Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2012/8847 E. 2013/6060 K. – Görevi Kötüye

Konu: Görevi Kötüye Kullanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2012/8847
Karar No
2013/6060
Karar Tarihi
Konu
Görevi Kötüye Kullanma

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Görevi kötüye kullanma HÜKÜM : Mahkümiyet, beraet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; Köy muhtarı ve ihtiyar heyeti azası olan sanıklar hakkında 10 adet arsanın usulsüz satışına ilişkin isnad dışı kalan diğer iddialar yönünden görevi kötüye kullanma suçlarına ilişkin kamu davasında katılan sıfatını alabilecek surette doğrudan zarar görmesi sözkonusu olmayan müştekiler ... ve ...'ün gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen, katılma isteminin reddine dair ara kararlar usul ve kanuna uygun olduğundan, müştekiler vekilinin temyiz taleplerinin CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, ancak, sanıkların köye ait 10 adet arsanın usulsüz satışını yaparak işledikleri iddia olunan görevi kötüye kullanma suçundan doğrudan zarar görme ihtimali olan, kovuşturma aşamasında katılma istemi reddedilen müştekiler ... ve ...'ün katılma isteminin reddine ilişkin kararın kaldırılarak CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca anılanların katılan olarak kabulü ile, dosyanın esastan incelenmesine karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Sanıkların köy yerleşim planında yer alan 10 adet arsanın usulsüz satışını yaparak işledikleri iddia olunan görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraet hükümlerine yönelik katılanlar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yoncalı köyü yerleşim alanında bulunan ve köy tüzel kişiliği adına tescil edilen 10 adet arsanın 442 sayılı Köy Kanununa eklenen 3367 sayılı Yasanın 13 ve Köy Yerleşme Alanı Uygulama Yönetmeliği 10 ila 13 maddeleri uyarınca Yoncalı Köyü İhtiyar Heyetinin 16/08/2005 tarihli satış kararı üzerine, aynı köyde ikamet eden katılan ...'ün yazılı, katılan ...'in ise sözlü olarak arsa satın almak için müracaatta bulundukları, sanık ...'nın soruşturma aşamasındaki savunmasından anlaşılmakla, 15/09/2005-30/09/2005 tarihleri arasındaki askı ilan süresi sonunda satışın yapılmadığı bu kez köy ihtiyar heyetinin 16/05/2006 günü aldığı kararla, önceki satış kararının “bazı nedenlerle” ertelendiğinden bahsedilip, bu arsaları almak için daha önceden muhtarlığa başvuran ve müracaat formlarını ibraz eden ve sanıklarla akrabalığı olduğu iddia edilen katılanların dışındaki 6 kişiye 10-15 Mayıs 2004 tarihlerinde ibraz ettikleri belirtilen dilekçelerine istinaden şifahi beyanla satışın yapıldığı anlaşılmakla, katılanların satış talebi hususunda olumlu-olumsuz ne tür karar alındığı ve işlem yapıldığı araştırılıp, taleplerin işlemsiz bırakılması halinde de katılanların mağduriyetine neden olunup olunmadığı, anılanların arsa alma haklarının bulunup bulunmadığı karar yerinde tartışılarak sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, kalan 4 arsa için müştekilerin alımda bulunabileceği yönündeki savunmaya itibarla atılı suçun sabit olmadığına ilişkin yetersiz gerekçe ve eksik incelemeyle sanıkların beraetlerine karar verilmesi, Kabule göre de; Sanıkların eylemi sabit görülmeyerek beraetlerine karar verilmesine rağmen uygulama maddesinin 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e yerine 223/2-c olarak gösterilmesi, Köy muhtarı olan sanık ...'nın köy tüzel kişiliğine ait taşınmazlara yapılan tecavüzlere göz yumarak işlediği iddia olunan görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkümiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanığın köy tüzel kişiliğine ait olup köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunan arazilere yapılan tecavüzü yetkili makamlara bildirmeyerek görevini ihmal ettiğinin iddia edilmesi ve eylemin muhtarlık görevinin sürdüğü iddianame tarihine kadar temadi etmesi karşısında, zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı gözetilerek yapılan incelemede; 5237 sayılı TCK’nın 154/2. maddesinde; köy tüzel kişiliğine ait olup köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunan mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz malların kısmen veya tamamen zapt edilmesi, bunlar üzerinde tasarrufta bulunulmasının suç olarak düzenlendiği, dava konusu olayda somut olarak hangi yerlere kimler tarafından tecavüzde bulunulduğunun iddia edildiği araştırılıp, böyle bir durum varsa köy muhtarı olan sanığın, köylünün ortak kullanım alanı olan yerlere tecavüzlerin önlenmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunmamasından ibaret eyleminin, aynı Yasanın 279. maddesinde düzenlenen kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçunu oluşturacağı gözetilmeden bu konuda yeterli açıklama ve gerekçe gösterilmeden, eksik inceleme ile görevi kötüye kullanma suçundan mahkümiyet hükmü kurulması, Kabule göre de; Hükümden önce 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2 madde-fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi karşısında TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun buna göre değerlendirilmesi yapılmadan hüküm kurulması, Sanık ...'nın mevzuat gereği tahsis edilen arsalarla ilgili tapu iptali yönünde gerekli işlemleri yapmayarak işlediği iddia olunan görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkümiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanığın eyleminin muhtarlık görevinin sürdüğü iddianame tarihine kadar temadi ettiği gözetilerek, 442 sayılı Köy Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 15. maddesi gereği 01/03/2000 tarihinde dağıtımı yapılan “arsalara hak sahipleri tarafından tapu tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde bina yapılmadığı takdirde, köy muhtarlığınca alınacak yargı kararı ile arsaların, tapularının iptaliyle köy tüzel kişiliğine tescil ettirilir” hükmüne aykırı olarak yasal işlem başlatmayarak 5237 sayılı TCK'nın 257/2. maddesindeki görevi kötüye kullanma suçunu işlediği anlaşılmakla; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda işlediği bu suç ile sübutu halinde Köy Yerleşim Planında yer alan 10 adet arsanın usulsüz satışına ilişkin suçun zincirleme biçimde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeden anılan eylemlerin bağımsız suç kabulüyle fazla ceza tayini, Hükümden önce 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2 madde-fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi karşısında TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun buna göre değerlendirilmesi yapılmadan ve alt sınırın aşılma gerekçesi gösterilmeden, teşdit belirtilmeden hüküm kurulması, Kanuna aykırı, katılanlar ... ve ... vekilinin ve sanık ... müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre, bozmanın hükmü temyiz etmeyen diğer sanıklara da CMUK'nın 325. maddesi gereğince TEŞMİLİNE, 03/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2012/8847, K. 2013/6060, T. 03.06.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2012-8847-e-2013-6060-k-4e43aef4026e