Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2010/10991 E. 2012/13495 K. – Zimmet, Sahteci

Konu: Zimmet, Sahtecilik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2010/10991
Karar No
2012/13495
Karar Tarihi
Konu
Zimmet, Sahtecilik

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Zimmet, sahtecilik HÜKÜM : Sahtecilik suçundan sanıklar Bülent, Veysi ve Hıdır'ın beraetlerine, sanıklar Şeyhmus ve Abdürrahman'ın mahkümiyetlerine, sanık ... hakkında zimmet suçundan açılan davanın değişen suç niteliğine göre dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığı kabul edilerek zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; Sanık ... müdafiin, 30/12/2008 tarihinde usulüne uygun olarak kendisine tebliğ edilen hükmü 1412 sayılı CMUK'nın 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra 04/06/2010 günlü dilekçe ile temyiz etmiş olduğu anlaşılmakla temyiz talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek aynı Kanunun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, temyiz dilekçesinin içeriği itibariyle katılan Hazine vekilinin temyiz talebinin ise beraet ve ortadan kaldırma hükümleri ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Sanıklar Bülent, Veysi ve Hıdır hakkında sahtecilik suçundan verilen beraet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde; Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraet hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, Sanık ... hakkında verilen mahkümiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde; Mardin ili Kızıltepe ilçesi Çıplak köyünde kanalizasyon şebekesi yapılması için alınan karar doğrultusunda, 07/10/1998 tarihinde uygun görülen 1. keşif özeti ile işin toplam bedelinin 4.000.000.000 (4.000,00) TL olarak kabul edildiği, Bayındırlık ve İskan Bakanlığının (Çevre ve Şehircilik Bakanlığı) 12/10/1998 tarihli yazısı ile 1997 yılı köy kalkınma payından 2.500.000.000 (2.500,00) TL'nin adı geçen köye tahsis edildiği, 28/10/1998 tarihli kaymakamlık oluru ile; işin, her türlü işçilik ve malzeme taşerona ait olmak üzere emaneten yapılmasına ve emanet komisyonunun köy muhtarı Nayif Korhan'ın başkanlığında, azalar Davut Budak, Mehmet Korhan ve Mardin Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü inşaat teknikeri olan sanık ...'ın katılımı ile oluşturulmasına karar verildiği, 28/10/1998 tarihli emanet komisyonu kararı ile; ihalenin, en uygun teklifi veren ...'a verildiği, ihale bedelinin 2.462.500.000 TL olarak belirlenmesi ile 28/10/1998 tarihinde yer tesliminin yapıldığı, 10/11/1998 tarihli 1. hakediş raporu ile toplam 1.157.923.148 TL'nin ve 23/02/1999 tarihli 2. hakediş raporu ile toplam 1.342.076.852 TL'nin taşerona ödenmesine karar verildiği, her iki hakediş raporu ile ilgili olarak il müdürü ... imzasıyla Kızıltepe Ziraat Bankasına 10/10/1998 ve 25/02/1999 tarihlerinde yazı yazıldığı, ihaleye konu işin eksik yapılmasına rağmen tamamı yapılmış gibi hakediş belgeleri düzenlendiğinden bahisle başlatılan soruşturma sonunda, gerçekte 410 metrelik boru döşenmesine ve 2 adet rögar yapılmasına rağmen 830 metrelik boru döşendiği ve 12 adet rögar yapılarak sahte hakediş belgeleri düzenlendiği iddiasıyla kamu davalarının açıldığının anlaşılması karşısında; Davaya konu hakediş belgelerinin düzenlenmesinden yaklaşık 5 yıl sonra, taşeron ... ve köy muhtarı ...'ın katılımıyla ve yer göstermesiyle yapılan keşif sonucu düzenlenen inşaat bilirkişisi raporu ve daha sonra Sayıştay emekli uzman denetçileri tarafından düzenlenen rapor içeriklerine göre yapılan imalat değerlerinin, hakediş raporlarında belirtilen miktarın altında olduğu, köy muhtarı Nayif Korhan tarafından 20/10/2000 tarihinde Mardin Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğüne yazılan dilekçe ile; 830 metre borunun ve 10 adet rögar kapağının eksiksiz olarak yapıldığı bildirilmesine rağmen bu kişinin yargılama sırasında tanık olarak alınan ifadesinde; dilekçede belirtilen malzemenin köye getirilip bırakıldığını, ancak döşenmeden geri götürüldüğünü bildirdiği, bu dilekçeye müdürlük tarafından verilen 03/11/2000 tarih ve 6075 sayılı cevap yazısının ise, somut bilgilere dayanmadığı, olayın üzerinden yaklaşık 15 yıl geçmiş olması nedeniyle yeniden yapılacak keşfin sonuca etkili görülmediği, inşaat bilirkişisi raporu, Sayıştay emekli uzman denetçilerinden alınan bilirkişi raporu ve toplanan diğer delillerin hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu dikkate alınarak, tebliğnamede bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, mahkemenin kabul ve takdirine göre 765 sayılı TCK'nın 339/1 ve 5237 sayılı TCK'nın 204/2. maddelerindeki üst sınırın farklı olması ve 765 sayılı TCK uyarınca belirlenen teşdit miktarı karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 204/2. (teşdiden 3 yıl 9 ay hapis), 43. maddelerine göre temel cezanın 3 yıl 20 ay 7 gün hapis cezası olacağı ve bu hususun orantılılık ilkesine aykırı olmayıp sanık lehine olduğu gözetilmiş, kamu görevlisi olan sanık hakkında mahkümiyet hükmünün kanuni sonucu olarak, lehe olduğu kabul edilen 765 sayılı TCK'nın 31. maddesinin uygulanmaması ise hükmün kanuni sonucu olması karşısında infaz aşamasında gözetilmesi mümkün bulunduğundan bozma nedeni yapılmamıştır. Delillerle iddia ve savunma; duruşma gözönünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanık ve müdafiin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, Sanık ... hakkında zimmet suçundan açılan ve değişen suç niteliğine göre dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığı kabul edilen dava ile ilgili verilen ortadan kaldırma hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde ise; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle düşmesi yerine ortadan kaldırılmasına karar verilmesi, Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu cihet yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hükümde yer alan "ortadan kaldırılmasına" ibaresinin çıkartılıp, yerine "CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca Düşmesine" yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2010/10991, K. 2012/13495, T. 24.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2010-10991-e-2012-13495-k-97d0df9488bd