Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2023/7621 E. 2024/504 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/7621
Karar No
2024/504
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/893 Esas, 2023/1188 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Aliağa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/712 Esas, 2022/747 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı idare vekili, davalı kayyım vekili ile Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili, davalı kayyım vekili ile Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Hükmü temyiz etme hakkı, hukuki yararı bulunmak kaydıyla davanın taraflarına ve aleyhine hüküm kurulan üçüncü kişilere aittir. Eldeki davada, her ne kadar Mahkemece Hazine karar başlığında davalı olarak gösterilmiş ise de taraf sıfatı ve temyiz hakkı bulunmayan Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı idare vekili ile davalı kayyım vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, Aliağa ilçesi, ... köyü, 466 parsel sayılı taşınmazın 6.194,68 m²lik kısmının kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini, yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı kayyım ... vekili, usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile işbu bedelden, acele el koyma bedelinin mahsup edilmesi suretiyle bankaya depo edilen fark bedele 27.04.2019 tarihinden karar tarihi olan 16.11.2022 tarihine kadar yasal faiz işletilerek işlemiş yasal faiziyle birlikte 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun Hükümleri uyarınca yönetim kayyımı olarak atanan ...'na derhal ödenmesine, kamulaştırılan kısmın tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline, yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili, davalı kayyım vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın kısmi kamulaştırılması nedeniyle arta kalan kısmın değer kaybına uğradığından söz edilemeyeceğini, değer azalışı oranının hatalı belirlendiğini, taşınmazın sulu değil kuru tarım arazisi niteliğinde olduğunu, sulama kaynağının açıkça gösterilmesi gerekirken gösterilmediğini, kapitalizasyon faiz oranının % 4 olarak uygulanmasının hatalı olduğunu, davanın kabulüne rağmen davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı kayyım vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, rapora karşı itirazları karşılanmadan karar verildiğini, daha yüksek oranda objektif değer artışı uygulanması gerektiğini, tespit edilen kamulaştırma bedelinin çok düşük olduğunu, taşınmazın gerçek değerinin tespiti gerektiğini, Mal Memurlarının Kayyımlığı Hakkında Yönetmeliğin ilgili maddesinde yapılan değişiklik uyarınca, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürünün kayyım olarak tanımlandığını, dolayısıyla fark bedelin de İzmir Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürüne ödenmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; DSİ sulama havzası içinde kalan sulu tarım arazisi niteliğindeki taşınmaza buğday, mısır (dane), silajlık mısır ve pamuk münavebesi esas alınarak % 4 oranında kapitalizasyon faiz oranı ile % 50 oranında objektif değer artışı uygulanması suretiyle resmi verilere göre değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, talep olmadan Mahkeme takdiri ile Hazine davaya dahil edildiğinden, Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş olmasının doğru olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili, davalı kayyım vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı kayyım vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca davaya konu taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan kısmı için belirlenen değer kaybı oranının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci maddesi ile 12 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Sulu tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net geliri esas alınarak; üzerinde bulunan yapıya aynı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmi birim fiyatı esas alınıp yıpranma payı düşülerek, ağaca ise yaş, cins ve verim durumuna göre maktuen değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş; kamulaştırmadan arta kalan kısmın yüzölçümü, geometrik şekli ve kullanım durumu dikkate alındığında uygulanan değer azalışı oranının uygun olduğu sonucuna varılmıştır. 3. Acele kamulaştırma dosyasında mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın DSİ sulama alanı içerisinde kaldığı, doğusunda derenin bulunduğu tespit edildiğinden, taşınmazın sulu tarım arazisi niteliğinde olduğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. 4. Dava konusu taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ile objektif değer artış oranı uygun görülmüştür. 5. Dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun ve ilgili yönetmelik uyarınca, Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/347 Esas, 2016/38 Karar sayılı kararı ile davaya konu taşınmaz için yönetim kayyımı olarak atanan İzmir Defterdarlığına tespit edilen kamulaştırma bedelinin ödenmesine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 6. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş olmasında hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. 7. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Hazine Vekilinin Temyizi Yönünden; Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, B. Davacı İdare Vekili ile Davalı Kayyımı Vekilinin Temyizi Yönünden; Davacı idare vekili ile davalı kayyım vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı idare ve Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, davalı kayyımdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/7621, K. 2024/504, T. 16.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2023-7621-e-2024-504-k-0e6f21f6aa75