Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2013/4800 E. 2013/9598 K.

Konu: Zincirleme Biçimde Nitelikli Zimmet

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2013/4800
Karar No
2013/9598
Karar Tarihi
Konu
Zincirleme Biçimde Nitelikli Zimmet

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Zincirleme biçimde nitelikli zimmet HÜKÜM : Zincirleme biçimde basit zimmet suçundan mahkumiyet EK TEBLİĞNAMEDEKİ DÜŞÜNCE : Bozma Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 22/05/2012 tarihli, 2011/7-315 Esas ve 2012/210 sayılı Kararında vurgulandığı üzere, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesinin “temyiz edilen karar” bölümünde ilamın tarih ve numarasının yazılı olması karşısında, dilekçede yer alan “...verilen kararı usul ve yasalara aykırı bulduğumuzdan temyiz etmekteyiz. Yukarıda izah edildiği ve Yüksek Heyetçe de re'sen nazara alınacak sair nedenlerle mahkeme kararının bozulmasını arz ve talep ederim.” ibarelerinin sanık hakkında zimmet suçundan verilen mahkumiyet hükmünü de kapsadığı gözetilerek yapılan incelemede; Sanık hakkında zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kamu davası açıldığı, 3628 sayılı Yasanın 17 ve 18. maddelerine göre Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın zimmet suçunun zarar göreni olması sebebiyle kanun yolu muhakemesinde bu suç yönünden davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanununun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağına sahip bulunduğu nazara alınarak 3628 sayılı Yasanın 17 ve 18. maddeleri ile CMK'nın 237/2 ve 260. maddeleri uyarınca Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın zimmet suçu ile sınırlı olmak üzere davaya müdahil olarak kabulüne, sahtecilik suçundan dolayı vaki katılma talebi konusunda ise mahallinde mahkemesince bir karar verilmesi mümkün görüldüğünden, zimmet suçundan kurulan hükmün Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı vekili ile sanık müdafiin temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan açılan kamu davası ile ilgili olarak, dava zamanaşımı süresi içinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür. Nitelikli zimmet suçunun düzenlendiği 5237 sayılı TCK'nın 247. maddesinin 2. fıkrasında hile kavramının tanımının yapılmadığı, hilenin ne olduğu konusunda 5237 sayılı TCK’da da herhangi bir açıklığın bulunmadığı, ancak uygulamada istikrar kazanmış içtihatlara göre fail tarafından yapılan davranışın hileli olarak kabul edilebilmesi için belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olması, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketlerin bulunması gerektiğinin kabul edildiği, esasen hangi davranışların hileli olduğu ve bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği yolunda genel bir kural koymak kolay olmamakla birlikte, olaysal olarak değerlendirme yapılması, olayın özelliği, sanığın konumu, fiille olan ilişkisi, suçun işlenmesinde kullandığı araçlar gibi hususlar ayrı ayrı nazara alınmak suretiyle sonuca ulaşılması gerektiği nazara alındığında; dava konusu somut olayda sanığın eylemlerinin, tahsilatlar icraat hesap fişlerinde belirtilen miktarlara göre yapıldığından saymanlık hesaplarının kurum içinde yapılacak basit bir kontrolü, icraat hesap fişleri ile kurumda kalan muhasebe yetkilisi mutemedi alındı makbuzlarının ikinci nüshalarının karşılaştırılması sonucu anlaşılması mümkün olduğundan, bu itibarla sanığın zimmetinin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarından bahsedilemeyeceğinden, tebliğnamedeki bozma isteyen 1 no.lu düşünceye iştirak edilmemiş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; Suçun 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı vekili ile sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmaksızın düzeltilmesi mümkün bulunduğundan aynı Yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanarak, mahkemenin ceza tayinine yönelik alt sınırı benimsemesine ilişkin takdiri de gözetilerek hüküm fıkrasına “Sanığın, cezanın infazından sonra başlamak üzere, 5237 sayılı TCK'nın 53/5. maddesi uyarınca ceza miktarının yarısı olan 2 yıl 7 ay 7 gün süre ile TCK'nın 53/1-a madde ve fıkra hükmündeki hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına,” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2013/4800, K. 2013/9598, T. 02.10.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2013-4800-e-2013-9598-k-d9844cfa0d3c