2