Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2012/12381 E. 2013/6971 K. – Görevi Yaptırmam
Konu: Görevi Yaptırmamak İçin Direnme, Hakaret
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/12381
- Karar No
- 2013/6971
- Karar Tarihi
- Konu
- Görevi Yaptırmamak İçin Direnme, Hakaret
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret HÜKÜM : Mahkümiyet Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Sanık ...'un yokluğunda verilen 28/07/2009 tarihli hükmün, yargılama aşamasında bildirdiği adrese 30/09/2009 tarihinde Tebligat Kanununun 21. maddesine göre, ayrıca 03/02/2010 tarihinde birlikte yaşadığı eşine ve 04/02/2010 tarihinde yine Tebligat Kanununun 21. maddesine göre tebliğ edildiği, süresi içinde temyiz yoluna başvurulmaması nedeniyle hükmün 11/02/2010 itibariyle kesinleştirilerek infaza verildiği, sanığın 18/06/2010 tarihinde cezanın infazı için cezaevine alındığı, infaz aşamasında 05/10/2010 tarihinde CMK'nın 231/5. maddesinden faydalanmak için dilekçe veren sanığın ayrıca 11/10/2010 tarihinde kararı temyiz ettiğine ilişkin dilekçe de verdiği hususlarının anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 13/03/2012 gün ve 2011/6-386 E. 2012/99 K. sayılı kararına göre; 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan CMUK’nın 310. maddesi uyarınca, yokluğunda verilmiş olan karara yönelik temyiz isteminin tebliğden itibaren bir hafta içerisinde yapılması gerekmekte olup, son olarak 04/02/2010 tarihinde tebliğ edilen hükme karşı bir haftalık süreden sonra 11/10/2010 günü temyiz başvurusunda bulunulduğu, her ne kadar kararda başvurulacak yasa yollarına ilişkin bildirimde, sürenin başlangıcının “karar tarihi” şeklinde gösterilmesi nedeniyle bildirimin eksik ve yanıltıcı olduğu, bu durumun eski hale getirme nedeni olarak kabulü ile temyiz başvurusunun süresinde yapıldığı ileri sürülebilirse de, yoklukta verilen hükme ilişkin olarak temyiz süresinin, sanığın bu hükmü usulüne uygun olarak öğrenmesi yani tebliğle işlemeye başlayacağı açık olduğundan, bildirimde “karar tarihi” kelimesine de yer verilmesinin, sanık açısından yasa yolu süresinin tebliğ ile işlemeye başlayacağı gerçeğini değiştirmeyeceği, cezaevine 18/06/2010 tarihinde giren ve öncesinde adli para cezasının ödenmesi için kendisine ödeme emri gönderilen sanığın; cezaevinde bulunmasını gerektiren hükmün içeriğinden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilerek, Sanığın, usulüne uygun olarak tebliğ edilen hükmü 1412 sayılı CMUK'nın 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra temyiz etmiş olduğu anlaşılmakla temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek aynı Kanunun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, sanık ... hakkındaki hükümlere yönelik temyiz itirazları ile sınırlı inceleme yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için, aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de, bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, zarar kavramının ölçülebilir, belirlenebilir (somut), maddi zarara ilişkin olduğu, manevi zararı kapsamadığı, buna karşın direnme ve hakaret suçlarının meydana getirdiği bir zarardan söz edilemeyeceği gözetilerek, daha önce işlediği kasıtlı bir suç bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 231/6. maddedeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin, dosya içeriğine uymayan "zararın giderilmediği" şeklindeki yetersiz gerekçeyle sanık hakkında CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, Kabule göre de; Hakaret ve direnme eylemlerinin birden fazla görevliye karşı zincirleme olarak, direnme eyleminin ayrıca birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesine rağmen sanığın cezalarının TCK'nın 43/2 ve 265/3. maddesi gereğince artırılmaması suretiyle eksik cezaya hükmolunması, Kısa süreli hapis cezaları seçenek yaptırıma çevrilirken uygulama maddesi olan TCK'nın 50/1-a maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine aykırı davranılması, Seçimlik cezanın öngörüldüğü hakaret suçu yönünden hapis cezası seçilmesine rağmen, TCK'nın 50/2. maddesine aykırı olarak hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, HSYK'nın 07/11/2012 gün ve 606 sayılı Kararı uyarınca dosyanın İstanbul Anadolu 23. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.