Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10284 E. 2025/3605 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/10284
Karar No
2025/3605
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/207 Esas, 2024/282 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Rize ili, ..., ... Mahallesi 49 ada 32 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.01.2020 tarihli ve 2018/457 Esas, 2020/20 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 08.09.2020 tarihli ve 2020/1120 Esas, 2020/1569 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi gereği kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre davaya konu yerin değerinin belirlendiği, mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, davacı idare vekilinin tüm, davalılar vekilin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile dosya içindeki Rize Belediye Başkanlığının 06.02.2018 tarihli cevabi yazılarına ekli kamulaştırma öncesi ve sonrası durumu gösterir imar planları örneği ve 06.03.2017 tarihli cevabi yazılarında kamulaştırmadan arta kalan 854,41 m² yüzölçümlü taşınmaz tek başına yapılaşabileceği belirtilmiş ise de inşaat alanı taban oturum alanı vb. alanlarda kısıtlamalar gerçekleştiğinin belirtildiği dikkate alınarak ve arta kalan kısmın yüzölçümü, geometrik durumu gözetilerek arta kalan kısımda değer azalışı oranı ile ilgili somut verilerle gerekçeli ek bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken soyut ifadelerle arta kalan kısımda %5 oranında değer kaybı oranı belirleyen ek bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporununda keyfi, denetime kapalı olarak yüksek m² birim fiyatı belirlendiğini, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı idareye 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası gereğince usulüne uygun süreler verildiği ve davacı idarece fark bedel bloke edilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmemesi doğru olmadığı gibi hüküm kurmaya elverişsiz ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak metrekare birim fiyatının düşük belirlendiğini, arta kalan kısma %50'den daha fazla değer azalışı olmasına rağmen daha az değer azalışının kabulü ile aza hükmedildiğini, ayrıca bedelin Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosya içindeki bilgi ve belgelere, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda yazılı gerekçelere göre; dava konusu taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan kısmına belirlenen oranda değer kaybı olduğunun kabulü ile kamulaştırma bedelinin tespit edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması doğrudur. 4. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun hükmün ONANMASINA, Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/10284, K. 2025/3605, T. 18.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-10284-e-2025-3605-k-3cde83bef445