Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2012/6138 E. 2013/5507 K. – Görevi Yaptırmama

Konu: Görevi Yaptırmamak İçin Direnme, Hakaret, Kasten Yaralama

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2012/6138
Karar No
2013/5507
Karar Tarihi
Konu
Görevi Yaptırmamak İçin Direnme, Hakaret, Kasten Yaralama

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret, kasten yaralama HÜKÜM : Mahkümiyet (sanık ... yönünden), temyiz isteminin reddi (sanık ... yönünden)

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Sanık ... hakkında verilen temyiz isteminin reddine dair kararın yapılan incelemesinde; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nın 311. maddesi hükmüne göre eski hale getirme talebiyle birlikte temyiz talebinde bulunulması halinde, inceleme merciinin Yargıtay'ın ilgili dairesi olduğu, bu itibarla mahkemece 29/12/2010 tarih ve 2008/68 Esas, 2009/426 sayılı (Ek) Karar ile verilen, eski hale getirme talebinin reddine dair kararın yok hükmünde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 13/03/2012 tarih ve 2011/6-386 Esas, 2012/99 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; her ne kadar kararda başvurulacak yasa yollarına ilişkin bildirimde, sürenin başlangıcının “tefhim veya tebliğ” şeklinde gösterilmesi nedeniyle bildirimin eksik ve yanıltıcı olduğu, bu durumun eski hale getirme nedeni olarak kabulü ile temyiz başvurusunun süresinde yapıldığı ileri sürülebilirse de, yoklukta verilen hükme ilişkin olarak temyiz süresinin, sanığın bu hükmü usulüne uygun olarak öğrenmesi yani tebliğle işlemeye başlayacağı açık olduğundan, bildirimde ayrıca “tefhim” kelimesine de yer verilmesi, sanık açısından yasa yolu süresinin tebliğ ile işlemeye başlayacağı gerçeğini değiştirmeyeceğinden, tebliğnamede yer alan, hüküm fıkrasındaki yedi günlük temyiz süresinin tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren başlamasına dair kaydın tereddüt oluşturması nedeniyle sanığın temyizinin süresinde kabul edilmesi gerektiğine dair düşünceye iştirak edilmemiştir. 02/03/2007 tarih ve 26450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi Ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul Ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik" in 7. maddesi gereğince iddianamenin kabulü kararı ile birlikte Baro tarafından soruşturma evresinde

görevlendirilen müdafiin görevinin sona erdiği, bu nedenle soruşturma evresinde görev yapan müdafiiye yapılan gerekçeli karar tebliğinin usulsüz olduğu, ancak 07/10/2010 tarihinde gerekçeli kararın sanık ...'e, duruşmada bildirdiği ve bilinen en son adresinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve sanık tarafından görevlendirilen müdafiin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 310. maddesinde öngörülen yasal süre geçtikten sonra, 10/12/2010 tarihli dilekçe ile hükmü temyiz ettiği anlaşılmakla, sanığın "kararın kendisine usulüne uygun tebliğ edilmediği" iddiasına dayanan ve yasal gerekçe içermeyen eski hale getirme talebinin reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan temyiz isteminin reddine dair kararın ONANMASINA, Sanık ... hakkında verilen mahkümiyet hükümlerinin yapılan temyiz incelemesinde; Görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçları birden fazla kamu görevlisine karşı işlendiği halde TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanmaması ve mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni sayılmamış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesindeki hakların tümünü koşullu salıverilme tarihine kadar kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık ve müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hükümlerde yer alan hak yoksunluğuna ilişkin bölümler çıkarılarak yerine “Sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili haklarından koşullu salıverilme tarihine, 53/1. maddesinde yazılı diğer haklarından 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" denilmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2012/6138, K. 2013/5507, T. 21.05.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2012-6138-e-2013-5507-k-bf0e710ae466